9 C
İstanbul
Cuma, Eylül 24, 2021

Mevsimsiz

Eskiden her ürünün bir mevsimi vardı, şimdi vakitli vakitsiz yetişiyor meyvesi sebzesi, diye iç geçirdi.

Önündeki tabakta irili ufaklı çilekleri yeşil saplarından ayırmaya çalışıyordu. İstanbul’daki kızıyla kendisine yetecek kadar birkaç kavanozluk çilek almıştı pazardan.

Sapları kopardıkça çileğin kırmızısı parmak uçlarından bileğine doğru incecik bir yol izlemişti. Gözleri o kırmızı yoldan geçerken dudaklarına hafif bir gülümsemenin kıvılcımı yayıldı.

Küçükken değirmenin yamacındaki arazide nisan, mayıs aylarında yabani çilekleri toplayıp bir ağaç çubuğuna dizerdi. Onlardaki baş döndürücü koku neydi öyle, ah koklamaktan yemeye kıyamazdın ki.

Geçti o günler, ne o çilekler kaldı ne değirmenin arkasındaki hafif meyilli yamaç. Hepsi her yer düz, bayır, tepe dozerlerle çay ekimine hazır hale getirildi. İnsanlar ne varsa kesti, söktü yerine çay dikti, sahte köksüz bir yeşil dolandı yamaçları, vadileri ve köyleri. Şimdi çaya günlük kota konmuş ne fayda, özellere gün doğdu, çayı maliyetinin altına üstelik vadeli vermek zorunda köylü.

Gözlerini çileğin dikensi kırmızısından akan çizgiden kurtardı, işe koyuldu. Hafif hafif atıştırmaya başlayan yağmur hızını arttırmıştı. Üstteki derenin boz bulanık uğultusu gittikçe artıyordu. Telefonuna baktı, şebeke yoktu, haberleri dinleyen herkes telefonlara yüklenmişti anlaşılan. Kızım telaşlanmıştır, kıyamam yavruma, diye üzüldü.

Yağmur durmadan yağıyor, rüzgâr sanki karanlığı yerinden sökmek için çalışıyordu.

Ocaktaki reçeli indirdi, üzerindeki kırmızı köpük çökünce kavanozlara koydu.

Gecede sadece üstteki dereyle köyün köpekleri uyanıktı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Önceki İçerikBir Başınayızdır
Sonraki İçerikMasal

ÇOK OKUNANLAR

İnsancıl Öykülerin Yazarı: Yervant Gobelyan

İnsancıl Öykülerin Yazarı: Yervant Gobelyan Mehmet Aslan Ara sıra derslerimde, beğendiğim yazarlardan öyküler okurum öğrencilerime. Okuduğum yazarlar içinde, Yervant Gobelyan kadar, öğrenciler üzerinde etki bırakan başka...

M. GÜNER DEMİRAY’IN ŞİİRİ: Yürekten Yüreğe Kanatlanan Şiirler

M. GÜNER DEMİRAY’IN ŞİİRİ: Yürekten Yüreğe Kanatlanan Şiirler Mehmet ASLAN M. Güner Demiray, Yunus Emre’den Pir Sultan’a, Tevfik Fikret’ten Nazım Hikmet’e dek sürüp gelen gerçekçi şiir...

HARABATİ BABA TEKKESİNDE NE OLUYOR?

Bir İşgal, Bir Asimilasyon Hareketi ve Alevi Bektaşi Toplumunun Bir Büyük Sınavı HARABATİ BABA TEKKESİ   Kuruluşu 480 yıl önceye kadar giden Makedonya'nın Tetova kentindeki Sersem...

Reina ve Pasha

            Reina ve Pasha            Genç ve güzel bir kadın yaklaştı, “saat kaç?” dedi.            ...

SON YORUMLAR

Mehmet Konyali on GICIR GICIR
Bilgehan Oğuz on “ÖDÜL SİSTEMİ”
Rasim Aşın on “ÖDÜL SİSTEMİ”
Ikbal kaynar on 46’LI
Yuksel on HIDIR DAYI
Gülbahar Yılmaz on ABU
Mustafa Düzgün on İZLER
B.Nur Erkoç on İZLER
Nur Erkoç on ASKIDA EKMEK
Özgür BAŞKAYA on #YargıtayTahliyeEt
Prof. Dr. İbrahim Bozkuş on HAŞHAŞ GAZETESİ VE KAYMAKAM ABDÜLKADİR AKSU
Ikbal kaynar on ŞİİRİM ISITIR SENİ
gulhan genc on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on BOŞ EV
Rafet Canpolat on BOŞ EV
Atilla IŞIK on BOŞ EV
Deniz on BOŞ EV
Arif Sürücü on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on ASKIDA EKMEK
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultam on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gökhan GURBETOĞLU on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gürel SÜRÜCÜ on HAYIR BABA TÜRBESİ
İlter koçak on HAYIR BABA TÜRBESİ
Fikret Ökmen on GUNDİ
Perihan sever dirican on GUNDİ
Hatem on GUNDİ
Selim DURMUŞ on GUNDİ
Hüseyin Ceylan on BERBER  
Tacettin Mert on İŞÇİ
Tacettin Mert on AGORA MEYHANESİ
Gökhan GURBETOĞLU on ANNE ÖP DENİZİ
Songül on ŞİDDET
İsmet Çallıbay on ANNE ÖP DENİZİ
Erdem KAYA on İKİ ARADA BİR DEREDE
Gürel Sürücü on ŞİİRE DAİR ÖNERİLER (2)
Hulusi keleş on AYRIK OTU
Gürel on AYRIK OTU
Mehmet İşbitiren on AYRIK OTU
Bir amatör futbolcu on AMATÖR TİYATROCULARIN DRAMI
Hasan GÜL on KUTSAL EKMEK