9 C
İstanbul
Cuma, Eylül 24, 2021
Ana Sayfa Eleştiri Kemal Özer Yeni Rant Kapısı mı?

Kemal Özer Yeni Rant Kapısı mı?

Bu yazıyı yazmamın öncelikli nedeni, daha önce Arkadaş Z. Özger Şiir Ödülü’nde dönen bazı şikeli ayak oyunlarının ve ödülün eş dost arasında daǧıtıldıǧının yayımlanan bir bildiriyle dile getirilmesidir. Ben bu bildirideki asıl amacın ödüllere karşı tavır almak olmadıǧını, aksine sadece ödüllerin daǧıtımında söz sahibi olmak isteyen bir grubun “Arkadaş Z. Özger Ödülü’nü baskı altına alma” niyetiyle hareket ettiǧini söyledim. Önce bu bildiriye bakalım, sonraki söyleyeceklerimin haklı olup olmadıǧını bu bildiri üzerinden deǧerlendirelim. Böylece, Özger Ödülüne karşı çıkanların bir kesimince düzenlenen Kemal Özer Emek Ödülü’nde neler olmuş, neler yaşanmış, onu da görelim.

BASINA VE KAMUOYUNA

“Çaǧdaş Türk edebiyatının eriştiǧi seviye konuşulduǧunda bu gelişim serüveninde topluluklar kadar baǧımsız isimlerin yarattıǧı dalgalanmaların rolü de önemlidir. Bir yandan toplumcu gerçekçiliǧin majör edebiyatın  saikleriyle büyüdüǧü ama bir yandan Leylâ Erbil, Sevim Burak, Sevgi Soysal gibi özgün / dişil / ayrıksı seslerin yükselmeye başladıǧı yıllardır 1960lar, bugünün edebiyatını da sarsacak yazarları / şairleri doǧurmuş yıllardır aslında. Modernizm ve kitabın metalaşmasıyla birlikte düzyazı kendisine galip gelse de şiir bir dip akıntısı olarak kendi yolunda ilerlemeye, sözünü üretmeye inatla devam eder. Tam o inadın ortasın- da var olan bir şairdir Arkadaş Z. Özger.

Yıkımların ortasına kurduǧu merceǧiyle kavgayı içselleştiren, yeniden üreten, böylelikle mücadeleyi kâǧıda da taşıyan, eril tahakkümü lime lime eden tavrıyla “Sakalsız Bir Oǧlanın Tragedyası”nı yazar.

Arkadaş Z.’nin sol etik / ahlak çerçevesinde verdiǧi mücadelenin ve queeresk varoluşu ifade etme biçiminin yeni yeni alımlandıǧı günümüzde artık O’nu devrimci/şair olarak anmaktansa, “iktidara karşı duruşun bir sembolü” olarak deǧerlendirmek daha doǧru olacaktır. Arkadaş’a, zaten hakkı olan bu payeyi LGBTI+lar / kadınlar, Onur Yürüyüşünde, Feminist Gece Yürüyüşünde dizelerini pankartlarına yazarak, Akademide şiiri hakkında çalışarak, verdikleri derslerde görünürlüǧünü saǧlayarak, kitaplarını edinerek zaten teslim ediyorlar. Öyle olmasaydı, ana akımın dışında kalan Arkadaş’ın kitabı bugün 8. baskıya ulaşamazdı.

Peki Arkadaş’ın şiirini / mücadelesini büyütmek, adını duyurmak amacıyla yıllardır verilen ödül de neler oluyor? Bir “şiir ödülü jürisi”, adına ödül verdiǧi şairin iktidara karşı duruşundan saparsa ve tam ak- sine iktidarı içselleştirirse, iktidarın kendi- si olursa, Arkadaş’ın eleştirdiǧi erkekliǧin en büyük temsili hâline gelirse ne olur?

