9 C
İstanbul
Çarşamba, Aralık 2, 2020
Ana Sayfa Eleştiri SFENKS ÇATLAĞI: SÖMÜRÜ DÜZENİNE BİR BAŞKALDIRI

SFENKS ÇATLAĞI: SÖMÜRÜ DÜZENİNE BİR BAŞKALDIRI

SFENKS ÇATLAĞI: SÖMÜRÜ DÜZENİNE BİR BAŞKALDIRI

Mehmet ASLAN

Sfenks Çatlağı, Hasan Çapik’in üçüncü şiir kitabı… Sfenks Çatlağı’nı okudum da şunu gördüm. Hasan Çapik’in şiiri, çarçabuk okunacak bir şiir değil. Ağır ağır, düşüne taşına okunması gereken bir şiir.
Nedir bunun nedeni?
İlkin şudur: Çok sıkı örülmüştür dizeler; bir gevşeklik, baştan savmalık görmeyiz hiçbir şiirinde.
İkincisi; anlamı yoğunlaştırarak yazılmıştır şiirler. Anlatılmak, söylenmek istenen damıtılarak, özce dile dökülmüştür.
Üçüncüsü; çabucak sindirilemeyen felsefi bir derinliğin varlığıdır.
Dördüncüsü; şiirlerdeki maddeci diyalektik yapıdır.

Şiirlerin Temel Konusu
Hasan Çapik şiirinin temel konusu insandır, insanın sorunlarıdır… Bu sorunların temel kaynağı ise, insanlar arasındaki sınıfsal farklılıklar, sınıfsal çelişkilerdir. Şair şiirlerinde, bu sınıfsal farklılıkların, çelişkilerin yarattığı açmazı gündeme getirerek, görünür kılmaya çalışır. Çünkü bilir; ayrılıklar, çelişkiler, açmazlar… görünür kılındıkça aşılır ancak.
Bu duruma şiirlerden bir örnek; “Madenci” şiiri…
“kim inandırabilir beni
bir hayatım olduğuna
madenciyim ben

babamın öldüğü yerden aldım kazmayı
(…)
masal dünyası için birilerinin
gençliğim gerçekliğim çok ucuz
madenci aldanması: ekmek parası
(…)”
Emeğiyle yaşama tutunan emekçinin açmazı, çelişkisi, ekmek parası uğruna biricik yaşamını tüketmesidir. Kim uğruna; emeğini sömürüp, yaşamı kendisi için “masal dünyası” kılan kapitalist uğruna… Kapitalist düzen, bir yazgı gibi emekçinin boğazına dolamıştır bu gerçeği.
“(…)
varlığımız da kömür karası ki
sessiz kalır toplum sesimize
(…)”
Köy Enstitüleri’nin kapatılmasının; aydınların, sanatçıların susturulup halktan koparılmasının; asker eliyle darbelerin, baskıların vd. nedeni, toplumun bu sömürüye karşı sessiz, tepkisiz kılınması değil mi? Şairin, “Kazanacağız” şiirinde yazdığı gibi; “ama işte, yaşam ölçülmüyor bunlarla”. Gün, ışığını, bu kez şairin dizeleriyle ulaştırıyor insana. Başkaldırının önü aydınlanıyor böylece.
Aşağıdaki dizeler, “Umut Büyüteci” şiirinden…
“(…)
baş kaldırsın diye sütsüz sistemlere
bir memesi isyan bir memesi aşk şiir
akar özgürlük çavlanına ruhumdan.”
Hasan Çapik şiiri, kapitalist sömürü düzenine bir başkaldırıdır.

