9 C
İstanbul
Pazartesi, Temmuz 4, 2022
Ana Sayfa Edebiyat Deneme TEDİRGİN ANKET

TEDİRGİN ANKET

Tedirgin Anket

Türkiye siyasetinde özellikle parti genel başkanlarının ve yakın çevresinin en çok dikkat ettikleri unsurun anketler olduğu söylenebilir. Anketler bir yandan toplumsal sorunları tespit etmek diğer taraftan siyasal eylemlerin karşılığını görmek için kullanılıyor. Bu anketler arasında özellikle seçim sürecinde süreli yayınlanan seçim anketleri olduğu gibi toplumsal görünüm veya değişim üzerine yapılan anketler bulunuyor. Ben de yaklaşık bir yıldır, burada ismini vermeyeceğim bir anket şirketi tarafından aranıyor ve çeşitli sorulara muhatap oluyorum.
Başta bu pek hoşuma gitmiş, tesadüfen de olsa görüş alınan yurttaşlardan biri olmaktan gurur duymuş, sorulara doğru cevaplar vermekten çekinmemiştim. Zamanla bu sürekli yurttaşlık vazifesinden sıkılmış, aslında doğru bulmadığım veya düşünmediğim cevapları da oyun olsun diye vermiş, kendimce eğlenmiştim.
Anketler şüphesiz vazgeçilmez araştırma yöntemleri, sadece seçim araştırmaları için değil
birçok toplumsal ve siyasal araştırmada da önemli görünüyor. Sanırım anketlerin bu kadar öne çıkmasının temel nedenlerinden birisi kamunun örgütsüzleştirilmesiyle ilgilidir. Örgütsüz
toplumun, sınıf temsilcileri, kültür temsilcileri bulunmuyor, tek tek kişilerden meydana gelen
kamunun ancak ve sadece tek tek görüşmelerle fikri alınabiliyor.
Çoğu zaman anketin sorulan tarafında olduğumdan görüşlerimin Türk demokrasisinde olduğu gibi pek kayda alınmadığını, sınırlı bir çerçeve içinde saptandığını, düşüncelerimin yoksanıp ifademin evet-hayır’a indirgendiğini, dolayısıyla düşünce ve tereddütlerimin yansımadığını, etraflı ve yinelenen sorularla seçime zorlandığımı söyleyebilirim. Dolayısıyla anketlerde tedirginliğin, değişime açık unsurların, sürecin pek saptanamadığını izledim. Sanırım bu yaklaşımın, tüm sakıncalarına rağmen, anketin temel yöntemi olduğunu ve büyük oranda kabul gördüğünü de belirtebilirim. Bu genel eğilimle beraber, ben de anketçi olmaya karar verdim ve cumhurbaşkanlığı seçim sürecini gözlemeye çalıştım. Bu gözlemlerimi paylaşırken anketlerin bir süreci değil de bir anı ifade ettiklerini akıldan çıkarmadım.
Telefon rehberimi açıp sıradan ve tamamen tesadüfen tanıdıklarımı aradım ve
cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili sohbet ettim, onlara cumhurbaşkanları adaylarını ve
nedenlerini sordum. Rehberimde yer alan insanların büyük bir bölümünün muhalefet
partilerine oy veren insanlar olduklarını anlamakta gecikmedim, yoksa ben de mikutuplaşmanın bir yanındaydım! Hani tv programlarında derhal anket bilgileri paylaşıyor ve ceza almak istemiyorlar ya, ben de derhal anketim hakkında birkaç noktaya işaret ediyorum.
Birincisi anketim hiçbir bilimsel yöntem izlemediği gibi hiçbir bilimsel değer taşımaz, ikincisi
anketimde görüştüğüm kişilerin yaş, eğitim, etnik köken ve cinsiyet notlarını aldım ve bu
unsurlarla adaylar arasında, aşağıda işaret edeceğim gibi, sanırım bir ölçüde ilişki kurabildim. Üçüncüsü anketim tamamen kişisel bir merak ve bu merak üzerine kişisel izlenimleri meydana getiriyor. Anketimde muhalefette yer alan seçmenlerle seçim, seçim süreci ve adaylar üzerinde sohbet ettim ve sadece iki soru sordum, 1. Millet İttifakı’nın anketlerde yer alan adaylarından kimi tercih edersin? 2. Bu tercihini iki kelimeyle açıklar mısın? Şunu söylemem gerekir ki sorduğum sorular önce herhangi bir şık vermediğimden  tereddütle karşılandı, ardından kamuoyunda yer alan anketlerin aday adaylarını ifade edince tereddüt bir oranda aşıldı. Sohbet ve anketimde ortaya çıkan sonuçları tedirgin anket başlığıyla ve izlenimlerimle birlikte şöyle ifade edebilirim.