Arkadaş Z. Özger İlk Kitap Özel Ödülü şiire gönül vermiş birçok genç şairin isimlerini duyurmak ve dosyalarını yayımlatmak için Türkiye’nin her yerinden katıldıǧı ve kazananın Arkadaş Zekâi Özger nezdinde itibar kazandıǧı bir ödüldür.

Fakat son yıllarda, Suat Çelebi, Sina Akyol ve Orhan Alkaya ile birlikte Arkadaş Z. Özger Ödülü’nün daimi jürisine Gökhan Arslan da eklenmiştir. Gökhan Arslan’ın, ödülde oy kullandıǧı, adını andıǧı, jüri özel ödülü verdiǧi kişilerin, hatta doǧrudan ödülün kendisini verdiǧi kişilerin, özellikle son birkaç senedir, eş, ahbap, arkadaş, dost kontenjanından olduğu tespit edilmiştir.

Öyle ki bu kişiler; Gökhan Arslan’ın yayın ekibinde, yer aldıǧı derginin lansmanında, toplantılarında ve rakı masalarında da yer almaktadır.

Yüzlerce insanın samimi duygularla ve Arkadaş Zekâi Özger’in ismine duydukları güvenle eserlerini, 6 kopya halinde çoǧaltıp kargo ile veya elden Mayıs Yayınları’na gönderdiǧi, bu emeǧi verdiǧi bir ödülün; ödül verenlerle ödül alanlar arasında-  ki, arka planda dönen ahbap-çavuş, eş- dost ilişkilerini bilmek elbette herkesin hakkıdır.

Örneǧin 2021 Arkadaş Z. Özger Ödülü’nün açıklanmasının ardından, twitter’da geçen ödül hakkındaki bir diyalog, Ecinniler’in yayın yönetmeni Gökhan Arslan’a ve ekibine yakınlıǧıyla bilinen Fatma Yeşil’in ödüle katılan dosyalar hakkında deǧerlendirme sürecindeyken bilgi sahibi olduǧunu kanıtlıyor. Bu durum ödülün sahibi Mustafa Torun’un da dikkatinden kaçmamış olmalı ki Torun bu durumu “şaibe” kelimesi ile açıklıyor.

Şairler için Arkadaş Z. Özger gibi köklü ve ödülü kazananın dosyasının basılıp telifinin ödendiǧi yarışmalar heyecan vericidir ve bir umut kapısıdır. Fakat videodaki kanıtlar aracılıǧıyla, yarışmaya gelen dosyaların tamamının okunup incelenmediǧi aşikârdır. Özellikle genç şairler için ciddi bir heves ve itibarlı bir şairin ödülünü kazanma umudu taşıyan bu yarışma, Mayıs Yayınları’nın koordinesiyle çürümüş, yozlaşmış ve çıkar odaǧına dönüşmüş bir yapılanma haline gelmiştir.

Paylaşımdaki videoda yıl yıl,  örgütlenen lobinin belli  bir   sacayağını göreceksiniz. Ama biz biliyoruz ki, duyuyoruz ki ve inanıyoruz ki bu ödülün kirliliği yalnızca Gökhan Arslan ve eyledikleriyle sınırlı deǧildir. Gökhan Arslan’ın daimi jüriliğinin başladığı 2013 yılından beri çakılı ödül jürisi olan; Suat Çelebi, Sina Akyol ve Orhan Alkaya’nın da bu değirmene su taşıdığı uzak bir ihtimal deǧildir, çok yakındır.

Bu paylaşımın, skandalın “I”. (birinci) ayaǧı olmasının nedeni de: edebiyat kulislerinde konuşulan ve başka jüri üyeleri ile diǧer yıllarda ödül almış ya da adı anılmış şairlerin karıştığı diğer skandalların varlığındandır.

Bu dört jüri üyesinin ve Mayıs Yayınları’nın kamuoyuna hesap vermesini istiyoruz.

Bu dört jüri üyesinin kesinlikle daǧılmasını ve gerekirse de ödülün daǧıtılmasını istiyoruz.

Bu çıkar odaklarının kirli ellerini Arkadaş’tan çekmelerini istiyoruz.

