9 C
İstanbul
Cuma, Ocak 21, 2022
Ana Sayfa Kritik KESTİM KARA SAÇLARIMI

KESTİM KARA SAÇLARIMI

“Umudumu hiç ama hiç yitirmedim. Acılarıma ezdirmedim. Şiirlerimin bir kıyıcığında da saklı tuttum. Acı varsa onu duymak başka, acıya yenik düşmek başka. Acıya yenik değiliz ne ben ne de şiirim.”
***
GÜLTEN AKIN
(6. ölüm yıldönümünde derin saygıyla…)
 
Şiirimizin yüreği sevgi dolu ablası Gülten Akın’ı 4 Kasım 2015’te 82 yaşındayken yitirmiştik. Şiirimize hem içerik hem de biçimde anlamlı bir katkı yapmış şairlerdendir. Ankara Hukuk Fakültesini bitirdikten bir yıl sonra kaymakam Yaşar Çankoçak’la evlenmiştir.(1956) Eşinin görevi dolayısıyla gittikleri kasabalarda avukatlıktan çok öğretmenlik yapmıştır.
***
Fakir Baykurt, ‘Özyaşam’ başlıklı anılarının ‘Köşe Bucak Anadolu’ adını taşıyan 4. cildinde, Gülten Akın’la Şavşat’ta 1960 öncesinde kesişen hayatını, ‘Şavşatlı Irazca’ başlıklı bölümde anlatır.
Kura çekiminde Şavşat’a ortaokul öğretmeni olarak atanan Fakir Baykurt, Şavşat kaymakamının tayini çıkıp gitmesinden sonra, kendisinin Şavşat artık kaymakamsız kalır diye düşündüğünü, ancak öyle olmadığını ve önceki görev yerlerinden sürgün edilen kaymakamla eşinin Şavşat’a geldiği günleri şöyle anlatır:
“…yeni kaymakamı verdiler. Kaymakam benim düşte göremeyeceğim biri. Gülten Akın, Ankara Hukuk Fakültesi’nde öğrenciyken sevisi basan(aşık olduğu) Yaşar Çankoçak! Tansıklık(mucize) gibi bir atama bu. Elbet Gülten de geldi! Şavşat’ta buluşmak üçümüzü de şaşırttı.
Yaşar’ın da, Gülten’in de ne can insanlar olduğunu orda daha iyi anladım. Yaşar okula geldi ben hoşgeldine varmadan. Ankara’da Muhtar Enata’yı görmüş. Bana sözü de vardı: Yücel (Dergisi)’in eski sayılarını bulacaktı. İstanbul’da depolardan aratmış. Bulduğunu yollamış Yaşar’la. Ankara’dan Şavşat’a az uz yük değil. Taşımış. ”Vereyim sana onları ama önce ben okuyayım!” dedi. İki gün sonra da Gülten buyurdu okula. Boş geçen derslerimiz çok. Bunların on iki saatini aldı. Yaşar da üstlendi biraz. İkisi de üniversite bitirmiş. Bahaneyle sık sık görüşüyoruz okulda…”
***
Gülten Akın 1970’li yıllardan itibaren ülkenin her köşesini gezip görmesinden gelen bir birikimle, toplumcu bir yönelişle emekçilerin ve halkın taleplerine sahip çıkmış, şiirinde bunu yansıtmıştır.
Şiirlerinde halk kültüründen yararlanan Gülten Akın, şiir üzerine yazılarını bir araya getiren “Şiiri Düzde Kuşatmak” (1983) kitabında, halk kaynağına inme isteğini, “halkta var olan öz ve biçimi diyalektik olarak yükseltmek, şiiri yükseltirken halkın yaşamının ve yaşam biçimlerinin yükselmesine yardımcı olmak” sözleriyle açıklar.
Şiire hem şair hem de kuram yazılarıyla 65 yıl hizmet eden Gülten Akın’ın şiirleri İngilizce, Almanca, Flamanca, Danca, İtalyanca, Bulgarca, Lehçe, İspanyolca ve İbraniceye çevrilmiştir.
Gülten Akın ve şiiri üzerine pek çok akademik araştırma yapılmıştır. İlk şiir kitabı “Rüzgar Saati” 1956 yılında yayınlanan Gülten Akın’ın “Beni Sorarsan” adlı son şiir kitabı ise 2013’te yayınlanmıştı.
“Beni sorarsan
Kış işte
Kalbin elem günleri geldi
Dünya evlere çekildi, içlere
Sarı yaseminle gül arasında
Dağların mor baharıyla
Sis arasında
Denizle göl arasında
Yanımda kediler, kuşlar
Fikrimden dolaşıyorum
…”
***
 