Seçim Güvenliği, Rejim Değişikliği Gündemde Değil

Bu süreçte oy kullanabilecek yirmiyi aşkın seçmenle, kullanamayacak ama siyaseti takip eden daha fazla insanla görüştüm, bu görüşmelerde doğrudan doğruya rejim veya seçim
güvenliğiyle ilgili sorular sormadım, yukarıda söylediğim gibi doğrudan iki soruyla yetindim.
Görüştüğüm insanlardan sadece birkaçı geçiş sürecinden, dolayısıyla rejimin değişeceğinden söz etmiş, seçim güvenliğini gündeme getirmemiştir. Bu konular hakkında da sorular sormadan yanıtlar aramam garipsenebilir, fakat seçmenin gündemine odaklandım, dolayısıyla farklı sorular veya konular açmadım. Anketçiler gibi bir çerçeve çizip şıklardan yararlanmadım.
Seçim güvenliğiyle ilgili şüphesiz tedirginlikler var, ama gündeme getiren olmadı. Kısaca
seçmen nezdinde, Kılıçdaroğlu’nun yakın zamanda SADAT çıkışına karşın, seçim güvenliği,
rejim tartışmaları ve geçiş süreci henüz ana gündem olmamış, belki daha doğrusu liderler,
partiler, siyasetçiler tarafından geleneksel medyadan sosyal medyaya bu temalar yeterince
tartışılmamış, toplumsallaştırılmamış, dolayısıyla genel itibariyle bu küçük seçmen grubu bu
tartışmaları öncelik görmemiş, gündeme getirmemiştir. Bir başka yandan tüm bu tartışmalar aşağıda işaret edeceğim gibi adayda yoğunlaşmış, bir bakıma adayda içkinleşmiştir.

Bu Seçim Muktedir Bir Başkan Seçimi

Görüşmelerimde verilen yanıtlar bir yana rejim değişimiyle, mevcut rejimin nitelikleri veya
yeni rejimin olması gereken nitelikleriyle ilgili bir konuşma ve tartışma gerçekleşmedi.

Tartışma, Millet İttifakı’nın adayları ve kişisel özellikleri üzerinden biçimlendi. Adaylar söz
konusu olduğunda kimin önde kimin sonda geldiği bir yana, aday, siyasi görüşü, faaliyetleri,
eğitimi-donanımı da önemli olmakla birlikte kazanma odaklı değerlendiriliyor ve şu
izlenimlerim öne çıkıyor; 1. Kılıçdaroğlu’nun son ayladaki çıkışları ona bir ivme kazandırmış gibi görünse de Erdoğan’a karşı girdiği seçimleri kazanamadığından genel itibariyle mağlup
görülüyor. Yaşlı bulunuyor, dürüst olmakla beraber, söz konusu dürüstlüğü bir saflık ve
yetersizlik izlenimi uyandırıyor. Kimliğinin de bir sorun oluşturabileceği konuşuluyor. Bunlarla birlikte Kılıçdaroğlu, parti genel başkanlığı, sıranın artık onda olması (!), ittifak lideri görülmesi, tecrübesi, geçiş sürecini yönetebileceği, iktidar hırsı gütmeyeceği gibi nedenlerle destekleniyor, şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki görüştüğüm çevre Kılıçdaroğlu’na kimi tereddütleri olsa da oy veriyor. İnsanlar Kılıçdaroğlu’nun adaylığını mecburi aday-mecburi seçmen kararlılığıyla destekliyor. 2. İmamoğlu, görüşmelerim çevresinde özellikle Kürt seçkinlerinin dolaylı-dolaysız işaret etmeleri nedeniyle Kürt seçmenden ve İstanbullu 20’li yaşlardaki gençlerden destek görüyor. İmamoğlu, İBB seçimlerinde gösterdiği performansla zeki, hazırcevap, mücadeleci, becerikli ve pragmatist bulunuyor. Diğer taraftan genç olması enerjisiyle olumlu fakat deneyimsizliğiyle olumsuz karşılanıyor. Doğu Karadeniz gezisindeki çıkışları “reis” olabileceği korkusu uyandırıyor. Kılıçdaroğu ile İmamoğlu arasında sırasıyla yaşlılık-gençlik, deneyim-deneyimsizlik, başarısızlık-başarı, edilgenlik-etkinlik ikilemeleri görülüyor. Kılıçdaroğlu’nun yerel seçimlerde gösterdiği marifet pek dikkate alınmıyor, vitrinde yer alan başkan, başarılı bulunuyor ve kişi tercih ediliyor.
Çevremdeki görüşmelerimden Yavaş’a dair kayda değer iki unsura ulaşabildim, ilkin Yavaş
sosyal belediyeciliğiyle dikkat çekiyor, ikincileyin özellikle gençler arasında siyaset ve partiler üstü görülüyor, bu durum siyasetle yakın ilişki kurmayan gençler arasında hoşa gidiyor ve destek sağlıyor. Diğer taraftan Yavaş daha tecrübeli ve siyasal seçmende, MHP geçmişi nedeniyle kuşkuyla karşılanıyor ama doğrusu bir kapalı kutu görünüyor. Yavaş’ın siyaset üstü stratejisi bir yandan olumlu bir yandan olumsuz görünüyor ve adaylığı olumlu-olumsuz değişimlere namzet karşılanıyor.
Sonuç itibariyle süreç, henüz seçim güvenliğine dair ana gündem oluşturmuyor, seçim, rejim değişimi biçiminde oldukça sınırlı görülüyor, en güçlü yanıysa seçim, bir muktedir başkan seçimi gibi değerlendiriliyor. Dolayısıyla program, rejim gibi tartışmalar bir bakıma söz konusu kişide eriyor. Tüm bu süreç bir tedirginlikle karşılanıyor. Şüphesiz anketlerin müstakbel adaya odaklanması, anket şirketlerinin gözlediği toplumsal desteğe dayanıyor, ama anketler toplumun sürece yaklaşımını, aday seçiminde tedirginliği gözlemekte zorlanıyor. Anketler bir yana, gönül adayları söz konusu olduğundaysa Selahattin Demirtaş, Canan Kaftancıoğlu ve Fatih Mehmet Maçoğlu isimleri geçiyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