Sevgi ve saygılarımızla…”

GELELIM ASIL KONUMUZA

Üstteki bildiriye baktıǧınızda, Arkadaş Z. Özger adına Mayıs Yayınları’nın verdiǧi ödülün artık bitirilmesi ve kurumsal olarak ortadan kaldırılması isteniyor. Bunu isteyenler, bu ödülün şaibelerinden söz ederken Arkadaş Z. Özger’in kendisinin hiç ifade etmediǧi bir kimliǧi, yani eşcinsel kimliǧini Arkadaş Z. Özger’e giydiriyorlar. Hüseyin Peker martavallarına kanarak veya kendi kendilerini  kandırarak  böyle mitler yaratıyorlar. Amaçları yıllarca  var olan Arkadaş Z. Özger adından ve ödülünden prestij saǧlayabilmek. Kendilerini LGBT olarak ifade eden -elbette ülkemizdeki LGBT’leri genel olarak kapsa- mayan-bu grup Özger’in mirasını sahiplenerek hegemonyaları altına almak istiyor. Süreçte etkili olmak isteyen Lokman Kurucu ve çevresinin tutarsızlıǧı, dijital kitap üzerinden edebiyat baronu kimliǧi kazanmalarıyla belirginleşti. Tabii ki bu hikâyenin geri planında bu tarz yalanları yayarak LGBT’lilerden yararlanmak arzu- su vardır. Peki, bunca ödülde olan bitene aldırmaksızın, sütten çıkmış ak kaşık gibi dürüstlük taslamaya kalkanlar kendi pratiklerinde o kadar dürüst mü? Buyurun Kemal Özer adı üzerinden bakalım bir de konuya.

Kemal Özer Emek Şiir Ödülleri daha yeni belli oldu. Ödül alanların şiirlerine bakınca, rahatlıkla diyebiliriz ki, bu arkadaşlar Kemal Özer’i hayatlarında ilk defa duy- muşlar. Kemal Özer’in şiirleri nerede, bu şairlerin şiirleri nerede? Bu şairlere ödül vermek, Toplumcu Gerçekçi edebiyatı hiçe saymak olduǧu gibi, Kemal Özer’in de asıl niteliǧini yok sayma anlamı taşıyor. Adı geçen şairlerin ikisi Veysel Çolak’ın başında olduǧu şiir atölyesinin katılımcısı… Kısacası Veysel Çolak’ın yetiştirdiǧi postmodern şairler…

Veysel Çolak bir zamanlar antolojiler çıkartırken Toplumcu Gerçekçileri antolojilere almama tutumunu titizlikle sürdürdü. Ne de olsa Toplumcu Gerçekçilere olumsuz yaklaşan Mehmet. H. Doǧan’ın takipçisiydi o. Şimdi ise, kimi veri ve bilgilere göre, Karşıyaka Belediyesi’ni Şiir Atölyesi adı altında rant kapısına çevirme çabasında anlaşılan…

Karşıyaka Kültür Müdürlüǧüne Veysel Çolak’ın 2008’den beri verdiǧi bütün projeler onaylanırken, başka onlarca projenin çoǧunluǧu onay alamamıştır. Çünkü Kültür Müdürlüǧü her nasılsa sadece Veysel Çolak’ın projelerine evet diyor. Yıllardır eşitliksiz ve hakkaniyetsiz davranan Veysel Çolak burayı kendi otoritesini pekiştirmek için kullanıyor. Nitekim Melih Elhan’a Ke- mal Özer Emek Ödülü, yayımlanmamış dosya dalında birincilik ödülü verilerek borç ödenmiştir. Veysel Çolak, Melih Elhan’a daha önce de ödül vermişti. Melih Elhan da her yarışmaya koşturur durur. Hem kurumda yönetici ol, hem de çevre- sinde o ödül senin bu ödül benim koştur. Kurum yöneticileri ödüllere katılamaz diye bir yasayı savunacak deǧiliz; ama her ödü- le katılmanın anlamı elbette sorgulanmalı. Öte yandan Elhan’ın kitabı Klaros’tan çıkmış. Dahası var: Klaros Yayınları’nın düzenlediǧi ödülde Seçici Kurul başkanı konumundaki Veysel Çolak’ın da aynı yayınevinde kitapları var. Lokman Kurucu da ödül komitesinde… İşin ilginci, ideolojik olarak asla bir araya gelmeyecek insanlar bu ödüllerle bir araya gelebiliyor. Bu ne yaman çelişki ve uzlaşma…

