9 C
İstanbul
Çarşamba, Şubat 8, 2023
Ana Sayfa Edebiyat Deneme SAÇTAN YASAKLAR

SAÇTAN YASAKLAR

 

Nuray Karadağ

 

Otuz üç yıllık dostum, doğduğundan beri yani elli yıldır katlandığı baba zulmünden bezip bir örtünün altına gizlediği saçlarını kazıttı, İranlı kadınlardan habersiz. Dünyanın dört bir yanında kadınlar, saçlarını tutam tutam kesip havaya savurdular Masha Amini için.

İran’da onca yoksulluk, işsizlik, baskı, sömürü bir saç telinde patlak verdi. Saçlar havaya dikilip dünyayı saran ve sarsan bir isyan başlattı İran’da. Kadınlar, öğrenciler, işçiler, kemiklerine dayalı bıçaktan başka kaybedecek şeylerinin olmadığı bilinciyle sokaklara dökülüp protesto eylemleri yaptılar. Yüzlercesi öldü, binlercesi tutuklanıp idam cezası istemiyle hapse atıldı. Buna rağmen vazgeçmediler. Afganistan’da kadınlar Taliban’a karşı nicedir sokağa çıkmaya çalışıyorlar, canları pahasına.

Bir cemaatçi, müritlerinden yirmi dokuz yaşındaki bir adamla altı yaşındaki kızını evlendiriyor. Kız, altı yaşından itibaren cinsel istismara uğruyor. Oyun zannediyor. Yıllar geçiyor, kendine yapılanı anlıyor, şikâyet ediyor, üstü örtülüyor. Sonra mücadele ediyor, olay ortaya çıkıyor. Kadının olayı anlatırken arada bir “Annem saçımı tarayıp beni ona gönderiyordu.” demesi beyinlerde yankılanıyor. Altı yaşında bir kızın saçını tarayıp tecavüzcüsüne teslim eden anne, nasıl kıydı onun saçlarına?

Erkekler, zaman zaman kısa saç dayatan sisteme inat saçlarını uzattılar. Sonra kapitalizm çarkı, eline dolayıp onların saçlarını moda reyonuna koydu. Görece özgür kadınların saçlarının üzerinde, renginden biçimine, bakım ürünlerine kadar vahşi kapitalizm tepiniyor.

Neşet Ertaş, “Açma zülüflerin yar yar yellere karşı / Senin zülfün benim telim değil mi?” derken nahifçe, kadının saçının özgürlüğünün kısıtlandığının farkında değildi.

Zülfü yâre dokunmak, mecazen itibarlı kişileri kırmak anlamına gelse de dokunulması “helalinden” başkasına yasak olan kadın saçıdır gerçek anlamda.

Yar saçını yan taramış / İnadıma inadıma” diyor Hasan Durak. Sevgiliyi saçla vurmak yüzyılların imgesidir halk şiirinde.

Kadınlar dönüşüm değil devrim istiyorDivan şiirinde de saç, aşığı cezbeden ve ona eziyet eden olağanüstü bir nesnedir.Renginden biçimine çeşitli ad ve benzetmelerle saçtan bahsedilir. Âşıklar, hem saça bağlanmak isterler hem de bağlanmaktan şikayet ederler. Fuzuli, bir gazelinde “Ser-i zülfünde her mû sayd kılmış bir dil-i sûzan / Düşübdür sanasan bir şu’le od şem’üzre her târe” (Saçının ucundaki her kıl bir yanan gönül avlamış. Mum üzerindeki her ipliğe bir alev düşmüş zannedersin.) aşığın saça yangınını böyle anlatır.

Bence saç üzerinden en güzelini, inceliklisini, belki de Sırat Köprüsü’ne gönderme yaparak Cemal Süreya dillendirmiş: “Ve aşk; bir saç teli kadar inceydi / üstünde yürüyebilmek için / cambaz olmak değil / yürekli olmak gerekiyordu.” İranlı kadınlar şimdi bir saç teli üzerinde KOŞUYORLAR.

