9 C
İstanbul
Perşembe, Aralık 8, 2022
Ana Sayfa Edebiyat Öykü DÖNEN DOLAPLAR

DÖNEN DOLAPLAR

DÖNEN DOLAPLAR

Nuray Karadağ

Islak, dondurucu havada sokaklar akşamın erken saatlerine rağmen insanların cepleri gibi bomboştu. Gelişigüzel vurulmuş bir top olmuş yuvarlanıyordu sokaklarda. Adını değiştirmek istiyordu. İsmiyle müsemma olmadığını anlayalı epey zaman geçmişti. Bir dizi boş sokak dolaştıktan ve uydurduğu ezik isimlerden sonra kendine “Mağdure” ismini layık gördü. Son yılların modasına uygun bir isimdi bu. İçinde buruk bir sevinç duydu. Yarın ilk iş isim değiştirme kurumuna gidecekti.

Biriktirdiği pişmanlıklar dağına kafasını çarpa çarpa şişirmişti beynini.Pelteleşmiş beyninin kıvrımları açılmıştı.Her gördüğünde çok iğrenip kızdığı adamların yaptığını yaptı. Ağzında biriktirdiği okkalı tükrüğü yere fırlattı. O sırada yanından orta yaşlı, kibar bir adam geçiyordu. Adam irkildi. Yüzünü buruşturup ona baktı. Mağdure de adama baktı gözleri çakmak çakmak. “Ne bakıyorsun babalık! Sen de benim gibi dönen dolapları bir görseydin değil tükürmek, sıçardın bile sokağa!” diye bağırdı. Adam, “çattık belaya” dercesine kafasını sağa sola sallayıpgitti.

Mağdure düşündü, “Böyle böyle insanları rahatsız etsem bir isyan başlatabilir miyim acaba?” Sonra da kahkahalarla güldü. Yanından kaba saba bir adam geçti. İki adım sonra adam durdu. Arkasına döndü. Mağdure’ye pis pis bakıp “Sen kaşınıyon herhal” dedi. Mağdure, adamın üstüne atıldı. “Asıl ben seni kaşıyacağım şimdi pis herif!” diye bağırdı. Tekme tokat, diş tırnak saldırıyordu. Adam neye uğradığını şaşırdı. Kendini savunamadan yere düştü. Mağdure, bütün hıncını, toplumu yozlaştırmakla suçladığı bu prototipten çıkarmak istiyordu. Acımasızca vurmaya devam etti. Adamın ağzından burnundan kan akıyordu. Hâlâ inanmaz gözlerle ona bakıyordu.

Mağdure yoruldu. Adamı bırakıp koşmaya başladı. Koşarken bağırıyordu “Uyanın, uyanın diyorum. Her yerde dolaplar dönüyor, biz de bunlara su taşıyan köleleriz, görmüyor musunuz?” Kimse görmüyordu. Belki birkaç kişi perdelerin arkasından bakıp ona acıyor ya da gülüyordu. Son zamanlarda kafayı sıyıranların sayısında artış görülmüştü. Gündüz gece, sokaklarda onlardan birine rastlamak sıradandı artık. Aklı hâlâ başında olanlar da onların yanından geçerken kafalarını sıkı sıkı tutup hızla uzaklaşıyorlardı.

Mağdure üşüdü. Öyle bir titreyiş tutturdu ki Kuzey Kutbu’nda olsa bu kadar titremezdi. Yere düştü. Islak kaldırım taşlarının üzerinde yan yatmış titremeye devam ediyordu. Yanından bir ambulans geçti. Sonra bir polis otosu geçti. Sadece geçtiler. Mağdure’nin ruhu buza kesti. Titremesi azaldı.

Sokağın tek, tek katlı evinden çıkan yaşlı bir kadın geldi. Elindeki battaniyeyi Mağdure’nin üstüne örttü usulca. Saçlarını okşayarak “Kalk kızım, gel sana sıcak çay içireyim. Soba yanıyor. Sen benim kızımı tanıyor musun? Yirmi sene önce kayboldu. Sen yaşlardaydı. Senin gibi güzeldi. Saçı da böyle dalga dalgaydı.” dedi.

Mağdure, bir periye bakar gibi bakıyordu yaşlı kadına. Bir an dondu. Onu dinledi. Sonra zincirlerinden boşanmışçasına titremeye başladı yeniden. Bayıldı.

