9 C
İstanbul
Cuma, Eylül 24, 2021

A.KADİR

A.KADİR
“…
Mutlu olmak varken bu dünyada,
geceler geldi dayandı kapımıza,
olduk acımızla sarmaş dolaş,
bekledik düşümüzle koyun koyuna.
…”
                                      *** A. KADİR
(36. Ölüm Yıldönümünde sonsuz saygıyla…)

“…
Çok olun, çocuklar, çok olun,
yapraklar kadar, balıklar kadar çok olun,
el ele verin, çocuklar, el ele,
bütün gündüzler sizin olsun,
yaşayın dünyayı doya doya.

Çocuklar, çiçekleri umudumuzun.
…”

***

İbrahim Abdulkadir Meriçboyu ya da yazarlık adıyla A.Kadir (1917- 1 Mart 1985), 40 kuşağının tüm acıları çekmiş, toplumcu gerçekçi şairlerinden ve ülkemizin en önde gelen (öncelikle şiir) çevirmenlerindendir.

Dünyanın önde gelen şairlerinin şiirlerini çevirmesinin yanısıra, ‘Bugünün Diliyle Mevlana’, ‘Bugünün Diliyle Tevfik Fikret’ ve ‘Bugünün Diliyle Ömer Hayyam’ kitaplarıyla şairlerin dilini sadeleştirmiştir.

Azra Erhat’la birlikte İlyada ve Odyessia’yı Türkçeye çevirmiştir.

Birçok çevirmenle birlikte Dünya Halk ve Demokrasi Şiirleri başlıklı üç cilt kitabın editörüdür. Brecht, Paul Eluard çevirdiği şairlerden bazılarıdır.
***
A. Kadir, Harb Okulu öğrencisiyken, Nazım Hikmet başta olmak üzere ilerici şair ve yazarların kitaplarını okudukları için Nazım Hikmet’le birlikte yargılanmış ve hapis cezası ile cezalandırılmış, Ordu’dan atılmış ve er olarak askerlik yaptırılmıştır.

’38 Harp Okulu Olayı ve Nazım Hikmet’ başlıklı anı kitabıyla bu yargılamanın nasıl hukuk dışı olduğunu, Nazım Hikmet’in hiçbir ilgisi olmamasına karşın nasıl Harb Okulu öğrencileriyle ilişkilendirilip suçsuz yere toplam 28 yıl hapis cezasına çarptırıldığını, duygusal, içeriğiyle yürek burkan, yalın, şiirsel bir dille anlatmıştır.
Kendilerinin ülkelerini ve halkını sevmekten başka hiçbir suçu olmadığını, yoksul halk çocukları olarak, aydın kişiler olmak amacıyla kitap okuduklarını anlattığı mahkemede yargıçları bile ağlatmış ancak yukarıdan gelen, benzerleri 12 mart ve 12 eylül yargılamalarında ve son yıllarda sıkça görülen “tiyatro yargılama” sonucunda arkadaşları ile birlikte cezalandırılmışlardır.

Meraşal Fevzi Çakmak’ın emriyle ceza almışlar, hatta Fevzi Çakmak, kurşuna dizilmelerini istemiştir. Anılarında, bir gece gözleri bağlanarak avluya çıkarıldıklarını ve silah şakırtılarıyla kurşuna dizilme sahnesinin yaşatıldığını yazmıştır.
***
Askerlik sonrası Hukuk Fakültesinde okumuş, bu sırada düzeltmenlik yapmış, ancak sürgüne gönderilince öğrenim hayatı yarım kalmıştır.

Geçimini işçilik, düzeltmenlik, çevirmenlik yaparak sağlamıştır. Şiir çalışmalarını hep sürdürmüş, sürgünde yazdığı şiirleri ve Nazım Hikmet’in gönderdiği mektuplar, kaldığı yerler sürekli basılıp arama yapıldığından bir arkadaşına
“saklaması” için göndermiş, arkadaşı şiirleri ve mektupları “o kadar iyi” saklamıştır ki bir daha bulunamamıştır.
***
A.Kadir’in ilk şiir kitabı Tebliğ, İkinci Dünya Savaşının sürdüğü yıllarda yayınlanır. Kitabında yoksulluk vurgusunun yanısıra savaş karşıtlığı da çok belirgindir.

