9 C
İstanbul
Çarşamba, Eylül 30, 2020
Ana Sayfa Edebiyat Deneme ŞEHRİN DİNGİNLİĞİNDE BİR ÖĞLE VAKTİ

ŞEHRİN DİNGİNLİĞİNDE BİR ÖĞLE VAKTİ

ŞEHRİN DİNGİNLİĞİNDE BİR ÖĞLE VAKTİ                                                                                                                            

Semtimdeyim. Evimde. Günün bu saatinde kuş seslerini, kumruların cilveleşmesini, hatta horozların ötüşünü duymaya hiç alışkın değilken, garip bir huzur kaplıyor içimi.

Sabahın ilk ışıklarında bile hayatın hızlı aktığı bir şehirde, öğle vaktindeki bu sessizlik…

Sokaklar boş, arada bir iki motor sesi geliyor, bak şimdi de bir araba geçti. Hemen akabinde adım atmaya yüreğin istediği, ana caddem boşaldı yine.

Evlerin perdeleri açık olsa da balkonlarda henüz sohbet eden kimse yok. Çoğu hala şekerleme yapıyor olmalı, zor bir geceydi, sabahı karşıladı komşularımın çoğu biliyorum.
Yukarıdaki çocukların gürültüleri olmasa ben de belki kaçıncı faz rüyamda olurdum belki ama ah o iki velet 🙂

Yazmam gereken 4 ayrı köşe yazısı, çalışmam gereken 2 ayrı sınav var.

Ayrıca öğrencilerim de dört gözle (!) vereceğim ödevleri bekliyor olmalı (bu dediğime ben bile inanmadım ya neyse 🙂 ).

Çok sevdiğim bir filmdir Muhsin Bey. Onu izlemek istiyorum bugün. Muhsin Bey gibi başladım güne, önce çiçeklerimi suladım. Sonra bir kahve hazırladım. Akşam pişirdiğim kekten de bir dilim. Sonrasında aldım laptopumu kucağıma (Ah benim vefalı yarim, az mı ekmek parası çıkardık seninle). Açtım Gazi Giray’ın mahur peşrevini. Köşe yazısı yazayım derken içimi dökeyim istedim sizlere. Güya yazı yazacağım hoş şu an da yazdığım bir nevi yazı değil mi?

Zevzirler de gelmiş. Öylesine sakin ötüyorlar ki… Arada zıpçıktılık yapan kargalar bile bu doğal musikinin içinde bir ahengde.

Aşık olası da geliyor insanın. Derin bir huzur sarmalına saklanası da . Hiç haber izlemesek mesela, kendimizi hem eve hem dünyaya kapatsak. “Şimdiden başka zaman olmasa” …

Aç gözlülükten, yarın korkusundan uzaklaşabilsek. Fatura diye bir şey olmasa hani. Ya da iş bulamama korkusu. Hani “Rızkımızdan endişe edemeyecek” kadar tevekkül sahibi, hiç ölmeyecekmiş gibi çalışkan olsak. Son nefesimizi vereceğimiz an bile olsa elimizdeki fidanı dikebilsek.

Bir ekmek alabilmek için ölüm sarmalında yanı başımızdakine dalmasak. Mesafeleri kavuşabilmek için korusak. Biraz haddimizi bilsek mesela. Biraz ilim, az biraz irfan, bolca edep olsa, tevazu tenceresinde kaynasak. En son üstüne gönül yağında kavrulmuş sabrı döksek, şöyle bir karıştırıp sıcak sıcak ikram etsek dünyaya… O zaman aç kalır mıyız, ya da ihtimaline bile deli olur muyuz?

Neslihan Sultan Pala

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

ÇOK OKUNANLAR

YANNİS RİTSOS’UN ŞİİRİNDE DÜŞSEL VE MELANKOLİK ÖĞELER

Günümüz şiiri diyebilirim ki, Yannis Ritsos’un şiirinin zirveye çıkmasıyla, birlikte bir gerilemenin içine girmiştir. 18. Yüzyılın ve 19. Yüzyılın önemli sanat eylemliliği...

KÜLTÜR ENDÜSTRİSİ VE İŞÇİ FİLMLERİ FESTİVALLERİ

A. Halûk Ünal 15. İşçi Filmleri Festivali (İFF) bitti ve geldiği nokta itibariyle, arkasındaki yaratıcılar...

DÜNYA COVİD19’A TESLİM OLDU

Cahit BÜÇKÜN DÜNYA, COVID-19’A TESLİM OLDU, “SÜRÜ BAĞIŞIKLIĞI” ANLAŞMASI YAPTI!Başta eşitlikçi ve insanı yaklaşımla Covid-19’ı sıfırlayan ve akıllı...

TAMLASANA

TAMLASANA   Uyandım yine eksik yanımla tamlasana elimi yüzümü yıkasana sevginle ayı alıp güneşini koy gökyüzüme hadi durma gülüşünü giyindir işe giderken ellerini koy çantama aman ha unutma yanağımda kalsın dudakların merak etme yüreğin...

SON YORUMLAR

Özgür BAŞKAYA on #YargıtayTahliyeEt
Prof. Dr. İbrahim Bozkuş on HAŞHAŞ GAZETESİ VE KAYMAKAM ABDÜLKADİR AKSU
Ikbal kaynar on ŞİİRİM ISITIR SENİ
gulhan genc on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on Evin Anahtarı
Rafet Canpolat on Evin Anahtarı
Atilla IŞIK on Evin Anahtarı
Deniz on Evin Anahtarı
Arif Sürücü on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on ASKIDA EKMEK
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultam on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gökhan GURBETOĞLU on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gürel SÜRÜCÜ on HAYIR BABA TÜRBESİ
İlter koçak on HAYIR BABA TÜRBESİ
Fikret Ökmen on GUNDİ
Perihan sever dirican on GUNDİ
Hatem on GUNDİ
Selim DURMUŞ on GUNDİ
Hüseyin Ceylan on BERBER  
Tacettin Mert on İŞÇİ
Tacettin Mert on AGORA MEYHANESİ
Gökhan GURBETOĞLU on ANNE ÖP DENİZİ
Songül on ŞİDDET
İsmet Çallıbay on ANNE ÖP DENİZİ
Erdem KAYA on İKİ ARADA BİR DEREDE
Gürel Sürücü on ŞİİRE DAİR ÖNERİLER (2)
Hulusi keleş on AYRIK OTU
Gürel on AYRIK OTU
Mehmet İşbitiren on AYRIK OTU
Bir amatör futbolcu on AMATÖR TİYATROCULARIN DRAMI
Hasan GÜL on KUTSAL EKMEK