9 C
İstanbul
Pazartesi, Temmuz 4, 2022
Ana Sayfa Edebiyat Deneme EĞİTİMDE YAŞANAN ÇÖKÜŞ VE ATANAMAYAN ÖĞRETMEN İNTİHARLARI

EĞİTİMDE YAŞANAN ÇÖKÜŞ VE ATANAMAYAN ÖĞRETMEN İNTİHARLARI

17 Nisan Köy Enstitülerinin kuruluş yıl dönümüydü. 1940’ta açılan Anadolu aydınlanmasının en önemli duraklarından biriydi öğretmen yetiştiren okullar.

Kemal Tahir “Bozkırdaki Çekirdek” adlı romanında Köy Enstitülerinin kuruluş süreci ve dönemin sosyolojisiyle ilgili önemli kesitler sunar.

Yaparak, yaşayarak öğrenme modelinin el yordamıyla da olsa bizim topraklarımızda uygulanmış olması, bu model sayesinde kırsal bölgelerde feodalitenin dayattığı sömürü düzenin sorgulanmasını da beraberinde getirmiştir.

Egemenlerin hoşnut olmadığı kırsalı kalkındırmaya dayalı eğitim modeli, yıllar sonra Finlandiya, Danimarka modeli olarak karşımıza çıktığında öğrencilerimiz uluslararası sınavlarda onca hülleye rağmen dibi boyluyordu.

Başarılı ülkelere eğitim sistemini yerinde görmek amacıyla gidenlerin çözmeye çalıştığı model, Mareşal Fevzi Çakmak’ın “Bu komünist yuvalarını ne zaman kapatacaksınız?” diye sürekli hükümeti azarladığı, baskılarla 27 Ocak 1954’te kapatılan bizdeki Köy Enstitülerinin bir benzeriydi.

Eğitim planlaması ve politikaları 2002’den sonra tamamen var olan sistemi çökertme üzerine kurgulandığından aşama aşama hayata geçirildi.

Toplumun kılcal damarlarına nüfuz eden dini içerikli eğitim müfredata “Değerler Eğitimi” adı altında yavaş yavaş zerk edildi.

Son yıllarda cemaatlerin MEB tarafından onaylanan projeleriyle okullar, dinsel eğitimin mevzi kazandığı öğrenme ortamları haline geldi.

Devletin tüm kademelerinde olduğu gibi liyakatsiz çalışan ve yöneticilerle eğitim kurumlarının hafızası silindi.

Sonuç olarak üniversite kapılarında yığılan gençlerin 4 yılını niteliksiz okullarda adeta çile doldurur gibi yaşamaları gençliğin içindeki hevesi ve umudu yok etti.

2021 yılı TYT ortalamaları; Türkçe (40 soru): 18,404, Sosyal Bilimler: (20 soru): 8,340, Temel Matematik (40 soru): 5,117, Fen Bilimleri (20 soru): 3,212 gibi düşük netler eğitimdeki içler acısı durumu ortaya koyuyor.

Eğitimde çöküş yaşanırken öğretmenlik mesleği de bu olumsuz koşullardan bağımsız değil. Üniversite eğitiminin için boşaltılarak lise eğitimi seviyesine düşürüldü.

Yeterli akademik kadroya sahip olmadan açılan bilimsel çalışma yoksunu üniversiteler kuşattı dört bir yanımızı. Buralardan mezun olan gençler kadro yokluğu bahanesiyle atanamayan yüz binlerin arasına karışıyor.

Genç öğretmen adaylarını mevsimlik işçi gibi gören iktidar, okullarda yıllardır gizlemeye çalıştığı kadro boşluğunu ek ders karşılığı çalışacak gençleri asgari ücretin altında çalıştırarak doldurmaya devam ediyor.

Öğretmenler odasında 8.000 TL maaş alan öğretmenle aynı ders saatine girerek 2500 TL kazanan öğretmen adayı aynı havayı teneffüs ediyor. Bu düşük ücretli iş bile, torpille dağıtıldığından çoğunluk sisteme itirazını yöneltemiyor, kadrolu öğretmenleri kendi işsizliğinin sebebi olarak görmeye devam ediyor.

