9 C
İstanbul
Çarşamba, Eylül 30, 2020
Ana Sayfa Genel SESSİZ SEDASIZ GİDEN DEVRİMCİ USTA: AYDIN AYDEMİR

SESSİZ SEDASIZ GİDEN DEVRİMCİ USTA: AYDIN AYDEMİR

 

Elektronik postayla gelen bir mesajla şaşırmış, susmuş, çok üzülmüş ve içimdeki onur kalelerinden birini daha düşürmüştüm. Mesajın ekinde gönderilen habere göre, toplumcu ve toplumsalcı tavrını ömrü boyunca ödünsüz sürdüren araştırmacı yazar ve aydınlık öğretmen
Aydın Aydemir 23 Mayıs 2008 günü intihar ederek insan ve doğasever yaşamına son vermişti. Mesajın ekinde gönderilen ‘25 Mayıs 2008, 00.20, Pazar’ tarih ve ‘cnnturk’ çıkışlı bu haber özetle şöyleydi:

Yazar Aydın Aydemir’in, Aydın’ın Didim İlçesi’ndeki evinde başına dayadığı av tüfeğini ateşleyerek canına kıydığı iddia edildi. Olay, Didim Mavişehir Tepeönü Sitesi’nde dün saat 16.00 sıralarında meydana geldi. Türkiye Öğretmenler Sendikası’nın kurucularından yazar Aydın Aydemir, eşi Neriman ve kızı Sezin Aydemir’le birlikte televizyon seyrederken, çalışma odasına gideceğini söyleyerek yanlarından ayrıldı. Bir süre sonra çalışma odasından bir el silah sesi geldi. Bu ses üzerine çalışma odasına giden Neriman ve Sezin Aydemir, Aydın Aydemir’i kanlar içinde yerde yatarken buldu. Aydemir’in cenazesi, polisin olay yerinde yaptığı incelemenin ardından Didim Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. Neriman Aydemir, eşinin intihar etmesini gerektirecek, bilinen hiçbir sorunu olmadığını ve neden böyle bir şey yaptığına anlam veremediklerini söyledi.

Ünlü ve popüler bir yazar olma kaygısını yaşamının hiçbir döneminde taşımamış olan Aydın Aydemir’in gazete, dergi, antoloji ve ansiklopedi türünden kaynaklarda aranması
sırasında, fazla bir bilgiyle karşılaşılmayacağını önceden biliyordum. İnsancıl Dergisi’nin Ekim 1995 sayısında Yılmaz Elmas’ın kendisiyle yaptığı bir söyleşi, Cumhuriyet Kitap
Eki’nde (27.01.2000) Türay Köse’nin “Nazım’ın Çevresinden Dost Manzaraları” adlı yazısı, TBE Ansiklopedisi (c.1, 2001), İhsan Işık’ın hazırladığı Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür
Adamları Ansiklopedisi (c.2, 2006), Güngör Gençay’ın 29.05.2008 tarihli Evrensel Gazetesi’nde görünen “Yolunu Doğaya Yönelten Dost: Aydın Aydemir) adlı yazısı,
H.Hüseyin Yalvaç’ın 29.05.2008’de kaleme aldığı ve Berfin Bahar’ın Haziran 2008 sayısında yayımlanan “Aydın Aydemir’in Aydınlığı” adlı yazı ve ölümü üzerine yazılmış üç beş gazete haberi… İşte hepsi bu kadardı. Nicelik yerine nitelik arayan insanlar için ‘azlık’ elbette sorun değil, ama kâh yaşarken kâh ölümünden sonra Aydemir’e ve yapıtlarına bu denli ilgisiz kalabilmek özel bir beceri gerektiriyormuş gibi geliyor insana!…

 Araştırmacı yazar Aydın Aydemir; 20 Mart 1932, Ankara / Beypazarı’na bağlı Uruş bucağı doğumlu. İlkokul öğrenimini Uruş’ta, ortaöğrenimini Ankara Hasanoğlan Atatürk
Öğretmen Okulu’nda tamamladı. İstanbul Çapa Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü (1958) mezunu. Türkçe ve edebiyat öğretmeni olarak çeşitli il ve ilçelerdeki ilk ve orta dereceli okullar ile eğitim enstitülerinde görev yaptı. Öğretmenliği döneminde Türkiye Öğretmenler Sendikası’nın (TÖS) (kurucu ve bir dönem genel sekreter), Tüm Öğretmenler Yardımlaşma Kooperatifi’nin (TÖY-KOOP) (kurucu), Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma
Derneği’nin de (TÖB-DER) (kurucu) üyeleri arasında yer aldı.