Emekten Yana Bir Şiir
Hasan Çapik’in şiiri, emekten, emekçiden yana bir şiirdir… Egemen yazında yer kapmak adına, sınıfsal tutumu gizleyen bir dille şiirlerin yazıldığı bir dönemde, şairin, sınıfsal tutumunu gizlemeksizin yapıtlarını üretmesi yüreklice bir tutumdur. Bu tutumuyla, birçok şairin erişmek için çırpındığı düzenin olanaklarını elinin tersiyle itmiştir diyebiliriz.
Şairin duruşunu, konumunu şiirlerinden alıntılarla görelim şimdi.
“Anladığım Tarih” şiirinden…
“ben doğmadan düşkünleşmiş dünya
rahman ve rahim sermaye elinde

en verimli sütümüz yaşamak
sağılmış kirli avuçlarına

en uzun sayrılık yoksulluk
biçtiği en alımlı elbise bize

üzüm olup ezildiğimiz
şarap akmış sofrasına
(…)”
“Gündelikçi” şiirinden…
“(…)
kapıcı dairesinde kapılanıyoruz
gün başkasının biz gündelikçi
içimi sorma rüzgar olursun yangına

herkesin sevdiği meyvedir yaşamak
biliriz bilmesine de kim yetişir
geçim dev biz cüce tutuştuk güreşe
(…)”
“Hayatım Pahasına Hayır” şiirinden…
“umumi helaya dönmüş dünyada
ne dinler ne yasa yoksuldan yana
(…)
diz boyu yaşamsızlığa doğan çocuklarımız
düşsüz odalarda ham maddesi sermayenin
(…)”
“Kazanacağız” şiirinden…
“(…)
yaktılar hayat harmanımızı
tek inançları kursakları olanlar
güvenerek sermaye tanrısına
ki kardeştiler zulüm ve soygunda

yer yitirmiş göğünü
biz güzelliğe yasaklı
tırnaklarımızla doyduğumuz zamanlar
şiir bile cevherinden saymaz ‘insan’ı

derken

ışıdı insanı doğrultan emek
(…)”
“Şu Okyanus Toplayan Bakışın” şiirinden…
“(…)
harç olduğumuz hiçbir yapıda anmaz adımız
(…)
akortsuz dünya
yüklenmeyip bize ne yapsın
biz öznesi olmadıkça akışın.”

“Ekmek Kavgası”
Emekten, emekçiden yana olmak, emek insanının içinde bulunduğu çelişkiyi, açmazı, yabancılaşmayı görmezden gelmek anlamına gelmez, gelmemeli… Hasan Çapik, pek çok şiirinde, emek insanının çelişkisini, içinde bulunduğu açmazı, yabancılaşmış konumunu göstermeye, uyarıcı görevini üstlenmeye çalışır.
“Ekmek kavgası”, emek insanının yaşamdaki en büyük çelişkisidir. Şaire göre, bu kavga, düzene boyun eğmenin, sömürüye katlanmanın, kaypaklığın gerekçesine; insanın insanlaşma savaşımının önünde bir engele dönüşmüştür artık.
“Ekmek Acısı, Düş Sıcağı ve Yarın” şiirinde, tükettiğin ekmek, seni de yaşamını da tüketiyor, diye uyarır emek insanını:
“(…)
ne yaptık düşman kesilmekle düşlere
astık yaşamı çaresizliğe, görmeden
yediğimiz ekmeğin de bizi yediğini, oysa
insan doğrulmakla başlatmıştı insanlığı”
“Başlangıcadır Uyanmak” şiirinde uyarısını sürdürür şair:
“ördün
acıyla ördün
bilgisizliğin acısıyla ördün
ilmeklerini birer birer yaşamın
bastın çığlığı sonra, üstündeki ateşe

boşuna dememişti herakleitos
‘insanın karakteri kaderidir’
suçlaman yersiz şimdi tanrıları
ve körlüğüne aktığın toplumu
(…)
doğasız bir kıştasın artık, bu sensin
çaresizliğin çivisine asılı yüreğinle
yaradana dönüyor tohuma yaramayan ellerin
koruma kesiliyorsun hatta başındaki karanlığa
bir ekmek için yangına veriyorsun tüm ekinleri.”

