9 C
İstanbul
Perşembe, Aralık 8, 2022
Ana Sayfa Eleştiri Anlatacak Sözü Olmak Ve Öyküye “Cankurtaran” İpi Atmak

Anlatacak Sözü Olmak Ve Öyküye “Cankurtaran” İpi Atmak

Günümüzden 5 bin yıl sonra 2010’lu, 2020’li yıllarda Türkiye’de gündelik yaşama ilişkin izler bulmaya çalışan dünyalı kardeşlerimiz bir kazı yapsalar; buluntular arasında çıkacak izler, yaşam alanları, eşyalar, kitap vb. arasında Gürel Sürücü‘nün “Cankurtaran” adlı kitabı çıksa birçok yönden merakını giderirdi.

Cankurtaran‘ı okuduğumda ilk usuma bunlar geldi.

Bir de Zonguldak‘ta maden işçilerinin gittiği kahvelerde usta Tonyalı, Maçkalı fıkra anlatıcılarının sıradan bir olayı bile olağanüstü anlatım gücüyle birleştirince nasıl değerli hazineye dönüştürdüklerini anımsadım.

Sanat bitti, “Herkes 15 dakikalığına ünlü olacak“, Tarihin sonu zırvalıklarını bir kıyıya koyup aha işte öykü diyesi geliyor insanın.

Kendimce bir sanat yapıtında gündelik yaşamdan izler taşımasını önemserim. Yazılan çizilenin yaşamda karşılığı olup olmadığına bakarım.

Kuşkusuz öykünün ne anlattığı da önemlidir. Cankurtaran‘daki öyküler yaşama dokunan, insan sıcaklığının dumanı üzerinde olan öyküler.

Değişen insan ilişkileri içinde debelenen Cankurtaran, günümüzün evrensel yalnızlığını yaşıyor. O benim, o sensin, o bizdir artık. O parasız ise biz de cepleri tamtakır olan emekçi sınıfının yalnızlarıyız.

O sahil, kumları temizleyen araç bizim sahili de temizlemedi mi?

Kahramanların tevazusu, dejavu yaşatıyor bize.

Fiziksel gücü bizden zayıf olanları ezmek alışılmış davranış biçimi oldu.

O yüzden kuşkuluyuz, koruma ve esirgeyici bakışlarla çiçeğe, böceğe, toprağa yaklaşıyoruz.

Öykülerdeki kahramanların bazısı  Gürel Sürücü mü? Yazar gözlemlerini baklava arasına dökülen şerbet kıvamında okura sunuyor.

Bilmeyenler için şu öyküyü yineleyerek noktalayalım…

2 iş arkadaşı her gün otobüsle işe gidiyorlarmış. Yol da 1 saatten uzun sürdüğü için zamanı değerlendirmek adına birbirlerine fıkra anlatmaya karar vermişler. Sonra aynı fıkraları anlata anlata ezberlemişler.

Sonra bir gün fıkraları numaralamışlar.  Arkadaşlardan biri 28 deyince diğeri basıyor kahkahayı. Diğeri karşılık veriyor: 112… Bu kez diğeri basıyor kahkahayı. Hangi sayı hangi fıkrayı anlatıyor, o denli ezberden içselleştirmişler fıkraları..

Günün birinde aynı otobüse sürekli binen birisi günlerce iki arkadaşı gözlemledikten sonra yancı olarak koyu söyleşiye limon sıkmak için mi bilinmez, iki arkadaşa yaklaşıp “14” diye bağırmış.

Doğallıkla iki arkadaş tepkisiz kalınca: Neden gülmediniz? Siz sayı söyleyip arkasından kahkahalarla gülüyorsunuz. Oysa ben de söyledim işte sayıyı somurttunuz.

Arkadaşlardan biri şu yanıtı vermiş: Anlatmayı bilmiyorsunuz.

Sanat bitti. Tarihin sonu. Ve bir sürü ipe sapa gelmez gerekçe ile itilip kalkılan sanat ve öykü, bitmemiş. Yeter ki siz sanat yapmayı, yazmayı, yaşama dokunmayı unutmayın.

Gürel Sürücü, fıkradan hareketle öyküyü biliyor diyelim. Bu usta işi öykü kitabını okuyun derim. Dargeçitlerden geçtiğimiz günlerde unuttuğumuz değerleri anımsatır ve bizlere belki “Cankurtaran” olur.