Gözlerini açtığında sıcacık bir odada olduğunu fark etti. Perisi yanı başındaydı. Onun getirdiği çayı içti. Minnetle ona baktı. “Peri teyze, senin dönen dolaplardan haberin var mı? Beni, hepimizi çok pis tufaya getirdiler, biliyor musun?” dedi. Yaşlı kadın Mağdure’nin çenesini avcunun içine alıp gözlerinin içine iyice baktı. Kafasını salladı. “Biliyorum yavrum, biliyorum,yetmiş beş yıldır biliyorum…”

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

ÇOK OKUNANLAR

MALATYALI FAHRİ: ÇILGIN MIZRAP*

MALATYALI FAHRİ: ÇILGIN MIZRAP* 1950’lerin Malatya’sı. Değil gramofon, radyo bile her evde yok. Gezgin destancıların acıklı sesini saymazsak, dolayısıyla gürültü kirliliği de yok. Ama bazen...

ALTINÇAĞ ÖZLEMİ, MİTLER VE İSMET ÖZEL’LER

ALTINÇAĞ ÖZLEMİ, MİTLER ve İSMET ÖZELLER! Şiir ve yaşam bütündür. Şiir ayrı yaşam ayrı diye bir durum yok. Şairin nefret edilen biri olması onun nihilist...

BALKAN ALEVİLİĞİ ASİMİLE EDİLİYOR…SALDIRILARLA VE ÜLKE ALEVİLİĞİN DURUMU

    Anadolu’dan Balkanlar’a Alevi – Bektaşi Asimilasyon Gayretleri Hız Kesmiyor Bölücü Sesler Çoğalıyor, Karanlık Büyüyor… Alevi – Bektaşi toplumunda çok ciddi bir kopuş ve ikilik yaşanıyor. Bu...

SAÇTAN YASAKLAR

  Nuray Karadağ   Otuz üç yıllık dostum, doğduğundan beri yani elli yıldır katlandığı baba zulmünden bezip bir örtünün altına gizlediği saçlarını kazıttı, İranlı kadınlardan habersiz. Dünyanın...

SON YORUMLAR

Ikbal kaynar on SALİH BOLAT VEFAT ETTİ
Mehmet Konyali on GICIR GICIR
Bilgehan Oğuz on “ÖDÜL SİSTEMİ”
Rasim Aşın on “ÖDÜL SİSTEMİ”
Ikbal kaynar on 46’LI
Yuksel on HIDIR DAYI
Gülbahar Yılmaz on ABU
Mustafa Düzgün on İZLER
B.Nur Erkoç on İZLER
Nur Erkoç on ASKIDA EKMEK
Özgür BAŞKAYA on #YargıtayTahliyeEt
Prof. Dr. İbrahim Bozkuş on HAŞHAŞ GAZETESİ VE KAYMAKAM ABDÜLKADİR AKSU
Ikbal kaynar on ŞİİRİM ISITIR SENİ
gulhan genc on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on BOŞ EV
Rafet Canpolat on BOŞ EV
Atilla IŞIK on BOŞ EV
Deniz on BOŞ EV
Arif Sürücü on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on ASKIDA EKMEK
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultam on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gökhan GURBETOĞLU on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gürel SÜRÜCÜ on HAYIR BABA TÜRBESİ
İlter koçak on HAYIR BABA TÜRBESİ
Fikret Ökmen on GUNDİ
Perihan sever dirican on GUNDİ
Hatem on GUNDİ
Selim DURMUŞ on GUNDİ
Hüseyin Ceylan on BERBER  
Tacettin Mert on İŞÇİ
Tacettin Mert on AGORA MEYHANESİ
Gökhan GURBETOĞLU on ANNE ÖP DENİZİ
Songül on ŞİDDET
İsmet Çallıbay on ANNE ÖP DENİZİ
Erdem KAYA on İKİ ARADA BİR DEREDE
Gürel Sürücü on ŞİİRE DAİR ÖNERİLER (2)
Hulusi keleş on AYRIK OTU
Gürel on AYRIK OTU
Mehmet İşbitiren on AYRIK OTU
Bir amatör futbolcu on AMATÖR TİYATROCULARIN DRAMI
Hasan GÜL on KUTSAL EKMEK