9 C
İstanbul
Salı, Ekim 19, 2021
Ana Sayfa Kritik KAPİTAL VE SOLDA İLKLER YARIŞMASI

KAPİTAL VE SOLDA İLKLER YARIŞMASI

Bu yazı yazarımız Emin Karaca’yı anmak için konmuştur.
                                                     Anısına saygıyla.

Kapital ve Solda İlkler Yarışması:

Ülkemizin burjuva toplumunda, hele onların “hot” sosyetesinde; her olayda önde görünmek, “ilk olmak” neredeyse bir hobi halindedir. Mevsimin moda kıyafetini “ilk” giymiş olmak, sezonun ilk “garden partisi”ni vermek, hele hele “sanat” söz konusu ise, ilk “CD’yi çıkarmak, “ilk” sergisini açmak gibi ilkler yarışında burjuva sosyetesinde neredeyse “kan gövdeyi götürür.”

Ancak solda da; sosyalistlerin, Marxçı devrimcilerin arasında olmaması, yaşanmaması gereken “ilkler yarışına”, burjuva sosyetesini aratmayacak denli sıklıkla rastlanır. Onlarca yıldır bir yanıyla da bilinçli olarak kışkırtılan; devrimci kuşaklar arasındaki kopukluk, “solda ilkler yarışını” besleyen bir etmendir. Falanca düşünceyi ilk o grup ortaya atmıştır, filanca eylemi ilk o grup gerçekleştirmiştir ya da falanca zamanda ilk doğru yolu o göstermiştir…Söze niye böyle başladık?
Anlatalım.
Bir gazete haberi ilgimizi çekti:
ANKARA- (Cumhuriyet Bürosu) Ümraniye Cezaevi’nde tutuklu olarak bulunan yakınına, Karl Marx’ın ‘Kapital’ adlı yapıtını götürmek isteyen bir yurttaşa; ‘Kitabın 1938 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla yasaklandığı’ gerekçesiyle izin verilmediği bildirildi.
Kapital’in yayımcısı Sol ve Onur Yayınları sahibi Muzaffer İlhan Erdost ise Kapital’e yönelik bir yasağın söz konusu olmadığını bildirdi. Kapital’in ilk cildini ilk olarak Aralık 1965’te 5 cilt halinde yayımlamaya başladığını anlattı.” (Cumhuriyet, 11 Mayıs 1996)

Bu haberin ilk bölümüne; devrimci-demokrat, ilerici, sosyalist herkesin karşı çıkması gerekir. Tutuklu ya da hükümlü, cezaevindeki bir yurttaşın Kapital de içinde olmak üzere her türlü kitabı okuma hakkı vardır. Buna hiçbir gerekçeyle engel olunamaz, olunmamalı…

Bizim itirazımız; ilk başlarda örneklediğimiz “soldaki ilkler yarışı”ndan birine rastladığımız haberin ikinci bölümüne… Sol ve Onur Yayınları’nın sahibi Muzaffer İlhan Erdost’un; hızını “Kitabın 1938 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla yasaklandığı” iddiası bile kesemiyor, “Kapital”in ilk cildini, ilk olarak Aralık 1965’te ben yayımlamaya başladım diyor…

Peki ya işin gerçeği öyle değilse?
Muzaffer İlhan Erdost’un “Kapital’in ilk cildini ilk olarak yayınladığını” iddia ettiği 1965’ten 32 yıl önce Kapital’in özeti bir kitap yayımlanmışsa…
Türkçe’de Kapital’in ilk yayını 1933’te G. Deville’nin Sermaye adlı özeti Haydar Rıfat tarafından çevrilerek yapılmıştır.

Bu çeviriyi 1934’te Kerim Sadi, İnsaniyet Kütüphanesi Yayınları’ndan çıkardığı Bir Mütercimin Hataları adlı kitabıyla çeviri yanlışları yüzünden eleştirmiştir.

1936 yılında ise Suphi Nuri İleri’nin Carlo Cafiero’nun özetinden çevirdiği Kapital’i Yeni Adam dergisi önce ilâve olarak forma forma vermiş, sonra da İleri Bibliothek’in ilk yayını olarak kitaplaştırılmıştır.