Şairin Duyarlılığı
Duyarlı bir şair Hasan Çapik… Bencilliğin kutsandığı, insanın kendi kabuğuna çekilip, kendi ben’iyle oyalandığı bir zaman diliminde, O, yaşamda olup biten insan sorunlarına duyarlılık göstererek, bu sorunları içinde duyumsayarak yaşar. Duyumsadığı bu sorunlar, onun öznelinden geçerek yeniden, ama bu kez estetik düzlemde; şiirde dışlanır, somutlaşır.
Hasan Çapik’in şiiri, bazen emeği yaşamı sömürülen bir madencinin sesi olur, bazen kalleşçe öldürülen Ali İsmail’in; baskılarla ölüme itilen şair Kaan Turhan’ın; Suruç’ta toplu kıyıma uğrayan özgürlük gençlerinin, bazen de savaşın savurduğu insanların ağıtı olur…
“Ölüm Çoğul, Değil Mi Çocuklar, Değil Mi Aylan?” şiirinden;
“(…)
bir bakış erimiyle yiten aylan’ım
soruyor yürek diye taşıdığım yara:
oyuncak için miydi ilk dilsiz çığlık?
(…)”
Şimdiki dizeler, “Suruç: Suçta Uç Nokta” şiirinden;
“yoktur artık
dalından düşmüş yaprağa
yaşam denilen büyülü iksir

zaman: tomurcuk kıran veba!
(…)
biz böyle çoklu
çok öldük tarihte
yarenimiz ateşten bir ütopya
oldukça, kurutulamadı köklerimiz
(…)”
Bunun yanında; Pablo Neruda, Sapho, Sabahattin Ali, Victor Jara, Che, Şerif Temurtaş gibi, yapıtlarıyla savaşımlarıyla insan türüne katkı sunmuş insanlara, birer şiirle selam gönderir şair… Bu tutumuyla, verilen savaşımın sürdürücüsü olduğunu gösterir.
“Kazanacağız” şiirinden…
“viktor jara gitarına inen güvercinim
-yoksulluğu sesine yapışmaz bir
ananın şarkılarıyla emzirdiği-

kanat koydum kırık parmaklar yerine
(…)
sürsün diye yolcusu olduğumuz ezgiler
(…)”

Yaşamdan Yana tutum
Hasan Çapik şiiri, yaşamdan yana bir şiirdir. Ama bu nasıl bir yaşamdır? Sermayenin egemen olduğu, insanın karşıt sınıflar altında birbiriyle çatıştığı, üst sınıfların alt sınıfları sömürdüğü; dinin, doğmaların bilinci dumura uğrattığı, insanın sararıp solduğu bir yaşam değil şairin savunduğu… Onun savunduğu yaşam, tüm bu çelişkilerin aşıldığı, kimsenin kimseyi sömürmediği, insanın özgür, özerk yaşadığı sınıfsız bir toplumdur.
Ölümün, hiçliğin ballandırıldığı bir zaman diliminde, şair, “ölüm yüce değil yaşamdan” der, “Hayatım Pahasına Hayır” şiirinde.
“Hep Masal Tadında” şiirinde, yaşamdan yana tutumunu sürdürür şair.
“(…)
ne diyordu yer altındaki akhilleus
hades ülkesine uğrayan odysseus’a:
‘ballandırma ölümü soylu odysseus
geçmiş göçmüş ölülere kral olacağıma
el kapısında kulluk yapsaydım keşke
yoksul çiftçi yanında köle kalsaydım’

nar(a) çürüğüne bağlasa da ömrü

içelim lethe’den, dönelim yaşama
yaşama dostlar, karşılıksız aşka”

Son Söz
İnsan sorunlarına maddeci diyalektik bir bilinçle, estetik bir bakışla eğilen, bu sorunları damıtılmış bir dille, felsefi bir derinlik içinde işleyen şairimizin, yazdığı bu nitelikli şiirlerle insan türüne büyük katkı sunacağına inanıyorum… Şiirlerini okudukça, eminim sizde de bu güven, bu inanç uyanacaktır.
Bu güzelim şiirler şairden çıktı. Sizin için var olmayı bekliyor artık. Hakkıyla okunup kavrandıkça, var olan sizin için var olacaktır.

