9 C
İstanbul
Pazartesi, Temmuz 26, 2021
Ana Sayfa Genel SPARTAKÜS’ÜN KILICI VE HOLLYWOOD

SPARTAKÜS’ÜN KILICI VE HOLLYWOOD

 

 

‘’Holywood’un Spartaküs’ü’’ Kirk Douglas, 103 yaşında hayatını kaybetti. Douglas’ın bütün dünyaca tanınması 1960 yılında oynadığı Spartaküs filmiyle olmuştu. Bu filmin yasaklı senaristini savunarak Amerika’da karanlık bir döneme son vermişti. 15 yıldır süren korkunç bir sansürü ve cadı avını ‘’Spartaküs benim’’ diyerek bitirmişti. Jül Verne’in korkusuz zıpkıncısı Ned Land’ı ve Vincent filminde de sanat hegemonyasına meydan okuyan Van Gogh’u da oynamıştı; ama Spartaküs filminde kılıcıyla gerçek hayattaki karanlığı da yırtmıştır.
Savaş sonrası Amerika’da komünizm karşıtlığı üzerinden korkunç bir baskı ortamı oluşturuldu. Özellikle sanatçılar, yazarlar, medya ve sinema çalışanları hedef alındı. Komünistler, komünistlerle iş yapanlar, komünist diye ihbar edilenler, sorgulandılar, itiraflara ve ihbarlara zorlandılar. Komünist veya sempatizanı diye fişlenenlere hiçbir yerde çalışma ve yaşama hakkı tanınmadı. Hollywood’da fişlenenlerin sayısı 300’den fazlaydı Kara Listeye alınanlar arasında Charlie Chaplin ve Orson Welles de vardı. FBİ, Chaplin’in bir salon bolşeviği olduğunu not etmişti. Chaplin 1952 yılında Amerika’dan kaçmak zorunda kaldı. Savcılık Chaplin’in ABD’ye girişinin yasaklandığını açıkladı. Orson Welles ise 1947 yılında kaçmıştı: O da ‘’radikal fikirlerinden dolayı kara listedeydi.

 

 

Sorgulamaları, kongre(meclis) adına bir komite yapıyordu.(Amerika karşıtı Faaliyetleri İzleme Komitesi) Yüzlerce kişi çağırıp sorguladı. Sorguya çağrılanlardan, 10 yönetmen, oyuncu ve senarist soruları cevaplamayı reddettiler. (Bunlara ‘’Holywood onlusu’’ denecekti). Cevaplamayı reddedenler hapis ve para cezasına çarptırıldılar. Aleyhlerine bütün medya ve sinema dünyası harekete geçirildi. On kişiden biri de senarist Dalton Trumbo idi. Trumbo, 1947 yılında listeye alınmadan önce Hollywood’un en başarılı ve en çok kazanan senaristlerinden biriydi. 1950 yılında cevap vermeyi reddettiği için hapse atıldı. Hapisten çıktıktan sonra hem gerçek hayatta kendini gizlemek zorunda kaldı hem de senaryolarını sahte isimlerle yazmak zorunda kaldı. Başka isimlerle yazdığı iki senaryosu Oscar aldı. Senaryoları Robert Rich takma adıyla yazmıştı.
1960 yılına gelindiğinde bu senaryoları Dalton Trumbo’nun yazdığı biliniyordu. Ancak Trumbo ve listedekiler üzerinde korkunç baskı, tehdit ve ambargolar devam ediyordu. İşte o yıl, Kirk Douglas kılıcını çekti. Howard Fast’ın Spartaküs romanını alıp Trumbo’nun evine geldi. Herkesin veablı gibi kapısından geçmeye korktuğu Trumbo’yla yüz yüze konuşarak Spartaküs senaryosunu yazmasını teklif etti. Film çekimleri sırasında, senarist olarak Trumbo’nun gerçek adının yazılacağını söyledi. Yapımcılardan ve yönetmen Anthony Mann’dan itirazlar gelince Douglas, ‘’bensiz bu fimi çekemezsiniz Spartaküs benim’’ diye cevapladı yönetmeni kovup yerine Stanley Kubrick’le devam etti. Trumbo’nun gerçek isminin yazılacağı duyulunca, medya kuruluşlarından, sinema tekellerinden tehditler geldi. Filmin hiçbir sinemada gösterimine izin vermeyeceklerini söylediler.
Tabii Douglas hiçbir tehdide aldırmadı. Film Trumbo’nun da adıyla gösterildi. Kara liste delinmişti. Ondan sonra listedekiler üzerindeki ambargolar fiili olarak kalktı. Film bütün dünyada izlendi. Cesur Spartaküs’ün isyancı,onurlu hikayesini tüm dünya hayranlıkla izledi. 13 sene Trumbo’ya ambargo uygulayan Holywood, filmine dört dalda Oscar verdi ama senaryo dalında yine de aday göstermemişlerdi. Sonuçta Kirk Douglas, Saprtaküs’ün kılıcını gerçek hayatta eline almış, tüm korkakların, despotların, muhbirlerin yüzlerine birer çizik atmıştı.
Bu yazıda amacım, Douglas’ın 103 yıllık hayatını anlatmak, Holywood’a yaptığı müdahaleyi abartmak değildi. Kirk Douglas’ın tavrının önemini göstermek için, Bugün özgürlük adına baş tacı edilen bazı yazarlar, romanlar ve filmler hakkında da bir iki cümle yazayım : Dalton Trumbo 1950 yılında hapse girdi. Aynı yıl, George Orwell ölmüştü. Üzerinden bir liste çıkmıştı. Orwell çevresindeki yazar, sanatçı ve bilim adamlarını İngiliz istihbaratına ihbar ediyordu bu listede. Listede, Amerika’nın kara listesinden kaçan iki kişinin de ismi vardı; Charlie Chaplin ve Orson Welles. Trumbo’nun hapisten çıktığı 1951 yılında CIA, Orwell’in karısını ziyaret edip Hayvan Çiftliği kitabının film haklarını satın aldı. Film CIA fonlarıyla çekildi. Tüm medyada filmi öven yazılar yazdırıldı. Yine 1984 filmi için de 1956 yılında Amerika ve dünyada tanıtılması için CIA kuruluşu olan Kültürel Özgürlük Amerikan Komitesi devreye girdi. Bu gün bu Orwell’in bu iki romanı, Türkiye’deki okullarda en çok tavsiye edilen ve öğrencilere aldırılan kitaplar. Tüm bunlar özgürlük adına yapılıyor tabii. Amerika’daki kara liste zamanında, kara derili insanlara ırk ayırımı yapılıyordu. Kirk Douglas kılıcıyla sahtekar ikiyüzlülerin maskelerine bir çizik atmıştır. Sahte özgürlükçülerin gerçek renkleri o çiziğin arkasından görünmektedir.