Aydın Aydemir’e 1971’de iki kez bakanlık emriyle işten el çektirildi. Danıştay’ca aklandı. 12 Mart darbesinde, ‘Kalaba Örgütü Lideri’ suçlamasıyla içeri alındı. Adresi belirsiz veyeraltında konuşlandırılmış bir işkence evinde sorgulandı. Kalaba Örgütü’ne mensup olduğu varsayılan diğer 21 kişiyle birlikte, mahkeme kararıyla aklandı. 1980’in 12 Eylül’ünde iki kızı ile birlikte Gayrettepe Emniyet Müdürlüğünün hücrelerinde tutuldu. Kızlarına yapılan işkence
esnasında, çocuklarının çığlıkları kendisine dinlettirilen, ancak faşizme bile onurlu bir direnme dersi veren bu devrimci insan 1982 yılına dek öğretmen kalmayı sürdürdü ve o yıl emekliye ayrıldı. Kısa bir süre sonra da Didim’e yerleşti Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS), Edebiyatçılar Derneği, Dil Derneği, Bilim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği (BESAM), Birleşik Sosyalist Partisi (BSP), İnsan Hakları Derneği (İHD) ve (başkanlığını da yaptığı) Didim Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) üyesi de olan Aydın Aydemir’in yayımlanmış beş yapıtı vardır. Yazı ve şiirleri İmece, Birlik, Yön, Varlık, Kıyı, İnsancıl vb. dergiler ile Öğretmen, Cumhuriyet ve Yeni Didim gibi gazetelerde
yayımlandı. “Yeni Didim” arkadaşlarıyla birlikte çıkardığı ve beş yıl boyunca aksatmadan yayımladığı bir gazetedir. Ayrıca Mavi Didim adlı gazetede de ölünceye kadar düzenli olarak yazılar yazmıştır.

1968 yılında Nâzım Hikmet’in kız kardeşi Samiye Yaltırım ve ailesinin belgelerinden ve anılarından yararlanarak Nâzım’ın çocukluk, gençlik, hapishane yaşamı ve yapıtlarını da
özetlemiş ve 1970’de “Nâzım” adlı ilk inceleme kitabını yayımlamıştı. Kitabın sunu kısmında özetle şunları yazmış Aydın Aydemir: “Yeryüzündeki ülkelerin hemen hemen bütün dillerinde yayımlanan büyük şairimiz Nâzım Hikmet’in en az bilinen yönü çocukluğudur.Peki, bu büyük insanın çocukluğu niceydi? Bu sorunun yanıtını Nâzım da vermemiştir. Aslında kendisinden söz etmekten hiç hoşlanmazmış… Hatta eserlerine önsöz yazmaktan bile. Olaylarla dolu 61 yıllık ömrünü, bir sayfalık ‘otobiyografi’ adlı şiirine sığdırıvermesi de bundan olsa gerek. O halde kimden öğrenilecekti bu büyük ustanın çocukluğu? Öz kardeşi Samiye Yaltırım’ın hayatta olmasının hepimiz için bir şans olduğunu düşünüyorum. Hem elinde belge şeklindeki ve hem de sahip olduğu geniş ailenin yaşlılarından dinlediği Nâzım’a ait ne varsa, tümünü ömrü boyunca saklamış Samiye hanım. Ortak dostlarımızın önerilerine uyarak, bu belge ve bilgileri bana verirken çok mutluydu.