 
Gülten Akın’ın ‘Uzun Yağmurlardan Sonra’, ‘Deli Kızın Türküsü’ ve ‘Büyü’ olmak üzere çok sayıda şiiri bestelenmiştir. 12 Eylül faşist darbecilerince genç yaşta idam edilen Erdal Eren için yazılan “Büyü’, Grup Yorum başta olmak üzere çok sayıda sanatçı tarafından seslendirilmiştir.
BÜYÜ
“Büyü de baban sana,
Büyü de büyü
Acılar alacak yokluklar alacak,
Büyü de baban sana
Büyü de baban sana,
Büyü de büyü
Bitmez işsizlikler, açlıklar alacak,
Büyü de baban sana
Büyü de baban sana,
Büyü de büyü
Baskılar, işkenceler,
Kelepçeler, gözaltılar,
Zindanlar alacak
Büyü de baban sana,
Büyü de büyü
Büyüyüp de on yedine geldiğinde,
Baban sana idamlar alacak…”
***
1972’de Ankara’ya yerleştikten sonra Türk Dil Kurumu’nda çalışmıştır. Sonrasında uzun yıllar İnsan Hakları Derneği, Halkevleri, Dil Derneği gibi demokratik kitle örgütlerinde çalışma yürütmüştür.
Beş çocuğu olan Gülten Akın, ülkemizin önde gelen insan hakları savunucularından biriydi.
“…
Haksızlık nerde olursa olsun
Zulüm nerden gelirse gelsin
Barışla, sevdayla olmayacaksa
Ey gerçek sesimiz, ey büyük kavga
Yankılan dağdan dağlara
Yankılan dağdan dağlara”
(Gülten Akın- Oğlanın Türküsü)
***
Şiiri insanla insan, insanla dünya arasındakini seçerek başka bir düzleme aktarıp yeniden kuran bir olgu olarak değerlendiren Gülten Akın, şiiri; “hedefe doğru giden bir ok” olarak niteler. Şiiri, nesnel dayanağı olan coşkulu bir söylem, güçlü bir iletişim aracı olarak niteleyen Akın, şiir, “yeniden düzenlenmesi gereken yaşama, dünyaya usla karşı çıkış, başkaldırıdır” diyor.
“…
Ölenler ve kalanlar seni bağışlamayacaklar
Duyuyor musun yüreğim
unutma sakın unutma
bağışlama sakın
sakın düşmanını sevme
sakın susma
bekle büyük kavgayı bekle
anlıyor musun yüreğim”
Ölümünün 6. yıldönümünde, ülkesine ve halkına olan inancını ve güvenini yansıtan “Biriken” şiirinden dizelerle bitirelim.
“…
Her şey birikir
Gösteren parmaklar, gören gözler
Susan konuşan birikir
Yargılarlar davasız dosyasız
Silahsız sözcüksüz kansız kavgasız
Dağ mı değil, ova mı
Kent mi alan mı, değil
Bir ülke insan birikir”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

ÇOK OKUNANLAR

SANATIN SIR’LANAN SERÜVENİ

“Sanatın evrenselliği, sanatın toplumları bir ilke, bir amaç uğruna birleştirici özelliği, toplumlar üzerindeki fikirsel ve duygusal etkisi tartışılamaz. Bu etki eski dönemlerden günümüze değin...

Kenar Mahalle Rapsodisi

Susunca taşlaşır insan nadasa bırakılmış dağ olur yaban. Tulumba sesinde yorulur ruhu çalınmış hayatlara büyür. Aldanır kahverengiden kar kuşu şuncağız ömür kışlarına kenar mahalle leylek yuvası çatılarda bahar rapsodisi.

EMİN KARACA ESERLERİYLE YAŞIYOR!

EMİN KARACA ESERLERİYLE YAŞIYOR!                                          ...

YA İSYAN EDECEĞİZ YA DA OTURUP PADİŞAHLARIN FİLMLERİNİ SEYREDECEĞİZ!

Çekimleri pandemiden önce tamamlanan filmin senaristi ve yönetmeni Metin Yeğin'le “Grev”le ilgili Ezgi Sivrikaya’nın röportajını izin alarak paylaşıyoruz. EZGİ SİVRİKAYA: Filmi çekmeye ilk olarak nasıl...

SON YORUMLAR

Mehmet Konyali on GICIR GICIR
Bilgehan Oğuz on “ÖDÜL SİSTEMİ”
Rasim Aşın on “ÖDÜL SİSTEMİ”
Ikbal kaynar on 46’LI
Yuksel on HIDIR DAYI
Gülbahar Yılmaz on ABU
Mustafa Düzgün on İZLER
B.Nur Erkoç on İZLER
Nur Erkoç on ASKIDA EKMEK
Özgür BAŞKAYA on #YargıtayTahliyeEt
Prof. Dr. İbrahim Bozkuş on HAŞHAŞ GAZETESİ VE KAYMAKAM ABDÜLKADİR AKSU
Ikbal kaynar on ŞİİRİM ISITIR SENİ
gulhan genc on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on BOŞ EV
Rafet Canpolat on BOŞ EV
Atilla IŞIK on BOŞ EV
Deniz on BOŞ EV
Arif Sürücü on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on ASKIDA EKMEK
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultam on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gökhan GURBETOĞLU on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gürel SÜRÜCÜ on HAYIR BABA TÜRBESİ
İlter koçak on HAYIR BABA TÜRBESİ
Fikret Ökmen on GUNDİ
Perihan sever dirican on GUNDİ
Hatem on GUNDİ
Selim DURMUŞ on GUNDİ
Hüseyin Ceylan on BERBER  
Tacettin Mert on İŞÇİ
Tacettin Mert on AGORA MEYHANESİ
Gökhan GURBETOĞLU on ANNE ÖP DENİZİ
Songül on ŞİDDET
İsmet Çallıbay on ANNE ÖP DENİZİ
Erdem KAYA on İKİ ARADA BİR DEREDE
Gürel Sürücü on ŞİİRE DAİR ÖNERİLER (2)
Hulusi keleş on AYRIK OTU
Gürel on AYRIK OTU
Mehmet İşbitiren on AYRIK OTU
Bir amatör futbolcu on AMATÖR TİYATROCULARIN DRAMI
Hasan GÜL on KUTSAL EKMEK