“Seni bir gün çekip aldılar topraktan/ Benzedin köksüz bir ağaca/ Sonra öğrettiler sana uygun adımı/ Sonra büyük şehirlerini gösterdiler
Avrupa’nın / En muazzam saraylar karşısında bile sen evini unutmadın… / Varşova’da kaputun kaldı/ Dunkerk’te sırt çantan/ Düştü bütün fotoğrafların Sivastopol’da/ Ve bir şafak vakti Paris’te bıraktın zavallı yüreğini/ kurşuna dizilenler karşısında…/ Lanet
okusunlar sana bırak/ İyi bir asker olamadın diye/ Ölmesini bildin ya sen arkadaş kurşunuyla/ İki çürük patatesi ekmek torbanda unutarak.”

Bu şiir ile Nazım Hikmet’in “İbrahim Sabri” takma adıyla yazdığı “Fevkalade memnunum dünyaya geldiğime/ Toprağını, aydınlığını, kavgasını ve ekmeğini seviyorum” diye başlayan, ‘Dünya, dostlarım, düşmanlarım sen ve toprak’ başlıklı şiir, ırkçı Çınaraltı dergisinde Orhan Seyfi Orhon tarafından ihbar edilecek ve “Komünistlerin şiirle, edebiyatla, makaleyle ve yazdıkları yazılarla ülkeyi nasıl bölmeye çalıştıkları, halkı askerlikten soğuttukları ve en büyük tehlike oldukları” ifade edilerek ‘yöneticilerin gaflet uykusundan uyanmaları’ istenecektir. İhbar etkili olacak ve A.Kadir’in kitabı toplatılarak, A.Kadir sürgüne gönderilecektir.

Sürgün yılları zorlu ve acılarla doludur. Kırşehir’de sinemada gösterilen
“Stalingard Savunması” filminden dolayı gericiler olay çıkaracak, Kırşehir’de sürgünde olan A.Kadir suçlanınca, Emniyet müdürü “O sürgün bu filmin yıllarca oynamasını ister, değil seyirciyi kışkırtmak” diyecektir.
Yazdığı yoksulluk, açlık şiirlerini Bursa Cezaevi’nde okuyan Nazım Hikmet, “çocuk açlıktan ölecek ona para gönderelim” diyecektir. Nazım Hikmet, A.Kadir’in sanatını ve şiirlerini çok beğendiğini ifade etmiştir.
***
A.Kadir, şiirlerini Tebliğ, Mutlu Olmak Varken, Dört Pencere, Hoş Geldin Halil İbrahim isimleri taşıyan kitaplar ile yayınlamıştır.
A.Kadir’in onu aşkın şiiri, en başta ‘Mutlu Olmak Varken’ bestelenmiş ve birçok sanatçı tarafından seslendirilmiştir.

A.Kadir, 12 Eylül darbesinin hemen ertesinde 60 yaşını aşmışken gözaltına alınmış ve baskı görmüştür. Yaptığı çevirilerle birçok edebiyat ödülü kazanan, dünya edebiyatının önde gelen şairlerini çevirmenin ödülü kendisine böyle verilmiştir.

“… Bizim hiçbir hürriyetimiz yok/ hiçbir hürriyetimiz,/ Ne çalışmak, ne konuşmak, ne sevişmek/ Sen orada bağrına bas dur en büyük çileyi/ Ben burda en büyük çileyi doldurayım/ Ekmeğe muhtaç, hürriyete muhtaç sana muhtaç/Sen orda dalından koparılmış bir zerdali gibi dur/ Ben burda zerdalisiz bir dal gibi durayım.”