Bu rant ve çıkar birliǧinin geldiǧi yer, edebiyatta hegemonya birliǧi… Edebiyatı kirleten de bu çıkar birlikleri işte. Yoksa bunların takınmaya çalıştıkları gibi hiçbir siyasi yanları ve pratikleri yok. Bildiǧiniz küçük kapitalistler, edebiyat taşeronları işte… Sadece isimleri kullanıyorlar. Kurucu’nun bu tarz ilişkileri kullanarak dijital yayıncılık adı altında yazarları sömürmesi gözlerden kaçmıyor artık. Bu arada atlamayalım: Bir edebiyatçının tipik bir lümpen tarzıyla Kadıköy meydanında kameralar eşliǧinde tartıştıǧı kişiyi meydan kavgasına çaǧırması aǧır psikolojik sorunlarının varlıǧına işarettir…

Arkadaş Z. Özger bildirisinde ödüllerin eş dost arasında daǧıtıldıǧını söyleyerek eleştirenler, şimdi Kemal Özer Emek Ödülleri Klaros şairleri arasında daǧıtılınca neden susta duruyorlar acaba? Halâ gözümüzün içine baka baka ilkelerden, dürüstlükten nasıl bahsediyorlar acaba? Burada toplumcu gerçekçi edebiyata karşı kurulmuş postmodern ittifak veya yoz edebiyat ittifakı vardır. Ne yazık ki, Kemal Özer Emek Ödülleri de Truva Atı’dır. Gerçek şu ki, aklıselim bir toplumcu gerçekçinin bu kulvarda bulunmasına imkân yoktur.

Işin bir başka garipliǧi ise, kimsenin karşı çıkmayacaǧı sanısıyla, 2013’te vefat etmiş bir edebiyatçı olan Tuncer Uçarol’a ödül verilmesidir. Gerçekten Tuncer Uçarol’u anmak için güzel bir vesile sayılmış olabilir(!). Benim anlamadıǧım Kemal Özer’le Tuncer Uçarol arasında sanatsal anlamda nasıl bir ilişki kurulduǧudur. Belki hayatlarında hiç  karşılaşmamışlardır bile. Veysel Çolak neden Kemal Özer’in yıllarca yoldaşlığını yapmış, yıllarca hapis yatmış Zihni Anadol’a bu ödülü vermeyi düşünmemiştir acaba? Kemal Özer’in enternasyonal düşünsel birliǧini göstermek için bu ödül pekalâ Erik Stinus’a da verilebilirdi. Kemal Özer ve yıllarca verdiǧi sınıf mücadelesi umurlarında bile deǧil.

Küresel salgın sürecinde yoksulluk çeken sanatçıların durumunu düzeltmek için bir fon oluşturmalıyken, Veysel Çolak, işsiz kalan arkadaşları için Belediye nezdinde hangi projeyi önermiştir? Sanatçılar açlıkla cebelleşirken işin garip tarafı Klaros Yayınları kârına kâr kattı. Sürekli açlık sefillik edebiyatını öne çıkaran Klaros Yayınları’nın bu tutumu da çelişik deǧil mi? Dip dip derken demek ki amaç diptekileri sömürmek… Açlık ve sefaletten kâr elde etmek… Bu arada olan da Kemal Özer’e oluyor asıl.

Bu yazıyı yazmamın temel nedeni, bir daha açıkça belirteyim ki, saǧ sol demeksizin bütün ödüllere karşı oluşumdur. Niçin? Sanat emeǧinin sömürüsüne, emek gaspına dayanan ödüllerin işleyişini “Biz” sitesinde uzun uzun anlattım: (http://www. nicin.biz/ author/ismet/).