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

ÇOK OKUNANLAR

Karşılaşma

Konuştun mu Sait? Hani kimseyi beğenmiyordun? Hani korkaktı sana aklıselim ilerleyelim, diyenler. Şimdi karanlığa gönderdiklerine için yanıyor mu? Nasıl kıydın o küçücük kara gözlü kıza....

Söküm

Basında, Brezilya Donanması’na ait uçak gemisinin İzmir’deki bir gemi söküm tesisinde söküleceği, haberleri dolaşıyordu. 600 ton asbest içeren geminin yola çıktığı zamanlarda Cihat, aylardır...

KOD-29

    KOD-29      Yeni mekanıma yerleşip doğayı dinlerken, karnımın gurultusunu duydum. Anladım ki bu doğa kuş sesleri ve çiçek kokularıyla sürdürülebilir değil. Beyni...

Masal

Tuttum bir güle aşıladım ömrünü uzattım babamın çocuk kaldım çok kısacık eskiyen bahçelerinde nar rüzgarıyla çağıran Toroslar ardından tayların al alazında tuttum bir bülbülü ağladım sarıldım anamın ninnilerine.

SON YORUMLAR

Mehmet Konyali on GICIR GICIR
Bilgehan Oğuz on “ÖDÜL SİSTEMİ”
Rasim Aşın on “ÖDÜL SİSTEMİ”
Ikbal kaynar on 46’LI
Yuksel on HIDIR DAYI
Gülbahar Yılmaz on ABU
Mustafa Düzgün on İZLER
B.Nur Erkoç on İZLER
Nur Erkoç on ASKIDA EKMEK
Özgür BAŞKAYA on #YargıtayTahliyeEt
Prof. Dr. İbrahim Bozkuş on HAŞHAŞ GAZETESİ VE KAYMAKAM ABDÜLKADİR AKSU
Ikbal kaynar on ŞİİRİM ISITIR SENİ
gulhan genc on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on BOŞ EV
Rafet Canpolat on BOŞ EV
Atilla IŞIK on BOŞ EV
Deniz on BOŞ EV
Arif Sürücü on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on ASKIDA EKMEK
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultam on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gökhan GURBETOĞLU on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gürel SÜRÜCÜ on HAYIR BABA TÜRBESİ
İlter koçak on HAYIR BABA TÜRBESİ
Fikret Ökmen on GUNDİ
Perihan sever dirican on GUNDİ
Hatem on GUNDİ
Selim DURMUŞ on GUNDİ
Hüseyin Ceylan on BERBER  
Tacettin Mert on İŞÇİ
Tacettin Mert on AGORA MEYHANESİ
Gökhan GURBETOĞLU on ANNE ÖP DENİZİ
Songül on ŞİDDET
İsmet Çallıbay on ANNE ÖP DENİZİ
Erdem KAYA on İKİ ARADA BİR DEREDE
Gürel Sürücü on ŞİİRE DAİR ÖNERİLER (2)
Hulusi keleş on AYRIK OTU
Gürel on AYRIK OTU
Mehmet İşbitiren on AYRIK OTU
Bir amatör futbolcu on AMATÖR TİYATROCULARIN DRAMI
Hasan GÜL on KUTSAL EKMEK