ÇOK OKUNANLAR

KANADALI ANAGOLD FİRMASININ TOPLUMU YANILTAN KAMUOYU AÇIKLAMASI

  Altta Anagold Madenciliğin kamuoyu duyurusu ve ben bu duyuruya dair bölüm bölüm tartışmaya çalışacağım. Öncelikle bu kamuoyu açıklaması açık ve şeffaf bir açıklama gibi...

İŞÇİ/ EMEKÇİ ŞİİRLERİ EKSENİNDE İŞ CİNAYETLERİ KONULU BİR ÖRNEK: ADNAN YÜCEL EMEKÇİYE ŞİİRLER I-II

Dev bacalar yükseliyor üstümüzden Kemiklerimizden gökdelenler Kimler basmıyor bu dağ yüreğe Basıp da devleşmiyor kimler Nice şirketler nice bankerler Nice petrolcüler nice armatörler Kasalar bankalar holdingler Silah fabrikatörleri işbirlikçiler Ve...

Birlikte Yaşamak İstiyoruz İnisiyatifi Basın Açıklaması

Birlikte Yaşamak İstiyoruz İnisiyatifi 18 Haziran 2022 Basın Açıklaması Bugün 2001 yılından beri her yıl 20 Haziran’da kutlanan Dünya Mülteci Günü vesilesiyle biraradayız. Ve bugün, tüm...

ALEVİ YAZININDA ANADOLU’NUN KÖKLERİ VE SÖYLEŞİ ERDOĞAN ALKAN’LA

        Ülkemizin çok üretken edebiyatçılarından birisi olan Erdoğan Alkan edebiyatın birçok dalında eser verdi. Başta çeviri şiirleri olmak üzere, şiir üzerine yaptığı çalışma ve eserleriyle...

SON YORUMLAR

Ikbal kaynar on SALİH BOLAT VEFAT ETTİ
Mehmet Konyali on GICIR GICIR
Bilgehan Oğuz on “ÖDÜL SİSTEMİ”
Rasim Aşın on “ÖDÜL SİSTEMİ”
Ikbal kaynar on 46’LI
Yuksel on HIDIR DAYI
Gülbahar Yılmaz on ABU
Mustafa Düzgün on İZLER
B.Nur Erkoç on İZLER
Nur Erkoç on ASKIDA EKMEK
Özgür BAŞKAYA on #YargıtayTahliyeEt
Prof. Dr. İbrahim Bozkuş on HAŞHAŞ GAZETESİ VE KAYMAKAM ABDÜLKADİR AKSU
Ikbal kaynar on ŞİİRİM ISITIR SENİ
gulhan genc on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on BOŞ EV
Rafet Canpolat on BOŞ EV
Atilla IŞIK on BOŞ EV
Deniz on BOŞ EV
Arif Sürücü on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on ASKIDA EKMEK
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultam on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gökhan GURBETOĞLU on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gürel SÜRÜCÜ on HAYIR BABA TÜRBESİ
İlter koçak on HAYIR BABA TÜRBESİ
Fikret Ökmen on GUNDİ
Perihan sever dirican on GUNDİ
Hatem on GUNDİ
Selim DURMUŞ on GUNDİ
Hüseyin Ceylan on BERBER  
Tacettin Mert on İŞÇİ
Tacettin Mert on AGORA MEYHANESİ
Gökhan GURBETOĞLU on ANNE ÖP DENİZİ
Songül on ŞİDDET
İsmet Çallıbay on ANNE ÖP DENİZİ
Erdem KAYA on İKİ ARADA BİR DEREDE
Gürel Sürücü on ŞİİRE DAİR ÖNERİLER (2)
Hulusi keleş on AYRIK OTU
Gürel on AYRIK OTU
Mehmet İşbitiren on AYRIK OTU
Bir amatör futbolcu on AMATÖR TİYATROCULARIN DRAMI
Hasan GÜL on KUTSAL EKMEK