A.Kadir, tüm yapılan zulüm ve baskılara karşın halkı için üretmekten geri durmamış, yaşamının son zamanlarına kadar edebiyatın içinde olmuştur.

Onun “YOL” şiiriyle bitirelim.

“Tekmil haklar alınır.
Tekmil hürriyetler kısılır.
Tekmil köşe başları, tekmil kapılar tutulur.
Gökyüzü tıkılır dört duvar içine.
Bütün bunlara karşın, dümdüz apaydınlık kalır, seni bana getiren yol

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

ÇOK OKUNANLAR

İnsancıl Öykülerin Yazarı: Yervant Gobelyan

İnsancıl Öykülerin Yazarı: Yervant Gobelyan Mehmet Aslan Ara sıra derslerimde, beğendiğim yazarlardan öyküler okurum öğrencilerime. Okuduğum yazarlar içinde, Yervant Gobelyan kadar, öğrenciler üzerinde etki bırakan başka...

M. GÜNER DEMİRAY’IN ŞİİRİ: Yürekten Yüreğe Kanatlanan Şiirler

M. GÜNER DEMİRAY’IN ŞİİRİ: Yürekten Yüreğe Kanatlanan Şiirler Mehmet ASLAN M. Güner Demiray, Yunus Emre’den Pir Sultan’a, Tevfik Fikret’ten Nazım Hikmet’e dek sürüp gelen gerçekçi şiir...

HARABATİ BABA TEKKESİNDE NE OLUYOR?

Bir İşgal, Bir Asimilasyon Hareketi ve Alevi Bektaşi Toplumunun Bir Büyük Sınavı HARABATİ BABA TEKKESİ   Kuruluşu 480 yıl önceye kadar giden Makedonya'nın Tetova kentindeki Sersem...

Reina ve Pasha

            Reina ve Pasha            Genç ve güzel bir kadın yaklaştı, “saat kaç?” dedi.            ...

SON YORUMLAR

Mehmet Konyali on GICIR GICIR
Bilgehan Oğuz on “ÖDÜL SİSTEMİ”
Rasim Aşın on “ÖDÜL SİSTEMİ”
Ikbal kaynar on 46’LI
Yuksel on HIDIR DAYI
Gülbahar Yılmaz on ABU
Mustafa Düzgün on İZLER
B.Nur Erkoç on İZLER
Nur Erkoç on ASKIDA EKMEK
Özgür BAŞKAYA on #YargıtayTahliyeEt
Prof. Dr. İbrahim Bozkuş on HAŞHAŞ GAZETESİ VE KAYMAKAM ABDÜLKADİR AKSU
Ikbal kaynar on ŞİİRİM ISITIR SENİ
gulhan genc on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on BOŞ EV
Rafet Canpolat on BOŞ EV
Atilla IŞIK on BOŞ EV
Deniz on BOŞ EV
Arif Sürücü on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on ASKIDA EKMEK
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultam on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gökhan GURBETOĞLU on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gürel SÜRÜCÜ on HAYIR BABA TÜRBESİ
İlter koçak on HAYIR BABA TÜRBESİ
Fikret Ökmen on GUNDİ
Perihan sever dirican on GUNDİ
Hatem on GUNDİ
Selim DURMUŞ on GUNDİ
Hüseyin Ceylan on BERBER  
Tacettin Mert on İŞÇİ
Tacettin Mert on AGORA MEYHANESİ
Gökhan GURBETOĞLU on ANNE ÖP DENİZİ
Songül on ŞİDDET
İsmet Çallıbay on ANNE ÖP DENİZİ
Erdem KAYA on İKİ ARADA BİR DEREDE
Gürel Sürücü on ŞİİRE DAİR ÖNERİLER (2)
Hulusi keleş on AYRIK OTU
Gürel on AYRIK OTU
Mehmet İşbitiren on AYRIK OTU
Bir amatör futbolcu on AMATÖR TİYATROCULARIN DRAMI
Hasan GÜL on KUTSAL EKMEK