1978’de ‘Nâzım Hikmet’in yakınları ve dostlarının ağzından’ ikinci Nâzım kitabı olarak kaleme aldığı ve “Nâzım Nâzım” adını verdiği derleme-inceleme kitabı yayımlandı. Yıllar
süren bir çalışma sonunda tanıkların kendi sesinden banda aldığı anıları aynen yazıya döktü. Bu yapıt, Nâzım’ın Sare Teyze’si ile okul arkadaşı emekli amiral Seyfi Kipmen’in yanı sıra, cezaevi arkadaşlarının anılarını ve Nâzım’ın yaşamına ilişkin belgesel verileri de içeriyor. Nâzım’ın cezaevi yaşamını paylaştığı insanların yalın ve sıcak anlatımlarıyla aktarılan bu anılar roman tadında okunuyor. ‘Memleketimden İnsan Manzaraları’nda değişik isimlerle tanıdığımız bazı gerçek kişileri de, bu kez kendi anlatımlarıyla tanıyoruz. Bunlardan Balcı Nuri (Memleketimden İnsan Manzaraları’nda Remzi Balcı) şöyle anlatıyor Nâzım’ı: “Odası kitaplarla doluydu. Duvarda bir harita vardı. Bu harita üzerinde İkinci Dünya Savaşı’nı günü gününe izliyordu üstat. Haritada kalemlerle, renkli kalemlerle çizilmiş yollar vardı. Kendisiyle birlikte diğer arkadaşlar da yarı bozuk bir radyoda savaşın seyrini dinliyorlardı. Ben hapishaneye her gelişimde, dış yayınlardan öğrendiklerimi aktarıyordum ona. Aşağı yukarı Fransızca yayın yapan bütün ajansları dinliyordum. Anlattığımda Nâzım bunları yorumluyordu. Almanların savaşı kesinlikle kaybedeceğini söylüyordu.”

Aydın Aydemir’in “Herşeye Rağmen” (Bir Devrimcinin Anıları) adlı anı-romanı 2000’de yayımlandı. Bu yapıt sıradan, sade bir ailenin ve yakınlarının akıl almaz serüvenlerini içeren trajik bir öyküdür. Olay Drama’da başlar, Anadolu’da sürer… İzmir ve Bursa ovalarında
ırgatların, İstanbul tütün üretim mağazalarında (işyerlerinde) emekçilerin hak arama savaşımıyla, sosyalist mücadeleye dönüşür. Bu mücadelenin her aşamasında emek sömürüsüne, acılara, açlıklara, dayatmalara, işkence ve ölümlere dirençle karşı koyan yiğit insanlar vardır. Proleter devrimcilerin simgeleşmiş isimlerinden şoför İdris Erdinç bunlardan biridir. Bu kavganın sıra neferidir. Aydın Aydemir hoca da bu kitabıyla; tüm olumsuzluklara ve ‘herşeye rağmen’ yaşamını sosyalist mücadeleye adayan bu yürekli insanın kişiliğinde çilekeş, yurtsever düşün ve kol emekçilerimizi minnet ve gönül borcuyla selamlamış oluyor.

“Nasıl Unutulur?” adlı otobiyografik anı-romanı 2004’te yayımlanır. Bu kitapta 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980’deki darbelerde kendisine ve çevresindekilere yapılan baskı ve
işkenceler anlatılmaktadır. Ankara Kalaba Ortaokulu’nda öğretmenken, mahalle muhtarı dahil onu tanıyan 21 kişinin ‘Kalaba Örgütü’ adlı bir organizasyonu oluşturmakla suçlanması, kendisinin gözleri bağlıyken iki kızına işkence yapılarak kızlarının çığlıklarının dinlettirilmesi, damadının işkencede ölmek üzereyken son anda mahkûm bir Ermeni doktorun uyarısıyla kurtulması; evinin, kitaplarının ve yaşamının sık sık altüst edilmesi, vb. unutulmayacak izlekleri ve anıları bu kitapta bulmak mümkün…

Puşkin’in “Çingeneler” adlı romanını Türkçeye uyarlayan Aydın Aydemir; öğrencileri, arkadaşları, dostları ve kendisini tanıyan herkes tarafından çok sevilen bir insandı. Yılmaz Elmas’la yaptığı söyleşide, öğretmenliği döneminde devlet tarafından (defalarca cezalandırılmasına rağmen) hiç ödüllendirilmediğini söylüyor. Tek ödülünün etrafındakiler
tarafından sevilmek ve inanılmak olduğunu belirtirken ise, ‘gerçek varsıllığın ne olduğunu öğrenmiştim ve hep varsıl kaldım’ diyor.