Bunu bir röportaja verdiği cevapta Vedat Türkali de anımsamaktadır:
“Okuyabildiğimiz KAPİTAL Carlo Cafiero’dan Suphi Nuri’nin çevirdiği, Yeni Adam gazetesinde haftalık ekler olarak verilen KAPİTAL özetidir.” (Eski Tüfeklerin Sonbaharı, Emin Karaca, Sayfa; 162)

Kapital’in bundan sonraki yayın versiyonu ise şöyle:
1935 yılından beri Marksizm Bibliyoteği adıyla telif ve tercüme Marxçı yayınları sürdürmekte olan Hikmet Kıvılcımlı, 1937’de Bibliyoteğin bir versiyonu olarak Emekçi Kütüphanesi’ni kurmuştur. 1937 yılının 1 Mayıs’ından itibaren Karl Marx’ın KAPİTAL’ini forma forma yayımlamaya başlar. Benim elimde bulunan birinci formaya göre kitabın jeneriği ise:

“Karl Marx – KAPİTAL – Ekonomi Politiğin Tenkidi – Birinci Cilt – Kitap:1
KAPİTALİN İSTİHSAL PROSESİ
Çeviren: Hikmet Kıvılcım”

Bundan sonra Emekçi Kütüphanesi’nin amblemi geliyor.
Öteki bilgiler şöyle:
“1937
Neşreden: Emekçi Kütüphanesi
Basıldığı Yer: Numune Matbaası – İstanbul

Bu ilk sayfanın arkasındaki jenerikte de şu bilgilere yer veriliyor:
Karl Marks
Kapital
Ekonomi Politiğin Tenkidi
Friedrich Engels tarafından neşredilmiş popüler basılışı
Marks-Engels-Lenin Enstitüsü’nün kotardığı nüshadan.”

Hikmet Kıvılcımlı, jenerikten hemen sonra “Eser hakkında birkaç söz” başlığıyla bir buçuk sayfalık bir önsöz yazmış.

Şöyle diyor:
“Bu tercümeyi, Marks-Engels-Lenin Enstitüsü tarafından 1932’de neşredilmiş en doğru Almanca’sından yapıyorum. Mevzuyla on beş yıllık uğraşmadan ders alarak, termleri icabettiği kadar munis Türkçe ile vermeye çalıştım. Türkçe’ye Fransızca’dakinden daha doğru bir KAPİTAL vermek gayretimi bir cür’et sayacak ukalâlar, ancak Türkiye’de bir inkişâf ve Marksizm’e esas göremeyen sağlı sollu mürtecilerdir. Bu abide eseri çevirmekle, Türk diline olduğu kadar, Türkiye’nin inkılâpçı kuvvetlerine inancımı da bildirmiş oluyorum.

Medeni cesareti takdire değen Emekçi Kütüphanesi’nin: “Bir gündelik gazete fiyatına bir forma KAPİTAL vermek” şiarı, bir ihtiyaca cevaptır. Kapital gibi eserlerin neşrinde bir sene, beş sene uzun sayılmaz. Vaktiyle Kapital’in Fransızca birinci cildi de 1872 Mart’ından 1875 Nisan’ına kadar parça parça neşredilmiştir. Burada neticenin gecikmesi bir mahzurdur. Fakat Marks, bu mahzura karşı, o zamanki Fransız işçilerine şu altın harflerle yazılacak öğüdü verir:

“İlim için bir şose yolu yoktur; ancak onun sarp patikalarına tırmanma yorgunluğundan kaçınmayanlar, ilim dağının ışık dolu tepesine erişebilirler.”

Türk “dilinin dehası” haklıdır: “Damlaya damlaya göl olur.”

1 Mayıs 1937”

Bu yazıyı yazarken, en başta alıntı yaptığım 11 Mayıs 1996 tarihli Cumhuriyet’teki haberin; Kapital’in 1938 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla yasaklandığı konusunu da araştırmaya giriştim.

Şöyle bir bulgu karşıma çıktı:

Türkiye’de Sol Akımlar kitabının yazarı Mete Tunçay’ın adı geçen kitabının 2’nci cildini oluşturan 1925-1936 yılları arasındaki Türkiye’de Sol Akımlar’ın 117’nci sayfasında şu cümlelere rastladım:

“1935 yılında yasak sol yayınlar büyük bir artış göstermiştir (Fakat bunların bir çoğu 1938 başlarında Bakanlar Kurulu kararıyla yasaklanıp toplatılacaktır.)”