Öğretmen alımlarında kısıtlı kadro ve atama sırasında mülakat adı altında yapılan adam kayırmalar, haksızlıklar genç öğretmen adaylarını genel işsizlik verileri de göz önüne alındığında açlığa mahkûm ediyor.

Yıllardır atanamayan öğretmenlerin sonuçsuz eylemlerini, dertlerini anlatacak kapı arayışlarını üzülerek izliyoruz. Öğretmen sendikaları da fiili meşru mücadeleden vazgeçeli yıllar oldu. Bürokratik dar grupçu yapıların elinde eski mücadeleci çizgisinden çok uzakta. Sendikaların soruna ilişkin çözüm getirecek politikaları hayata geçirmesini beklemek hayal olur.

Okulu bitirdikten sonra eğitim aldığı alana ilişkin iş bulma umutları tükenen genç öğretmenlerin yaşadıkları eşitsizlik ve haksızlıklara karşı kendi bedenlerini ortaya koyduklarını üzülerek takip ediyoruz.

Artık olağan haberler kategorisinde ne yazık ki alışmaya başladığımız genç ölümler, bir ülkenin en dinamik kesiminin gözlerimizin önünde yitip gitmesinin kanlı yanıyla yüzleştiriyor bizi.

Yine alışmaya başladığımız haberlerden biri gülen fotoğraf karesiyle düştü önümüze: “Van’da ataması yapılmayan 25 yaşındaki öğretmen Harun Titiz intihar etti.” diyordu gazete haberi.

Yolunu bulan ülkeden kaçıyor, bulamayan ölümle buluşuyor. Yoksulluk, umutsuzluk çıkış ışığı görünmeyen dehlizlerde yok olup giden gençlik…

Çürümüş, kokuşmuş düzenin dayattığı katlanma sabır vaazları kulaklarımızı çınlatıyor. Halkta ayağa kalkacak ne derman ne gerçekleri görme bilinci, istenci var.

Her gün gözümüzün önünde gençler, yoksullar düşüyor dolambaçlı yollara. Altın kadehlerde kanımızı içiyor patronlar, uluslararası şirketlerin eli ekmeğimizde, canımızda.

Çıkış yolu bulmak, umudu var etmek, kaybolan umutları yeniden filizlendirmek devrimcilerin işi.

Seyirci kalmak kokuşmuş sistemin adı konulmamış bir iş birlikçisi durumuna düşürür ve yaşanan yıkımın suç ortağı yapar bizi.

Bu bilinçle her şeye yeniden, yeniden başlamak gerekir.

Yenilmeyen yengiyi de bilmez.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Önceki İçerikKESİLEN ZAMANLAR
Sonraki İçerikBozuk Ezber
Mustafa GÜÇLÜhttp://mustafaguclu.wordpress.com
1965 yılında, Köyceğiz’de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Köyceğiz’de, yüksek öğrenimini ise İstanbul’da tamamladı. Edebiyatla, özellikle de şiirle küçük yaşlarda ilgilenmeye başladı. İlk şiiri, 1985 yılında, İstanbul Üniversitesi öğrencileri tarafından çıkarılan Yalaz dergisinde yayımlandı. Klasik Arkeoloji ile Türk Dili ve Edebiyatı eğitimi alan Güçlü, edebiyat öğretmenliğinin yanı sıra tarihi coğrafya ve tarihsel çevre üzerine bilimsel çalışmalar yapmaktadır. Yazıları çeşitli dergi ve gazetelerde yayımlanmıştır. Eserleri: Asi Yakılsın Dağlara (Şiir) – 1992 Rüzgarına Yol Gösteren Martı (Şiir) – 2005 Nereye Sığınsam Lacivert (Şiir) – 2008 Ayrı Düşeriz (Seçme Şiirler) – 2010 Sizden Önce Geçtim (Şiir) – 2020

ÇOK OKUNANLAR

KANADALI ANAGOLD FİRMASININ TOPLUMU YANILTAN KAMUOYU AÇIKLAMASI

  Altta Anagold Madenciliğin kamuoyu duyurusu ve ben bu duyuruya dair bölüm bölüm tartışmaya çalışacağım. Öncelikle bu kamuoyu açıklaması açık ve şeffaf bir açıklama gibi...