Nevzat YILMAZ 

 

Cankurtaran
Yazan : Gürel SÜRÜCÜ
Sayfa: 128
Eylül Yayıncılık

2 YORUMLAR

  1. Gürel hocam her yazısını toplumun, emeğin içinden çıkarır gözlerimizin önüne serer. “Cankurtaran” in da kaybolan değerlerimizi, yaşanmışlıkları gözler önüne seçeceğine eminiz. Teşekkürler nevzat bey

  2. Gürel bey her çıkan yeni kitabınızı merakla ve severek okuyorum, her kitabınızda topluma ve içinde yaşadığımız hayatlara gerçeğiyle dokunuyor, öyle hayal mayal mesela değil,her biri hayatın gerçeği içinde.Yüreğinize ve yürekten aktardığınız elinize kalemimize sağlık.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

ÇOK OKUNANLAR

MALATYALI FAHRİ: ÇILGIN MIZRAP*

MALATYALI FAHRİ: ÇILGIN MIZRAP* 1950’lerin Malatya’sı. Değil gramofon, radyo bile her evde yok. Gezgin destancıların acıklı sesini saymazsak, dolayısıyla gürültü kirliliği de yok. Ama bazen...

ALTINÇAĞ ÖZLEMİ, MİTLER VE İSMET ÖZEL’LER

ALTINÇAĞ ÖZLEMİ, MİTLER ve İSMET ÖZELLER! Şiir ve yaşam bütündür. Şiir ayrı yaşam ayrı diye bir durum yok. Şairin nefret edilen biri olması onun nihilist...

BALKAN ALEVİLİĞİ ASİMİLE EDİLİYOR…SALDIRILARLA VE ÜLKE ALEVİLİĞİN DURUMU

    Anadolu’dan Balkanlar’a Alevi – Bektaşi Asimilasyon Gayretleri Hız Kesmiyor Bölücü Sesler Çoğalıyor, Karanlık Büyüyor… Alevi – Bektaşi toplumunda çok ciddi bir kopuş ve ikilik yaşanıyor. Bu...

SAÇTAN YASAKLAR

  Nuray Karadağ   Otuz üç yıllık dostum, doğduğundan beri yani elli yıldır katlandığı baba zulmünden bezip bir örtünün altına gizlediği saçlarını kazıttı, İranlı kadınlardan habersiz. Dünyanın...

SON YORUMLAR

Ikbal kaynar on SALİH BOLAT VEFAT ETTİ
Mehmet Konyali on GICIR GICIR
Bilgehan Oğuz on “ÖDÜL SİSTEMİ”
Rasim Aşın on “ÖDÜL SİSTEMİ”
Ikbal kaynar on 46’LI
Yuksel on HIDIR DAYI
Gülbahar Yılmaz on ABU
Mustafa Düzgün on İZLER
B.Nur Erkoç on İZLER
Nur Erkoç on ASKIDA EKMEK
Özgür BAŞKAYA on #YargıtayTahliyeEt
Prof. Dr. İbrahim Bozkuş on HAŞHAŞ GAZETESİ VE KAYMAKAM ABDÜLKADİR AKSU
Ikbal kaynar on ŞİİRİM ISITIR SENİ
gulhan genc on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on BOŞ EV
Rafet Canpolat on BOŞ EV
Atilla IŞIK on BOŞ EV
Deniz on BOŞ EV
Arif Sürücü on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on ASKIDA EKMEK
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultam on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gökhan GURBETOĞLU on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gürel SÜRÜCÜ on HAYIR BABA TÜRBESİ
İlter koçak on HAYIR BABA TÜRBESİ
Fikret Ökmen on GUNDİ
Perihan sever dirican on GUNDİ
Hatem on GUNDİ
Selim DURMUŞ on GUNDİ
Hüseyin Ceylan on BERBER  
Tacettin Mert on İŞÇİ
Tacettin Mert on AGORA MEYHANESİ
Gökhan GURBETOĞLU on ANNE ÖP DENİZİ
Songül on ŞİDDET
İsmet Çallıbay on ANNE ÖP DENİZİ
Erdem KAYA on İKİ ARADA BİR DEREDE
Gürel Sürücü on ŞİİRE DAİR ÖNERİLER (2)
Hulusi keleş on AYRIK OTU
Gürel on AYRIK OTU
Mehmet İşbitiren on AYRIK OTU
Bir amatör futbolcu on AMATÖR TİYATROCULARIN DRAMI
Hasan GÜL on KUTSAL EKMEK