9 C
İstanbul
Pazartesi, Ekim 18, 2021
Ana Sayfa Edebiyat Deneme AMAÇ NE İDİ?

AMAÇ NE İDİ?

AMAÇ NE İDİ?

Bir anda çıkıyor herkes… bir anda geliyor aklıma… şaşırıyorum olana bitene.

Halka kızamıyorum… kızamam. Kiminin bebesi var… kiminin anası babası… kiminin de sigarası… rakısı.

Kızamam… tekelde ki kuyruklara. Malûm iki gün evde nasıl geçer. Çocuk süt ister… bebe bez… nine çerez… dede limon… baba sigara… hanım yemeklik.

Zengin değil ki halkımız, evinde stoku olsun. Hem alışmışız günlük alışverişe ki artık kocaman bir tüketim toplumuyuz. Cipssiz de yapamayız, kolasız da. Et alamasakta, bir tencere kaynar ocakta.

Korona kol geziyormuş, gezsin… insanevladı bu, alışkanlıklarını atamaz kolay kolay. Kendince kurduğu zevklerden de vazgeçemez hani.

Buna cehalet diyor bir çoğu, cehalet değil sürü psikolojisi. Biri fırladımı diğeri de fırlar dışarı. İtalyada da yaşanmadı mı bu olaylar. Gördük izledik. Toplumsal değerleri güçlü toplumlarda ise bu olmadı. Çin, Güney Kore, Japonya, Almanya gibi. Bu toplumlar devletlerine güvendikleri için böyle anlarda sürü psikolojisi geliştirmiyorlar. Çünkü bir üst yapı muhakkak ki onlar yerine kendileri için en iyi kararı alıyordur. İtalya, ABD ve bizde olansa üst yapıya güvensizliktir.

İşte bu noktada da bu ülkelerin hem halk hem de siyasetçilerinin oturup düşünmeleri gereken, ‘Neden üst yapıya güven yok?’ sorusudur.

İşte bir anda insanlarımız virüse atlarken, bir anda da bu düşünceler dört nala zihnime hücüm ediverdiler ve anca bu akşamüzeri, klavye karşısına geçip yazmaya başladım. Korona salgını sadece sağlıksal bir sorun olmanın ötesinde, insanın yaşamsal bağlarını da belli ölçüde çürütüp kemirir oldu.

Her canlı, yaşama arzusu ile hayatta kalır. İşte bu salgın insanda ki bu arzuyu kırdı. Herkeste bir umutsuzluk, bir belirsizlik hakim. Kiminle konuşsam, sıkın ama sebebini bilemiyor. Çünkü insan, böylesi ön görülemeyen duruma göre kodlanmamıştı yüzlerce yıldır. Herkes, mutlu mesut tüketim toplumunun birer parçasıydı, iyi veyahut kötü.

Alışveriş yaparken bile korkar olmuştu ama iki gün karantinayı duyunca, doğal dürtüleri harekete geçti ve kendince temel ihtiyaçlarına koşuşturdu halkım. Burada suç, halkımın değil, ülkemi yönetenlerindir.

İşte ben bunları yazdım ama yayınlayamadan, öğrendik ki Türkiye’de bir ilk gerçekleşmiş ve bir bakan, sorumluluğu üzerine alıp, istifa etmiş.

Bu istifa bize, gelecek yıllarda, sosyal paylaşım ağlarının, sosyal medya olarak görev alacağının da bir göstergesidir. Artık, yaptığınız hataları örtecek, koca koca boyalı medya kuruluşlarınızın olması, sizi kurtarmaya yetmeyecektir.

Tabii ki burada, günah keçisi olma durumu söz konusu mudur, onu da çok iyi analiz etmek gerekir. Fakat toplum, güçsüz bir devletin, güçsüz bir yönetimin, o manzaralara vesile olduğunu, çok ama çok açık olarak sezmiştir.

Sokaklara koşan halkı değil, asıl halkı sokağa teşvik eden devlete sormak gerekir;

AMAÇ NE İDİ?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

ÇOK OKUNANLAR

EDEBİYATIMIZDA RUŞEN HAKKI

EDEBİYATIMIZDA RUŞEN HAKKI “Ruşen Hakkı deyince, yaşadığı şehirde sokaklara adı verilen Kocaelili bir şair gelir akla. Gazeteciydi o, şairdi, yazardı... Onun kaleminde insanların bin bir...

BİR TÜRLÜ TUTUNAMAYANLAR VEYA ORTAÇAĞ TİPİ CEMAAT NOSTALJİSİ*

  Her zaman adil olmanın kolay olmadığını biliyorum. İdeolojik savaşım çoğu zaman karışık olmasını, kampların içiçe geçmesini ve argümanların mücadele verenlerin başı üzerinde keşismesini çok...

LEİBNİZ İÇİN NOTLAR*

Paris o zamanlar dünyanın kültür merkezidir. O zamanlar şimdi olduğu gibi yüzlerce kültür merkezi yoktur. Bir kültür merkezi daha vardır: Londra. Onda da daha çok Shakespeare'in ağırlığı...

BEN KENAR MAHALLE YAZARIYIM*

  - Önce şunu öğrenmek istiyoruz. Öykü nasıl oluşuyor sizde. - Öyküler, her şeyden önce yaşadıklarımdan kaynaklanıyor. Yaşadıklarımı, düşlerimi hayallerim, düşüncelerim biçimlendiriyor. Bana bu birikimin içinden bir çelişkiyi, yaşamanın, toplumun,...

SON YORUMLAR

Mehmet Konyali on GICIR GICIR
Bilgehan Oğuz on “ÖDÜL SİSTEMİ”
Rasim Aşın on “ÖDÜL SİSTEMİ”
Ikbal kaynar on 46’LI
Yuksel on HIDIR DAYI
Gülbahar Yılmaz on ABU
Mustafa Düzgün on İZLER
B.Nur Erkoç on İZLER
Nur Erkoç on ASKIDA EKMEK
Özgür BAŞKAYA on #YargıtayTahliyeEt
Prof. Dr. İbrahim Bozkuş on HAŞHAŞ GAZETESİ VE KAYMAKAM ABDÜLKADİR AKSU
Ikbal kaynar on ŞİİRİM ISITIR SENİ
gulhan genc on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on BOŞ EV
Rafet Canpolat on BOŞ EV
Atilla IŞIK on BOŞ EV
Deniz on BOŞ EV
Arif Sürücü on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on ASKIDA EKMEK
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultam on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gökhan GURBETOĞLU on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gürel SÜRÜCÜ on HAYIR BABA TÜRBESİ
İlter koçak on HAYIR BABA TÜRBESİ
Fikret Ökmen on GUNDİ
Perihan sever dirican on GUNDİ
Hatem on GUNDİ
Selim DURMUŞ on GUNDİ
Hüseyin Ceylan on BERBER  
Tacettin Mert on İŞÇİ
Tacettin Mert on AGORA MEYHANESİ
Gökhan GURBETOĞLU on ANNE ÖP DENİZİ
Songül on ŞİDDET
İsmet Çallıbay on ANNE ÖP DENİZİ
Erdem KAYA on İKİ ARADA BİR DEREDE
Gürel Sürücü on ŞİİRE DAİR ÖNERİLER (2)
Hulusi keleş on AYRIK OTU
Gürel on AYRIK OTU
Mehmet İşbitiren on AYRIK OTU
Bir amatör futbolcu on AMATÖR TİYATROCULARIN DRAMI
Hasan GÜL on KUTSAL EKMEK