Saç, neden bu kadar dikkat çekiyor? Vücudumuzun en tepesinde olduğu için mi? Neden erkekler kadınların saçlarını yalnız kendilerine ait kılmak istiyorlar? Çoğu, zamanla saçsız kaldıkları için mi? Kadınlar neden saçları konusunda çok titizler? Cazibe merkezi olduğunu bildikleri için mi yoksa hep yasaklandıkları, kapatılmaya çalışıldıkları için mi?

Oysa ne güzel duygudur bir bebeğin yumuşacık saçlarını okşamak, rüzgârda saçlarını savura savura yürümek, dallar çeksin saçlarımı / yapraklar yüzümü öpsün, diyerek…

Reklam söyleminden öte, saçımızla barışmamız, dünyayı barıştırmamız gerek artık. Yasaklamadan, çekiştirmeden, içimizden geldiği gibi…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

ÇOK OKUNANLAR

TATLI RÜYALAR

  Nuray Karadağ Her şey üst üste geldi, umursayanlar için. Bir kadın cinayeti daha işlendi, iki çocuk istismarı daha ortaya çıktı. Sadece yaşadığım kentte olanlardı bunlar....

GÜLŞEN VE MÜZİK ENDÜSTRİSİ

   Müzik alanın denetimi daha çok organizasyon ve prodüksiyon firmalarının denetimindedir. Bu firmalar müzisyenlerin kendi dışlarında hareket etmesini istemedikleri gibi siyasi iktidarı elinde tutanlarla mücadele...

BÜYÜK ALEVİ KURULTAYI VE HAYAL KIRIKLIĞI

  Esat Korkmaz   Büyük Alevi Kurultayı, gerçekleştirildi: binleri topladı örgütlerimiz bu bir başarıdır ama canları bir araya getirmek her şey değildir. Kurultay, bir saati aşan bir...

NİÇİN YENİKAPI’DA OLACAĞIM?

  İnsan insan dedikleri İnsan nedir şimdi bildim Can, can deyü söylerlerdi Ben can nedir şimdi bildim (Muhiddin Abdal) Yıllar yılı Alevi - Bektaşî inancını, toplumunu yok sayarak, yok...

SON YORUMLAR

Ikbal kaynar on SALİH BOLAT VEFAT ETTİ
Mehmet Konyali on GICIR GICIR
Bilgehan Oğuz on “ÖDÜL SİSTEMİ”
Rasim Aşın on “ÖDÜL SİSTEMİ”
Ikbal kaynar on 46’LI
Yuksel on HIDIR DAYI
Gülbahar Yılmaz on ABU
Mustafa Düzgün on İZLER
B.Nur Erkoç on İZLER
Nur Erkoç on ASKIDA EKMEK
Özgür BAŞKAYA on #YargıtayTahliyeEt
Prof. Dr. İbrahim Bozkuş on HAŞHAŞ GAZETESİ VE KAYMAKAM ABDÜLKADİR AKSU
Ikbal kaynar on ŞİİRİM ISITIR SENİ
gulhan genc on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on BOŞ EV
Rafet Canpolat on BOŞ EV
Atilla IŞIK on BOŞ EV
Deniz on BOŞ EV
Arif Sürücü on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on ASKIDA EKMEK
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultam on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gökhan GURBETOĞLU on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gürel SÜRÜCÜ on HAYIR BABA TÜRBESİ
İlter koçak on HAYIR BABA TÜRBESİ
Fikret Ökmen on GUNDİ
Perihan sever dirican on GUNDİ
Hatem on GUNDİ
Selim DURMUŞ on GUNDİ
Hüseyin Ceylan on BERBER  
Tacettin Mert on İŞÇİ
Tacettin Mert on AGORA MEYHANESİ
Gökhan GURBETOĞLU on ANNE ÖP DENİZİ
Songül on ŞİDDET
İsmet Çallıbay on ANNE ÖP DENİZİ
Erdem KAYA on İKİ ARADA BİR DEREDE
Gürel Sürücü on ŞİİRE DAİR ÖNERİLER (2)
Hulusi keleş on AYRIK OTU
Gürel on AYRIK OTU
Mehmet İşbitiren on AYRIK OTU
Bir amatör futbolcu on AMATÖR TİYATROCULARIN DRAMI
Hasan GÜL on KUTSAL EKMEK