9 C
İstanbul
Çarşamba, Eylül 30, 2020
Ana Sayfa Genel YENİ ŞİİR LAZARUS VE TEKİLA

YENİ ŞİİR LAZARUS VE TEKİLA

Songül Eski’nin şiirine dair bir şeyler söylemek lazım. Öncelikle bilmek gerek benim şiirim değil. Ama benim şiirim olmaması o şiirin estetik nesne olmadığı anlamına gelmez. Songül Eski’nin şiiri insanı içine almak için zorlayan bir şiir. İlk şiir kitabı Lazarus, dilin farklı kullanımlarıyla dolu. Ama bu kitapta denediği ölüm öncesi duyguyu yani Lazarus’u göstermeye çalışmış.

RUTİN

“Rutinsiz öleceğiz”

diyordu adam

kadın

görmüştü kendi

cesedinin gizlerine nasıl baktıklarını ölümlülerin

bin tekrar çekti tanınmamak için

İnsanın farklı anlama durumları vardır yaşadığı duygulanımlarla anlama olgusu içiçedir. Songül Eski şiirin duygulanımlar sürecinde oluştuğunu gösterir bize. Anlama yetisini öncelleyen sanki bu duygulanımlar dünyasıdır. Lazarus kitabı ölüm duygusunu vermek istediği gibi ölümden gelen bir insanın psikolojisini aktarmaya çalışır. Şiir alanında pek denenmemiş bir çalışma. Böylece dilin farklı uzanımlarına inebiliyor, farklı söylem tarzlarını yıkıyor yeni söylemler yaratabiliyor. Son aşama da şiir belli duygulanımları dilsel olarak yaratabilmek. Songül Eski Lazarus adlı şiir kitabında bunu denerken, bizim önümüze bir gerçekliği bırakıyor. Ölüm duygusuyla sürekli yaşayan bir insan ne kadar umutlu olabilir. Lazarus etkisini gösterirken Songül Eski, sanat eylemliğinin umutla ilişkisine dair bir belirlenim de bulunuyor. Umut insanın yaşadığı koşullarla içicedir. İnsan umutsuzluk içinde bir ölüm duygusu ve intiharla yaşayabilir. Sanat eserinde ne kadar umut önemlidir söyleminde bulunsak da, yine de kişinin yaşamı içindedir. Bunu göstermeye çalışır Lazarus’ta.

Bazen imkansıza tutulmak o imkansızı varlığının bir parçası olarak bilmek ve bu imkansızı bilerek yaşamak bir Lazarus duygusu değil midir?

SİMURG

deniz

maviyi seyrederken kendinde

seni seyrediyorum

kendimde

bir mahkumun

seyredişi gibi maviyi

geniş bir avludan

zincirler

hasretler

keşkeler

mektuplar süzülüyor

ipek bir ağdan ellerime

söz

teni geçerken

geçtiğimiz blinçte

seni gülüyorum dalga dalga

azad kuşlarına

yüce bir tenhanın

nut’ku tutan

suskun

Simurg’u

bağrımın düğmesini kopartan

telaşı kalbimin

ince bir yelin

titrettiği tüy benim.

Songül Eski’nin ilk şiir kitabı Lazarus, ölümü yaşayanın duygusunu vermeye çalışırken, bunun yanında rüya hali de şiire girer. Bu ise Lazarus etkisi ile yaşayanın rüya halidir. İkinci kitabı Tekila bu rüya hali ve lazarus etkisi üzerinden şekillenmiştir. Tekila da bu duyguyu fazla hissetmesek de.

Arka kapakta ki dizeler şöyle.

bir kaç dikiş atıyorum

bir uyku aralığı zamanda

ve kabusların izin verdiği ölçüde kendime

…….mezarlığın altında bir fotoğraf makinesi

ölüm çekiyor bizi.

Bu şiir de önümüzde duruyor kabusta (karabasan) yaşamak. Karabasanın varlığı ölümün varlığıdır. Karabasanı yaratan ölüm düşüncesidir sanki.

Diyeceğim odur ki, şiir Songül Eski’de önce düşsel evrende geçer sonra dile kaleme iner. Düşsel evren dediğimiz de tam karşılamaz gibi dursa da, çünkü yanına rüya ve Lazarus halini almıştır. Son aşama da düşsel olgulardır bu durumlar da. Peki bu durumları kullanması şiirine derinlik katıp estetik haz veriyor mu okuruna, diye sorarsak, cevabı veriyor tabiki. Zaten şiirini estetik haz kazandıran bu yeni işlenmemiş alanı katması.

