9 C
İstanbul
Cumartesi, Eylül 26, 2020
Ana Sayfa Genel ŞİİR / EDEBİYAT KURSLARI VE NÂZIM HİKMET TAVRI

ŞİİR / EDEBİYAT KURSLARI VE NÂZIM HİKMET TAVRI

 

Edebiyat yapmayı, şiir yazmayı öğretme (!) paralı kursları konusunda kimi arkadaşlar şöyle yorum yapıyorlar: “Talep var ki, arz da var.”

Son yıllarda, kimi kesimler arasında bireysel öne çıkma, şan şöhret sahibi olma merakı başladı. Gerçi o alanlarda da boşluktan sızanlar oldu ama müzikte, sinemada, diğer sanat alanlarında, hele de spor alanında yer tutmak o kadar kolay değil. Ama edebiyat, görünür olmak adına, kolay lokma gözüktü, dişim keser gibi geldi çoğu kimseye.

Bu gerçek bir talep midir?

“Talep varsa arz da olur” kapitalizmin kuralıdır. Ve kapitalizm sahte arzlar, yani aslında gereksiz, ihtiyaç olmayan ve işe yaramaz mallar da üretip “arz” edebilir – reklamla pompalamalarla gereksiz talepler de yaratabilir. Meta üretiminde bu nedenle hep bir kaos vardır. Talep var ki, arz ediyor demek, “keriz varsa açıkgöz fırsatçılık etmekte haklı” demekle eşdeğerdir ve heveskâr sömürücülerini aklamak demektir.

 

Bu konuda, yoksulluğuna rağmen, yüksek paralarla yeteneksiz bir ileri gelen çocuğuna ders vermeyi reddeden Udî Nevres Bey tavrından söz etmiştim. Şimdi de Nâzım Hikmet tavrından söz edeyim.

Orhan Kemal, Nâzım Hikmet’in Bursa cezaevine aktarılacağını öğrenmiş, heyecanla beklemektedir. Nâzım Hikmet gelir. Menemen yemeğini birlikte yerler. Şair cüzdanını açar, yemekten payına düşen bedeli ödemek ister. Sonra da Orhan Kemal’e mümkünse birlikte kalmak istediğini söyler ve ekler: “Yalnızlığı sevmem. İnsansız yapamam.”

Orhan Kemal, bir süre sonra Nâzım’a şiirlerini gösterir. Nâzım Hikmet şiirini taklit eden örneklerdir çoğu. Nâzım bu taklit boyutunu sertçe eleştirir. Bir süre sonra bir hikâyesini okur Orhan Kemal’in. Hep hikâye yazmasını önerir.

Sanılmasın ki, Nâzım kendisine rakip olmasın diye şairliğini eleştirdi. O en çok şairlerin elinden tutmuştur. Sözgelimi Hasan İzzettin Dinamo’nun ilk şiirlerini o yayımlamıştır. Gel gelelim, Nâzım kimi eleştirel tutumları nedeniyle gereksiz yere “Troçkist” ilan edilip hareketten dışlanmak istendiğinde, “bizim asıl şairimiz Dinamo’dur” bile denilecektir.

İlhami Bekir’le dostluk eden, Nail Vahdeti’yi (Çakırhan), teşvik için Nail V. imzasıyla bir kitabına ortak eden, yine Nâzım’dır. 1938 tutuklamaları sonrası cezaevinde bir süre birlikte kaldığı ve “Küçük Efendi” adını taktığı A.Kadir ile de hayli ilgilenmiştir. Örnekler çoğaltılabilir.

Ancak, Nâzım’ın ilgilendiği, yetiştirmeye çalıştığı şairler, onun parlak ışığına yenik düştüler ve onu aşamadılar.

Nâzım Hikmet, üç sanatçının yetişmesinde ise büyük pay sahibi, yani başarılı oldu. Üçü de şair değildi. Birisi, haliyle Orhan Kemal. Diğeri, Kemal Tahir. Bir de ressam: İbrahim Balaban. Balaban, cinayet suçundan birlikte yattığı hükümlüydü. Nâzım’ın resim yaptığını görünce “bana da öğretir misin” diye yanaştı. Sonrası, biliniyor.