Gerçek şu ki, ödüller insanın kendine ve topluma yabancılaşmasından başka bir şey deǧildir. Ödül bir insanın ötekine hakareti ve onu cezalandırmasıdır. Oysa sanat eseri biriciktir, yarıştırılamaz (bkz.: Üvercinka, Kapitalizm ve Ödül, S: 76).

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

ÇOK OKUNANLAR

İnsancıl Öykülerin Yazarı: Yervant Gobelyan

İnsancıl Öykülerin Yazarı: Yervant Gobelyan Mehmet Aslan Ara sıra derslerimde, beğendiğim yazarlardan öyküler okurum öğrencilerime. Okuduğum yazarlar içinde, Yervant Gobelyan kadar, öğrenciler üzerinde etki bırakan başka...

M. GÜNER DEMİRAY’IN ŞİİRİ: Yürekten Yüreğe Kanatlanan Şiirler

M. GÜNER DEMİRAY’IN ŞİİRİ: Yürekten Yüreğe Kanatlanan Şiirler Mehmet ASLAN M. Güner Demiray, Yunus Emre’den Pir Sultan’a, Tevfik Fikret’ten Nazım Hikmet’e dek sürüp gelen gerçekçi şiir...

HARABATİ BABA TEKKESİNDE NE OLUYOR?

Bir İşgal, Bir Asimilasyon Hareketi ve Alevi Bektaşi Toplumunun Bir Büyük Sınavı HARABATİ BABA TEKKESİ   Kuruluşu 480 yıl önceye kadar giden Makedonya'nın Tetova kentindeki Sersem...

Reina ve Pasha

            Reina ve Pasha            Genç ve güzel bir kadın yaklaştı, “saat kaç?” dedi.            ...

SON YORUMLAR

Mehmet Konyali on GICIR GICIR
Bilgehan Oğuz on “ÖDÜL SİSTEMİ”
Rasim Aşın on “ÖDÜL SİSTEMİ”
Ikbal kaynar on 46’LI
Yuksel on HIDIR DAYI
Gülbahar Yılmaz on ABU
Mustafa Düzgün on İZLER
B.Nur Erkoç on İZLER
Nur Erkoç on ASKIDA EKMEK
Özgür BAŞKAYA on #YargıtayTahliyeEt
Prof. Dr. İbrahim Bozkuş on HAŞHAŞ GAZETESİ VE KAYMAKAM ABDÜLKADİR AKSU
Ikbal kaynar on ŞİİRİM ISITIR SENİ
gulhan genc on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on BOŞ EV
Rafet Canpolat on BOŞ EV
Atilla IŞIK on BOŞ EV
Deniz on BOŞ EV
Arif Sürücü on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on ASKIDA EKMEK
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultam on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gökhan GURBETOĞLU on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gürel SÜRÜCÜ on HAYIR BABA TÜRBESİ
İlter koçak on HAYIR BABA TÜRBESİ
Fikret Ökmen on GUNDİ
Perihan sever dirican on GUNDİ
Hatem on GUNDİ
Selim DURMUŞ on GUNDİ
Hüseyin Ceylan on BERBER  
Tacettin Mert on İŞÇİ
Tacettin Mert on AGORA MEYHANESİ
Gökhan GURBETOĞLU on ANNE ÖP DENİZİ
Songül on ŞİDDET
İsmet Çallıbay on ANNE ÖP DENİZİ
Erdem KAYA on İKİ ARADA BİR DEREDE
Gürel Sürücü on ŞİİRE DAİR ÖNERİLER (2)
Hulusi keleş on AYRIK OTU
Gürel on AYRIK OTU
Mehmet İşbitiren on AYRIK OTU
Bir amatör futbolcu on AMATÖR TİYATROCULARIN DRAMI
Hasan GÜL on KUTSAL EKMEK