SIFIR

bir körün parmak ucuyum

sağır birinin gözü

gözün içine yapışan sinek

var mı gerek acıların bahanesine daha doktor

bu yapışmalar

acılar yeğ

kulağa ulaşmayan höykürüşten

ki bütün sessizliklerin betimlediği

içime sızan bu korkunç dünyanın insanı

ve

zihnimin coğrafyasında

ufağı tefeği yok cennetten bir adanın doktor

peşimde Kerberos

cesedini taşıyan etlerden geçip geldim

parmak ucumda

acısı her merhabanın

acı yok sayfalarında hiçbir kitaın

saymak

sayıları tersinden

tersinden okudum cümlesini ben her kitabın

nereden başlamıştık doktor

ne kadardık ilkince

-sıfır

beni sona sor doktor

farz et ki yeni başladık

Songül Eski’nin şiiri aynı zamanda korkunç yabancılaşmayı göstermek üzerine şekillenir. Onun Arafta, bir yalnız gibi görünmesi veya rüya, Lazarus haline dönüşmesi toplumsal yabancılaşmanın büyüklüğünü göstermesi anlamında önemlidir. Gerçekten bu süreçte çevresinde doğru ilişkiyi kurabilmenin imkanı yok. Şiir bu imkansızlık halini çığlığıdır. Bu şiire içe gömülmek demekten daha çok düşe gömülmek diyebiliriz. Bir insan neden kabus da yaşar, neden lazarus etkisini atamaz üzerinde. Toplumun okuyan, sorgulayan ve düşünen, baskılandırılmış her aydın kadında bu duygulanımlar olabilir. Songül Eski’nin şiiri bu nokta da başlar.

Bunun yanında Songül Eski’de şiir hızlı bir şekilde topluma uyum sağlayamayan psikolojik sorunlar yaşayan insanların şiirdir. Bu sorunların nedenleri, niçinleri şiiriyle ortaya çıkarmaya çalışır. Bu ise yabancılaşmanın büyüklüğünü gösterirken, topluma katılmaya çalışan kadının çaresizlikleri, aşılmaz sorunları netleşir. Bir anlamıyla ölüm duygusunun kökleşmemesi için Lazarus etkisi irdelenmiştir ya da karabasan hali.

Bütün bunlarda öte şiir diline yeni anlam boyutları katar Songül Eski. Göremediğimiz çoğu olguyu dilin bu düşsel evreninde veya rüya, karabasan ve lazarus haliyle yeniden yaratır. Bu durum şiir dilinin genişliğini sağlarken bize yeni olanakların yerini açar. Bizim de daha geniş bir şiir kurmamıza katkı sağlar.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

ÇOK OKUNANLAR

YANNİS RİTSOS’UN ŞİİRİNDE DÜŞSEL VE MELANKOLİK ÖĞELER

Günümüz şiiri diyebilirim ki, Yannis Ritsos’un şiirinin zirveye çıkmasıyla, birlikte bir gerilemenin içine girmiştir. 18. Yüzyılın ve 19. Yüzyılın önemli sanat eylemliliği...

KÜLTÜR ENDÜSTRİSİ VE İŞÇİ FİLMLERİ FESTİVALLERİ

A. Halûk Ünal 15. İşçi Filmleri Festivali (İFF) bitti ve geldiği nokta itibariyle, arkasındaki yaratıcılar...

DÜNYA COVİD19’A TESLİM OLDU

Cahit BÜÇKÜN DÜNYA, COVID-19’A TESLİM OLDU, “SÜRÜ BAĞIŞIKLIĞI” ANLAŞMASI YAPTI!Başta eşitlikçi ve insanı yaklaşımla Covid-19’ı sıfırlayan ve akıllı...

TAMLASANA

TAMLASANA   Uyandım yine eksik yanımla tamlasana elimi yüzümü yıkasana sevginle ayı alıp güneşini koy gökyüzüme hadi durma gülüşünü giyindir işe giderken ellerini koy çantama aman ha unutma yanağımda kalsın dudakların merak etme yüreğin...

SON YORUMLAR

Özgür BAŞKAYA on #YargıtayTahliyeEt
Prof. Dr. İbrahim Bozkuş on HAŞHAŞ GAZETESİ VE KAYMAKAM ABDÜLKADİR AKSU
Ikbal kaynar on ŞİİRİM ISITIR SENİ
gulhan genc on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on Evin Anahtarı
Rafet Canpolat on Evin Anahtarı
Atilla IŞIK on Evin Anahtarı
Deniz on Evin Anahtarı
Arif Sürücü on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on ASKIDA EKMEK
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultam on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gökhan GURBETOĞLU on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gürel SÜRÜCÜ on HAYIR BABA TÜRBESİ
İlter koçak on HAYIR BABA TÜRBESİ
Fikret Ökmen on GUNDİ
Perihan sever dirican on GUNDİ
Hatem on GUNDİ
Selim DURMUŞ on GUNDİ
Hüseyin Ceylan on BERBER  
Tacettin Mert on İŞÇİ
Tacettin Mert on AGORA MEYHANESİ
Gökhan GURBETOĞLU on ANNE ÖP DENİZİ
Songül on ŞİDDET
İsmet Çallıbay on ANNE ÖP DENİZİ
Erdem KAYA on İKİ ARADA BİR DEREDE
Gürel Sürücü on ŞİİRE DAİR ÖNERİLER (2)
Hulusi keleş on AYRIK OTU
Gürel on AYRIK OTU
Mehmet İşbitiren on AYRIK OTU
Bir amatör futbolcu on AMATÖR TİYATROCULARIN DRAMI
Hasan GÜL on KUTSAL EKMEK