‘Nasıl Unutulur’ adlı kitabından sonra kaleme aldığı yazıların bir gün kitaplaşacağına inanmak istiyorum. Adı anıldıkça önünde saygıyla eğilmemiz gereken bu aydınlık insana, bu
düşün ve emek sevdalısı hocamıza güle güle derken, onunla aynı saflarda yer almaktan onur
duyuyorum.
Toprağı bol olsun. Çiçekleri ve karıncaları da yanında…

(25 Temmuz 2008 / Kartal-İstanbul)

1 YORUM

  1. Paylaşım için teşekkürederiz Aziz Kemal bey. Aydın Aydemir hocamızın şahsında tüm devrimcilere selam olsun. Yaşamda olmayanlar ışıklar içinde yatısn. Yaşamda olanlara da sağlık diliyorum. Gidenleri anmak geride kalan emekçilerin görevidir. Aydın hocamız 12 Eyülü Faşizmine karşı direnirken; Devrimcilerin tarihsel misyonundan güç alarak, yaşamda kalabilmişti. Daha sonraki yıllarda da Onurlu mücadelesine bir yazın emekçisi olarak devam ettiğini anlıyoruz. Ruhu şad olsun. Işıklar içinde yatsın. Anısı önünde saygı ile eğiliyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Önceki İçerikYOLCULUK
Sonraki İçerikSPARTAKÜS’ÜN KILICI VE HOLLYWOOD

ÇOK OKUNANLAR

YANNİS RİTSOS’UN ŞİİRİNDE DÜŞSEL VE MELANKOLİK ÖĞELER

Günümüz şiiri diyebilirim ki, Yannis Ritsos’un şiirinin zirveye çıkmasıyla, birlikte bir gerilemenin içine girmiştir. 18. Yüzyılın ve 19. Yüzyılın önemli sanat eylemliliği...

KÜLTÜR ENDÜSTRİSİ VE İŞÇİ FİLMLERİ FESTİVALLERİ

A. Halûk Ünal 15. İşçi Filmleri Festivali (İFF) bitti ve geldiği nokta itibariyle, arkasındaki yaratıcılar...

DÜNYA COVİD19’A TESLİM OLDU

Cahit BÜÇKÜN DÜNYA, COVID-19’A TESLİM OLDU, “SÜRÜ BAĞIŞIKLIĞI” ANLAŞMASI YAPTI!Başta eşitlikçi ve insanı yaklaşımla Covid-19’ı sıfırlayan ve akıllı...

TAMLASANA

TAMLASANA   Uyandım yine eksik yanımla tamlasana elimi yüzümü yıkasana sevginle ayı alıp güneşini koy gökyüzüme hadi durma gülüşünü giyindir işe giderken ellerini koy çantama aman ha unutma yanağımda kalsın dudakların merak etme yüreğin...

SON YORUMLAR

Özgür BAŞKAYA on #YargıtayTahliyeEt
Prof. Dr. İbrahim Bozkuş on HAŞHAŞ GAZETESİ VE KAYMAKAM ABDÜLKADİR AKSU
Ikbal kaynar on ŞİİRİM ISITIR SENİ
gulhan genc on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on Evin Anahtarı
Rafet Canpolat on Evin Anahtarı
Atilla IŞIK on Evin Anahtarı
Deniz on Evin Anahtarı
Arif Sürücü on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on ASKIDA EKMEK
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultam on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gökhan GURBETOĞLU on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gürel SÜRÜCÜ on HAYIR BABA TÜRBESİ
İlter koçak on HAYIR BABA TÜRBESİ
Fikret Ökmen on GUNDİ
Perihan sever dirican on GUNDİ
Hatem on GUNDİ
Selim DURMUŞ on GUNDİ
Hüseyin Ceylan on BERBER  
Tacettin Mert on İŞÇİ
Tacettin Mert on AGORA MEYHANESİ
Gökhan GURBETOĞLU on ANNE ÖP DENİZİ
Songül on ŞİDDET
İsmet Çallıbay on ANNE ÖP DENİZİ
Erdem KAYA on İKİ ARADA BİR DEREDE
Gürel Sürücü on ŞİİRE DAİR ÖNERİLER (2)
Hulusi keleş on AYRIK OTU
Gürel on AYRIK OTU
Mehmet İşbitiren on AYRIK OTU
Bir amatör futbolcu on AMATÖR TİYATROCULARIN DRAMI
Hasan GÜL on KUTSAL EKMEK