Nâzım ilgilendiği, yetiştirmeye çalıştığı şair, yazar ve ressamlardan “kurs ücreti” aldı mı?

Tam tersi, cezaevinde dokuma tezgahları kurdu, sırtında kan ter içinde ipler, iplikler, kumaşlar taşıyarak onları dışarıda sattırdı, ayrıca çeviriler yaptı, kazandığı paraları eşine ve adı geçen arkadaşlarına gönderdi durdu. Yani Nâzım üste para verdi!

Yapılan işi telif ücretiyle, akademik emekle kıyaslayanlar da oldu. Aynı şey midir? Edebiyat gibi soylu bir uğraşta “öğretme”yi paraya tahvil etmeye kalkmanın hiç bir etik yanı yoktur

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

ÇOK OKUNANLAR

YANNİS RİTSOS’UN ŞİİRİNDE DÜŞSEL VE MELANKOLİK ÖĞELER

Günümüz şiiri diyebilirim ki, Yannis Ritsos’un şiirinin zirveye çıkmasıyla, birlikte bir gerilemenin içine girmiştir. 18. Yüzyılın ve 19. Yüzyılın önemli sanat eylemliliği...

KÜLTÜR ENDÜSTRİSİ VE İŞÇİ FİLMLERİ FESTİVALLERİ

A. Halûk Ünal 15. İşçi Filmleri Festivali (İFF) bitti ve geldiği nokta itibariyle, arkasındaki yaratıcılar...

DÜNYA COVİD19’A TESLİM OLDU

Cahit BÜÇKÜN DÜNYA, COVID-19’A TESLİM OLDU, “SÜRÜ BAĞIŞIKLIĞI” ANLAŞMASI YAPTI!Başta eşitlikçi ve insanı yaklaşımla Covid-19’ı sıfırlayan ve akıllı...

TAMLASANA

TAMLASANA   Uyandım yine eksik yanımla tamlasana elimi yüzümü yıkasana sevginle ayı alıp güneşini koy gökyüzüme hadi durma gülüşünü giyindir işe giderken ellerini koy çantama aman ha unutma yanağımda kalsın dudakların merak etme yüreğin...

SON YORUMLAR

Özgür BAŞKAYA on #YargıtayTahliyeEt
Prof. Dr. İbrahim Bozkuş on HAŞHAŞ GAZETESİ VE KAYMAKAM ABDÜLKADİR AKSU
Ikbal kaynar on ŞİİRİM ISITIR SENİ
gulhan genc on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on Evin Anahtarı
Rafet Canpolat on Evin Anahtarı
Atilla IŞIK on Evin Anahtarı
Deniz on Evin Anahtarı
Arif Sürücü on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on ASKIDA EKMEK
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultam on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gökhan GURBETOĞLU on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gürel SÜRÜCÜ on HAYIR BABA TÜRBESİ
İlter koçak on HAYIR BABA TÜRBESİ
Fikret Ökmen on GUNDİ
Perihan sever dirican on GUNDİ
Hatem on GUNDİ
Selim DURMUŞ on GUNDİ
Hüseyin Ceylan on BERBER  
Tacettin Mert on İŞÇİ
Tacettin Mert on AGORA MEYHANESİ
Gökhan GURBETOĞLU on ANNE ÖP DENİZİ
Songül on ŞİDDET
İsmet Çallıbay on ANNE ÖP DENİZİ
Erdem KAYA on İKİ ARADA BİR DEREDE
Gürel Sürücü on ŞİİRE DAİR ÖNERİLER (2)
Hulusi keleş on AYRIK OTU
Gürel on AYRIK OTU
Mehmet İşbitiren on AYRIK OTU
Bir amatör futbolcu on AMATÖR TİYATROCULARIN DRAMI
Hasan GÜL on KUTSAL EKMEK