İŞÇİ/ EMEKÇİ ŞİİRLERİ EKSENİNDE İŞ CİNAYETLERİ KONULU BİR ÖRNEK: ADNAN YÜCEL EMEKÇİYE ŞİİRLER I-II

Dev bacalar yükseliyor üstümüzden Kemiklerimizden gökdelenler Kimler basmıyor bu dağ yüreğe Basıp da devleşmiyor kimler Nice şirketler nice bankerler Nice petrolcüler nice armatörler Kasalar bankalar holdingler Silah fabrikatörleri işbirlikçiler Ve...

Birlikte Yaşamak İstiyoruz İnisiyatifi Basın Açıklaması

Birlikte Yaşamak İstiyoruz İnisiyatifi 18 Haziran 2022 Basın Açıklaması Bugün 2001 yılından beri her yıl 20 Haziran’da kutlanan Dünya Mülteci Günü vesilesiyle biraradayız. Ve bugün, tüm...

ALEVİ YAZININDA ANADOLU’NUN KÖKLERİ VE SÖYLEŞİ ERDOĞAN ALKAN’LA

        Ülkemizin çok üretken edebiyatçılarından birisi olan Erdoğan Alkan edebiyatın birçok dalında eser verdi. Başta çeviri şiirleri olmak üzere, şiir üzerine yaptığı çalışma ve eserleriyle...

SON YORUMLAR

Ikbal kaynar on SALİH BOLAT VEFAT ETTİ
Mehmet Konyali on GICIR GICIR
Bilgehan Oğuz on “ÖDÜL SİSTEMİ”
Rasim Aşın on “ÖDÜL SİSTEMİ”
Ikbal kaynar on 46’LI
Yuksel on HIDIR DAYI
Gülbahar Yılmaz on ABU
Mustafa Düzgün on İZLER
B.Nur Erkoç on İZLER
Nur Erkoç on ASKIDA EKMEK
Özgür BAŞKAYA on #YargıtayTahliyeEt
Prof. Dr. İbrahim Bozkuş on HAŞHAŞ GAZETESİ VE KAYMAKAM ABDÜLKADİR AKSU
Ikbal kaynar on ŞİİRİM ISITIR SENİ
gulhan genc on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on BOŞ EV
Rafet Canpolat on BOŞ EV
Atilla IŞIK on BOŞ EV
Deniz on BOŞ EV
Arif Sürücü on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on ASKIDA EKMEK
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultam on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gökhan GURBETOĞLU on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gürel SÜRÜCÜ on HAYIR BABA TÜRBESİ
İlter koçak on HAYIR BABA TÜRBESİ
Fikret Ökmen on GUNDİ
Perihan sever dirican on GUNDİ
Hatem on GUNDİ
Selim DURMUŞ on GUNDİ
Hüseyin Ceylan on BERBER  
Tacettin Mert on İŞÇİ
Tacettin Mert on AGORA MEYHANESİ
Gökhan GURBETOĞLU on ANNE ÖP DENİZİ
Songül on ŞİDDET
İsmet Çallıbay on ANNE ÖP DENİZİ
Erdem KAYA on İKİ ARADA BİR DEREDE
Gürel Sürücü on ŞİİRE DAİR ÖNERİLER (2)
Hulusi keleş on AYRIK OTU
Gürel on AYRIK OTU
Mehmet İşbitiren on AYRIK OTU
Bir amatör futbolcu on AMATÖR TİYATROCULARIN DRAMI
Hasan GÜL on KUTSAL EKMEK