9 C
İstanbul
Pazartesi, Eylül 26, 2022
Ana Sayfa Kritik LANETLİ LAHİT VE AYASOFYA

LANETLİ LAHİT VE AYASOFYA

Mal sahibi,mülk sahibi. Hani bunun ilk sahibi? ve Kralların,halifelerin lanetleri.

MÖ 6. yüzyılda Sayda’nın Fenikeli kralı Tabnit ölünce eski Mısırdan kalma hazır bu lahdin içine defnettiler. Lahit aslında Penephtah isimli bir mısır komutanına aitti. Mısırlı komutan gömülürken lahdin üzerine ”her kim ki benim bu lahdimi açarsa tanrının laneti onun üzerine olsun” yazılmıştı. Buna rağmen Sayda kralı Tabnit ölünce bu lahite gömdüler. Onlar da Mısır lanetinin altına Fenike yazısıyla Tabnit’in lanetini yazdılar. Tabnit’in ağzından şöyle diyordu lanet: “Ben Astarte rahibi ve Saydalılar kralı Tabnit bu lahit içine gömülüyorum. Ey benim mezarımı bulan kimse her kim olursan ol benim lahitimi açma ve benim huzurumu bozma. Çünkü yanımda ne gümüş, ne altın ne de define vardır. Bu lahit’de yalnızca yatmaktayım. Bana mezar olan bu lahiti açma, bu türlü hareket Astarte’ye karşı büyük bir hakarettir. Eğer benim tebbihimi tutmaz, aksine mezar odamı açar ve benim huzurumu kaçıracak olursan, yaşayan insanlar arasında ve güneş altında nesilden ve neshepten mahrum kal ve ölüler arasında yatacak yer bulma”
Bu kral, aynı zamanda tanrının rahibi olduğunu yani şehirdeki halife olduğunu söylüyor.

İstanbul Arkeoloji müzesi Eski Ayasofya Müzesi’ne 200 metre mesafededir. Dünyanın en zengin müzelerinden biridir. Müze binası da görkemli bir yapıdır. Kurucusu Osman Hamdi Bey’dir. Osman Hamdi, 1887 yılında Sayda kazılarında İskender Lahdiyle beraber yukarıda bahsettiğim Tabnit lahdini de bulmuştu.Ağır lahitleri gemiye taşımak için Fatih’in gemileri karadan yürütmesine benzer şekilde kalaslar döşeyerek yol yaptı. Lahit İstanbul’da açıldı. Tabnit’in çıplak mumyası çıkarılarak ayrıca sergilendi. Yani üzerinde iki ayrı lanet bulunan lahit iki defa açıldı. Lanetin ilk sahibinin mumyası ne oldu bilmiyoruz;ama diğer laneti yapan Tabnit’in çıplak mumyasını müzeye gidip görebilirsiniz. Bu lanetelere aldırmayıp bilim ve sanatın yolundan giden Osman Hamdi Bey’in heykelini de müze girişinde göreceksiniz. Dünya kültür ve sanat tarihine görkemle yazılmıştır ismi.
Bu lahdin gerçek sahibi Mısırlı komutan Penephtah. Fenikeli Tabnit ise el koyup bir de lanet yazmış;ama müzeye giden biri lahdin bir Mısır lahdi olduğunu görür görmez anlar. Ama belki bir gün yine Fenike dini hakim olur. Astrate rahipleri kılıçla gelip mumyayı yerine koyarlar ve Osman Hamdi’ye lanet okurlar.Kim bilir?
Ayasofya’yı da yaptıran Justinyen iken, Fatih, benim malımdır” diye sahiplenmiş. Birileri de 600 yıl sonra mezarlardan çıkardıkları kağıtlarla lanetler okuyorlar.
Osman Hamdi’ler ölmedi. İbret için Arkeoloji müzesine bakmak yeterli olur.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

ÇOK OKUNANLAR

Dinin Siyaset Üzerindeki Etkisi ve Laiklik

Dinin Siyaset Üzerindeki Etkisi ve Laiklik:                                     ...

KAPİTALİST SİSTEMİ SORGULAYAN BİR POLİSİYE “CESETLERDEN HALLİCE”

  Cesetlerden Hallice Nuray Karadağ’ın ilk romanı, ilk romanı olmasına rağmen başarılı bir roman diyebiliriz. Gerçi Karadağ iki romanını birlikte çıkardı. İkinci romanı Kelle Koltukta....

Başak Canda ile…

https://youtu.be/kUiQBFQ-MA0 “Devrimci gerçekçilik” ve Maya Kültür Sanat Kolektifi hakkındaki sorulara cevaplar bulabileceğiniz, sevgili Başak Canda’nın Mustafa Güçlü ile gerçekleştirdiği söyleşiye buradan ulaşabilirsiniz…

GERÇEKÇİ OLMAYA YENİ BİR TAVIR, YENİŞEHİRDE BİR ÖĞLE VAKTİ

Bu yazımda Sevgi Sosyal’ın Yenişehirde Bir Öğle Vakti romanını değerlendirmeye çalışacağım. Romana baktığında kısa bir roman görünse de (iki yüz sayfa kadar) yinede bu...

SON YORUMLAR

Ikbal kaynar on SALİH BOLAT VEFAT ETTİ
Mehmet Konyali on GICIR GICIR
Bilgehan Oğuz on “ÖDÜL SİSTEMİ”
Rasim Aşın on “ÖDÜL SİSTEMİ”
Ikbal kaynar on 46’LI
Yuksel on HIDIR DAYI
Gülbahar Yılmaz on ABU
Mustafa Düzgün on İZLER
B.Nur Erkoç on İZLER
Nur Erkoç on ASKIDA EKMEK
Özgür BAŞKAYA on #YargıtayTahliyeEt
Prof. Dr. İbrahim Bozkuş on HAŞHAŞ GAZETESİ VE KAYMAKAM ABDÜLKADİR AKSU
Ikbal kaynar on ŞİİRİM ISITIR SENİ
gulhan genc on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on BOŞ EV
Rafet Canpolat on BOŞ EV
Atilla IŞIK on BOŞ EV
Deniz on BOŞ EV
Arif Sürücü on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on ASKIDA EKMEK
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultam on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gökhan GURBETOĞLU on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gürel SÜRÜCÜ on HAYIR BABA TÜRBESİ
İlter koçak on HAYIR BABA TÜRBESİ
Fikret Ökmen on GUNDİ
Perihan sever dirican on GUNDİ
Hatem on GUNDİ
Selim DURMUŞ on GUNDİ
Hüseyin Ceylan on BERBER  
Tacettin Mert on İŞÇİ
Tacettin Mert on AGORA MEYHANESİ
Gökhan GURBETOĞLU on ANNE ÖP DENİZİ
Songül on ŞİDDET
İsmet Çallıbay on ANNE ÖP DENİZİ
Erdem KAYA on İKİ ARADA BİR DEREDE
Gürel Sürücü on ŞİİRE DAİR ÖNERİLER (2)
Hulusi keleş on AYRIK OTU
Gürel on AYRIK OTU
Mehmet İşbitiren on AYRIK OTU
Bir amatör futbolcu on AMATÖR TİYATROCULARIN DRAMI
Hasan GÜL on KUTSAL EKMEK