Demek ki, Türkiye’de, solcu bir yayıncı Marx’ın Kapital’inin Türkçe’de ilk kez yayınının 1965 yılında kendi yaptığı olarak kabul edip miladını öyle başlatınca, Karacoğlan’ın “Kim var imiş biz burada yoğ iken” dediği gibi, ne önceki Kapital yayınlarını biliyor ne de o yıllarda Bakanlar Kurulu’nun koyduğu yasaklamayı!..

1938 yılında Bakanlar Kurulu’nun devrimci yayınlar hakkında aldığı yasaklama kararına karşı elbirliğiyle mücadele edelim, ama lütfen hiçbir şeyin miladını kendimizle başlatmayalım.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Önceki İçerikYazarımız Emin Karaca’yı Kaybettik!
Sonraki İçerikDUMAN

ÇOK OKUNANLAR

EDEBİYATIMIZDA RUŞEN HAKKI

EDEBİYATIMIZDA RUŞEN HAKKI “Ruşen Hakkı deyince, yaşadığı şehirde sokaklara adı verilen Kocaelili bir şair gelir akla. Gazeteciydi o, şairdi, yazardı... Onun kaleminde insanların bin bir...

BİR TÜRLÜ TUTUNAMAYANLAR VEYA ORTAÇAĞ TİPİ CEMAAT NOSTALJİSİ*

  Her zaman adil olmanın kolay olmadığını biliyorum. İdeolojik savaşım çoğu zaman karışık olmasını, kampların içiçe geçmesini ve argümanların mücadele verenlerin başı üzerinde keşismesini çok...

LEİBNİZ İÇİN NOTLAR*

Paris o zamanlar dünyanın kültür merkezidir. O zamanlar şimdi olduğu gibi yüzlerce kültür merkezi yoktur. Bir kültür merkezi daha vardır: Londra. Onda da daha çok Shakespeare'in ağırlığı...

BEN KENAR MAHALLE YAZARIYIM*

  - Önce şunu öğrenmek istiyoruz. Öykü nasıl oluşuyor sizde. - Öyküler, her şeyden önce yaşadıklarımdan kaynaklanıyor. Yaşadıklarımı, düşlerimi hayallerim, düşüncelerim biçimlendiriyor. Bana bu birikimin içinden bir çelişkiyi, yaşamanın, toplumun,...

SON YORUMLAR

Mehmet Konyali on GICIR GICIR
Bilgehan Oğuz on “ÖDÜL SİSTEMİ”
Rasim Aşın on “ÖDÜL SİSTEMİ”
Ikbal kaynar on 46’LI
Yuksel on HIDIR DAYI
Gülbahar Yılmaz on ABU
Mustafa Düzgün on İZLER
B.Nur Erkoç on İZLER
Nur Erkoç on ASKIDA EKMEK
Özgür BAŞKAYA on #YargıtayTahliyeEt
Prof. Dr. İbrahim Bozkuş on HAŞHAŞ GAZETESİ VE KAYMAKAM ABDÜLKADİR AKSU
Ikbal kaynar on ŞİİRİM ISITIR SENİ
gulhan genc on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on BOŞ EV
Rafet Canpolat on BOŞ EV
Atilla IŞIK on BOŞ EV
Deniz on BOŞ EV
Arif Sürücü on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on ASKIDA EKMEK
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultam on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gökhan GURBETOĞLU on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gürel SÜRÜCÜ on HAYIR BABA TÜRBESİ
İlter koçak on HAYIR BABA TÜRBESİ
Fikret Ökmen on GUNDİ
Perihan sever dirican on GUNDİ
Hatem on GUNDİ
Selim DURMUŞ on GUNDİ
Hüseyin Ceylan on BERBER  
Tacettin Mert on İŞÇİ
Tacettin Mert on AGORA MEYHANESİ
Gökhan GURBETOĞLU on ANNE ÖP DENİZİ
Songül on ŞİDDET
İsmet Çallıbay on ANNE ÖP DENİZİ
Erdem KAYA on İKİ ARADA BİR DEREDE
Gürel Sürücü on ŞİİRE DAİR ÖNERİLER (2)
Hulusi keleş on AYRIK OTU
Gürel on AYRIK OTU
Mehmet İşbitiren on AYRIK OTU
Bir amatör futbolcu on AMATÖR TİYATROCULARIN DRAMI
Hasan GÜL on KUTSAL EKMEK