Hasan Çapik, Sfenks Çatlağı, İzan Yayıncılık, Ankara, 2020

-Bu yazı, Yeni Gelen dergisi Eylül 2020 sayısında yayınlandı. 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

ÇOK OKUNANLAR

ÇOCUKLARIMIZ İÇİN YAZACAĞIMIZ HER CÜMLEDEN SORUMLUYUZ

     “ÇOCUKLARIMIZ İÇİN YAZACAĞIMIZ HER CÜMLEDEN SORUMLUYUZ”      Çocuklarımızı hayatın gerçekliğiyle örtüşmeyen içinde mistik, uhrevi, doğa üstü yaratıklarla dolu olan kurgusal metinlerle nasıl geliştireceğiz?”...

Şiir Enkazında Şair Duruşu

Şiir yaşamın kendisi olma iddiasını taşısa da birebir yaşamı karşılamaz. Çünkü imgelerle kurgulanan gerçeklik var olanın dışındadır. Bu dışarıda olma durumu şiirin kendine özgü...

ÖĞRETMENLER GÜNÜMÜ DEDİNİZ!

ÖĞRETMENLER GÜNÜMÜ DEDİNİZ! Demokrasi kültürünü geliştirme adına “Cumhuriyetten Bugüne Demokrasi ve Onun Gücünü Oluşturan Enstrümanlar”  konulu bir söyleşiye gitmek üzere Erol’la meydanda buluştuk. Söyleşi öncesi...

Cemal Özçelik Bern Belediye Meclisi’ne Aday

İsviçre’nin başkenti Bern Belediye Meclisi seçimlerinde Sosyal Demokat Parti’den aday olan Cemal Özçelik ile okuyucularımız için bir röportaj gerçekleştirdik. Gençliğinde Derik’te sabah Kur’an, öğleden sonra...

SON YORUMLAR

Nur Erkoç on ASKIDA EKMEK
Özgür BAŞKAYA on #YargıtayTahliyeEt
Prof. Dr. İbrahim Bozkuş on HAŞHAŞ GAZETESİ VE KAYMAKAM ABDÜLKADİR AKSU
Ikbal kaynar on ŞİİRİM ISITIR SENİ
gulhan genc on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on Evin Anahtarı
Rafet Canpolat on Evin Anahtarı
Atilla IŞIK on Evin Anahtarı
Deniz on Evin Anahtarı
Arif Sürücü on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on ASKIDA EKMEK
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultam on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gökhan GURBETOĞLU on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gürel SÜRÜCÜ on HAYIR BABA TÜRBESİ
İlter koçak on HAYIR BABA TÜRBESİ
Fikret Ökmen on GUNDİ
Perihan sever dirican on GUNDİ
Hatem on GUNDİ
Selim DURMUŞ on GUNDİ
Hüseyin Ceylan on BERBER  
Tacettin Mert on İŞÇİ
Tacettin Mert on AGORA MEYHANESİ
Gökhan GURBETOĞLU on ANNE ÖP DENİZİ
Songül on ŞİDDET
İsmet Çallıbay on ANNE ÖP DENİZİ
Erdem KAYA on İKİ ARADA BİR DEREDE
Gürel Sürücü on ŞİİRE DAİR ÖNERİLER (2)
Hulusi keleş on AYRIK OTU
Gürel on AYRIK OTU
Mehmet İşbitiren on AYRIK OTU
Bir amatör futbolcu on AMATÖR TİYATROCULARIN DRAMI
Hasan GÜL on KUTSAL EKMEK