9 C
İstanbul
Cumartesi, Eylül 26, 2020
Ana Sayfa Kritik TEMMUZ İÇİN YARALI SEMAH

TEMMUZ İÇİN YARALI SEMAH

Kemal Özer Sivas katliam’ını şiirleştirmişti. Temmuz İçin Yaralı Semah ve Yangın Şiirleri başlığıyla. Kemal Özer her zaman toplumsal sorunları birincil eden şiirleriyle, bir şair olarak toplumun sesi olmuştur. İşçi eylemleri, hapishaneler,madenlerde yaşananlar, yoksulluk ve sömürü şiirlerine hep girmiştir. Sivas katliam’ına ilişkin kitap şekilnde bütünlüklü tek çalışma yapan Kemal Özer’dir. Bunun bir yanı kendisinin işçi sınıfının şair olması diyebiliriz. Diğer yanı ise, kendisi de baba tarafındanSivas’lı olduğu için Sivas yobaz cehennemine dönüşmesinin acısı diyebiliriz.

Temmuz İçin Yaralı Semah kitabına baktığımızda Kemal Özer’in alevi kültürüyle içli dışlı olduğunu, alevi müziğini, türkülerini dinlediğini ve şiirinin iç sesinin Pir Sultan’ın söylemiyle içice geçtiğini görürüz.Bunun yanında halkın konuşma tarzını bu şiirlerinde daha geniş kullanmış, bir Anadolu da konuşan anne ve babanın sesi olmuştur. Katliam da yiten her can için şiir yazmış, onların hayatının güzelliğini destanlaştırmıştır.
Böylece Sivas katliam’ına ilişkin Kemal Özer’in şiirlerinden bir seçki yaptık.

SİVAS BULUŞMASI

“Şu illerin taşı hiç bana değmez
ille dostun gülü yaralar beni”
Pir Sultan Abdal

Bizi bir araya getiren
elimize aldığımız kızıl bir güldü
yüzyıllar önce bir dostun eliyle
atılan taşlardan daha ağır
onulmaz bir yaraya dönüşmüştü

Bizi bir araya getiren
ipin darağacında sallandığı gündü
ayaklan altında dedemin
savrula savrula akan
sellerin kanlı köpüğüydü

Bizi bir araya getiren
boğazına doladıkları düğümdü
ne yıllar unutulacak kadar uzak
ne yarınlar zalim hükümlerde
bir defter gibi dürüm dürümdü

Bizi bir araya getiren
birbirimizin yüzünde gördüğümüzdü
-inceydi usuldu dedemin boyu
yakasız gömleğini aşıp ölümün
ışığa çevirdiği solgun yüzüydü

Bizi bir araya getiren
gülü sınavdan geçirecek o sözdü
biri taş, biri taştan daha ağır
susmak mı konuşmak mı, hangisi
dedemin siteminde tartılan yükümüzdü

ORDA BULUNMAYAN

Orda bulunmayana ne kaldı sorsam
orda bulunmamak diyecekler belki
ah islere bulansaydım, dumanlar solusaydım
yakalarına sarılsaydım , hesap sorsaydım
eksileni yerine koysaydım, elim yatkındır
ben de onunla olsaydım o yangın akşamında

Onu doğuran bendim, ben de gitseydim Sivas’a
gözü baktı mı görsün, eli uzandı mı bulsun
ah bilsem durur muydum, ateş çoktan pusuda
kapıyı tutanları yarıp geçseydim
soluğuna soluk katsaydım, göğsüm geniştir
iç içe yürüseydim adımlarının yankısıyla

Sorsalar başka ne derim orda değildim
bir yolun sonuydu, birinin başlangıcı
doğuran da oydu artık, yolculuğa çıkan da
canımdan ömür biçseydim, sabrım isyandır
yeniden yaratacaktı orda bulunmayanı
bir yanıt versin diye ne kaldı sorusuna

YANGIN İKİZİ

Yalnız onları değil bu tutuşturan ateş
aynı yoldan geçip geliyorsak bizi de

Umudu ayağa kaldıran türkülerden
biz de öksüz kalıyorsak yalnız onları değil

Canevlerine sığmayan uyandırıyorsa bizim de bakışımızı
öfkemize yön veriyorsa onlarsız kalan dünya

Direncim iz gün ışığıyla bileniyorsa her sabah
bizim de derimizde gezdirecektir çatal dilini

Soluğumuzu yolcu edecektir acının adresine
küllerin her savruluşunda bu alevler

ARTIK NE SEMAHLARI
NE ÇOCUKLARI SEYREDEBİLİRİM
DİYEN BABANIN ŞİİRİ

Tanımak demekti semah dönmeler
tanımak demekti ayaklar altında
döne döne sınandığını dünyanın
savurmak demekti tohumda uyananı
rüzgârda bekleyeni başaklarda devşirmek

Ayaklar ayakları çoğaltırdı onlar döndükçe
eller ellerde açılıp kapanırdı
soluklar kanatlanıp uçardı göğüslerden
deyişler deyişlere değdikçe hızlanırdı
biçilenler doğrulurdu biçildikleri yerden

Daha neler öğrenecekti kim bilir
semah dönen çocuklardan bu yürek
birer kırlangıçtılar ilkyazın habercisi
her biri bir yolculuk olacaktı gökyüzü denizine
kurtulup çıksalardı yalazın öksesinden

ASAF KOÇAK’I YAŞAMAK

Akıl erdiremiyor dostları onun yokluğuna
biraz da bu kararsızlıktan olmalı

Onu görüyorlar hâlâ birine baktıklarında
biraz da bu şaşırmışlıktan olmalı

Adını sesleniyorlar birini benzetirlerse ona
biraz da bu yalnızlıktan olmalı

Asaf’ı sarmak için dostlukla
her mızıka çalışında duydukları fırtına..

Mızıkadan göğe ağan sesi
niye bu denli candan konuşur
niye ömrü kısa kelebeklerle?

Mızıkada dile gelen bakışı
niye bu denli boyun eğmiş
niye yoluna bir hüzün çıkınca?

Mızıkayla yankılanan yüzü
niye sevgiye çağırırken gülümser
niye daha güzelleşir küstüğü zaman?

Asaf’ı yaşamak olmalı biraz da
yeni bir yanıt aramak bu sorulara..

CARİNA

Çıkmayı düşlediğimiz bir yolculuk
sanki belIriveriyor eşikte
gitmeyi düşündüğümüz bir ülke
bel i riveriyor onun yüzüyle
tutanağa yazılanlarla değil
yazılmayanlarla okunursa
böyle anabiliriz onu ancak

Bizim birbirimizde çoğaldığımız
ne kadar ayrıntı varsa
onlardan birindedir artık
onun da yaşamı
neyi konuşursak o da içinde
söylenecek cümlelerin
ve paylaşılacaksa birazı hep ona ayrılacak

Bilenler için bizlerden biriydi o
bilmeyene ise şunu söylemeli:
böyle değildi kendimize bakışımız
onunla karşılaşmadan
kendimize yönelmesek onun merakıyla
anlamazdık neyi yitirdiğim izi
sorulanı bir de onun vurgusuyla sormasak

SON SÖZ YERİNE

Her biriniz birer andaç
adınızla anılacak bundan sonra
söz vermek için yazılan bu şiirler

Mayısta açan gül adınızla anılacak
alanlara çıkan ses, anımsatan özlem
yarım bırakılmış bir yaşamı

Zaman adınızla anılacak Temmuz geldiğinde
yerinden oynayan ana yüreği
kapının her çalmışında

Adınızla anılacak körün gözünden
perdeyi kaldıran o alev
utancın yüzü yanıp durdukça

Birer adım olacak her biriniz
biri bitse bile bir başka yürüyüş için
yeniden başladıkça bu yaralı semah

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

ÇOK OKUNANLAR

YANNİS RİTSOS’UN ŞİİRİNDE DÜŞSEL VE MELANKOLİK ÖĞELER

Günümüz şiiri diyebilirim ki, Yannis Ritsos’un şiirinin zirveye çıkmasıyla, birlikte bir gerilemenin içine girmiştir. 18. Yüzyılın ve 19. Yüzyılın önemli sanat eylemliliği...

KÜLTÜR ENDÜSTRİSİ VE İŞÇİ FİLMLERİ FESTİVALLERİ

A. Halûk Ünal 15. İşçi Filmleri Festivali (İFF) bitti ve geldiği nokta itibariyle, arkasındaki yaratıcılar...

DÜNYA COVİD19’A TESLİM OLDU

Cahit BÜÇKÜN DÜNYA, COVID-19’A TESLİM OLDU, “SÜRÜ BAĞIŞIKLIĞI” ANLAŞMASI YAPTI!Başta eşitlikçi ve insanı yaklaşımla Covid-19’ı sıfırlayan ve akıllı...

TAMLASANA

TAMLASANA   Uyandım yine eksik yanımla tamlasana elimi yüzümü yıkasana sevginle ayı alıp güneşini koy gökyüzüme hadi durma gülüşünü giyindir işe giderken ellerini koy çantama aman ha unutma yanağımda kalsın dudakların merak etme yüreğin...

SON YORUMLAR

Özgür BAŞKAYA on #YargıtayTahliyeEt
Prof. Dr. İbrahim Bozkuş on HAŞHAŞ GAZETESİ VE KAYMAKAM ABDÜLKADİR AKSU
Ikbal kaynar on ŞİİRİM ISITIR SENİ
gulhan genc on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on Evin Anahtarı
Rafet Canpolat on Evin Anahtarı
Atilla IŞIK on Evin Anahtarı
Deniz on Evin Anahtarı
Arif Sürücü on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on ASKIDA EKMEK
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultam on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gökhan GURBETOĞLU on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gürel SÜRÜCÜ on HAYIR BABA TÜRBESİ
İlter koçak on HAYIR BABA TÜRBESİ
Fikret Ökmen on GUNDİ
Perihan sever dirican on GUNDİ
Hatem on GUNDİ
Selim DURMUŞ on GUNDİ
Hüseyin Ceylan on BERBER  
Tacettin Mert on İŞÇİ
Tacettin Mert on AGORA MEYHANESİ
Gökhan GURBETOĞLU on ANNE ÖP DENİZİ
Songül on ŞİDDET
İsmet Çallıbay on ANNE ÖP DENİZİ
Erdem KAYA on İKİ ARADA BİR DEREDE
Gürel Sürücü on ŞİİRE DAİR ÖNERİLER (2)
Hulusi keleş on AYRIK OTU
Gürel on AYRIK OTU
Mehmet İşbitiren on AYRIK OTU
Bir amatör futbolcu on AMATÖR TİYATROCULARIN DRAMI
Hasan GÜL on KUTSAL EKMEK