9 C
İstanbul
Cumartesi, Eylül 26, 2020
Ana Sayfa Genel ŞAİRLER HEP DÖVÜŞÜR MÜ?

ŞAİRLER HEP DÖVÜŞÜR MÜ?

ŞAİRLER HEP DÖVÜŞÜR MÜ?

Edebiyatta en çok şairlerin kavga ettiklerine dair bir inanış var. Mehmet Kemal de, “Şairler Dövüşür” yazısının adını kitabına taşımıştı. Şairlerin, bazen şiir anlayışları çerçevesinde, çoğunlukla da örtülü – açık çekemezlikler nedeniyle didiştikleri bir gerçek. Gel gelelim, bu didişmelerde, şairler arası ilişkilerin daha yoğun oluşu da bir etken. En çok buluşan, ortak işler yapmayı deneyen, iz bırakmış dostluklar kuran da yine şairler. Öteki edebiyat erbabı arasında bu tür ilişkiler görece daha az. Şairlerin sırasında “diğerkâm” da (özgecil, ötekini olumlulayan) olabildiklerini, başka şairi öven şiirler de yazdıklarını, bu perşembe Cumhuriyet Kitap’ta “Kitaplı Kahvehane” köşesinde çıkacak “Şaire Dair Şiir” yazısında örneklemeye çalıştım.

Şairler Kahvehanesi’nde ise şair kavgalarına dair kimi ayrıntılara yer vermiştim. Buraya ikisini aktarıyorum.

***

1920’li yıllardan birinde, Türbe’deki bir muhallebicide Yahya Kemal ile henüz “Tanpınar” olmamış genç Ahmet Hamdi karşılıklı oturmaktadırlar. Yahya Kemal, sürekli Ahmet Haşim’den yakınmaktadır. Ahmet Hamdi bunları dinledikçe ikide bir gazaba gelmekte, elindeki kaşığı kılıç gibi sallayarak, “İzin verin gidip o herifi öldüreyim!” demekte, ardından ayağa fırlamaktadır. Yahya Kemal, her seferinde “Otur kahraman çocuk. Bir muhallebi daha ye!” demektedir.

İkili, bir de bakmışlar ki, muhallebicide ne varsa hepsini silip süpürmüşler!

Bu hikâyeyi aktaran, olayda adı geçenlerden biri, Ahmet Hamdi Tanpınar; ama doğrulamak için değil, elbette yalanlamak için ve elbette bir ‘istihza’ eşliğinde aktarıyor. Gel gelelim, Ahmet Haşim, herkese anlattığı bu hikâyeye kendisi de inanmış olmalı ki, sadece Yahya Kemal ile değil, Ahmet Hamdi ile de selamı sabahı kesmiştir. Ayrıca, Ahmet Hamdi’nin fotoğrafının Ahmet Haşim’in evinin tuvaletinin duvarını boylamış olduğu da kestirilebilir. Çünkü üstadın sevdiği kişilerin fotoğraflarını salonunun duvarına asıp, kızınca tuvalet duvarına sürgün etmek gibi bir huyu da var. Bu kaza da en çok bir küsüp bir barıştığı Salih Zeki’nin (Aktay) başına gelmektedir. Birkaç yıl sonra, Ahmet Hamdi tünel çıkışında birinin ayağına basar. Başını kaldırınca da ayak sahibinin Ahmet Haşim olduğunu fark ederek elini öpmek ve haksız yere darıldığını anlatmak ister. Ahmet Haşim, “Dargınlık akran arasında olur” diyerek koluna girer ve onu “Löbon”da kahve içmeye davet eder.

***

Şairler sahiden sadece akranlarıyla mı didişir? Öyleyse, Halit Fahri Ozansoy’un Edebiyatçılar Geçiyor adlı kitabında (Türkiye Yayınevi, 1967) anlattığı olaya bakalım. Ozansoy’un kitabında Yahya Kemal bölümü ikiye ayrılmış. İlkinin alt başlığı “Paris’ten Gelen Şair” adını taşıyor. Bu bölümde Paris’ten dönen Yahya Kemal’in edebiyat ortamı üzerindeki etkisi, dostlukları, ilişkileri anlatılıyor. Evsiz barksız Yahya Kemal, zaman zaman Ozansoylar’da da kalmaktadır. İkinci kısmın alt başlığı ise “Bir de bu yönü” adını taşıyor. Kestirileceği üzere bu bölümde Yahya Kemal’in tatsız yönleri anlatılmaktadır. Örneğin, istediği bir çeviriyi yapmaya yanaşmayan Ozansoy’a fena halde içerlemiştir. Bir süre sonra, Ozansoy’un “Baykuş” adlı oyununun Tepebaşı Tiyatrosu’nda basın için düzenlenmiş gösterisinde, son perde alkışlarla kapanırken, Yahya Kemal’in ayağa kalkıp “Foutu! Foutu!” (Berbat! Berbat!) diye bağırdığı görülecektir.

Aynı yıllarda Kurun gazetesinde bir soruşturma düzenlenir ve kimi şairler Yahya Kemal’e övgüler dizerler. Sözgelimi Behçet Kemal, “Biz mürşidimizi bulduk. Yahya Kemal bizim şiir yolumuzu aydınlatıyor” demekte, ardından “Rindlerin Ölümü” şiirini “yüksek ve ideal şiir”in örneği olarak sunmakta, Yahya Kemal’in Lale Devri şiirlerini de övmektedir. Son Posta gazetesinde de bir karşı soruşturma düzenlenir. Halit Fahri, soruşturma cevabında Yahya Kemal’in “Rindlerin Ölümü” şiirinin ve geçmiş zamana dönük gazellerinin “Milli Edebiyat”ı benimsemiş genç kuşağa bir model olamayacağını ve bunların geçmiş zamana ait olduğunu yazınca beterin beteri olur; tam da öğrenim görmüş olduğu Galatasaray Lisesi’nin önünde, bastonunu kaldırmış, ağır sövgülerle üstüne hamle eden Yahya Kemal ile burun buruna gelir. Ozansoy, kafasının kırılmamasını araya giren insanlara borçlu olduğunu yazıyor. Yahya Kemal’in “masuniyet-i teşrîye” (yasal dokunulmazlık) kartı sahibi olduğunu bilen Halit Fahri, karakola gitmez ama onu üyesi olduğu Halk Partisi’ne şikayet eder. Ancak parti sekreterliğinden, “Çok üzüldüklerini ama iç nizamname icabınca bir ihtar bile yapamayacaklarını” bildiren bir cevap alır. Bu olaydan geriye Akbaba’da çıkan bir karikatür kalır. Şemsiyesini kaldırmış Yahya Kemal iri yarı, Ozansoy da sıska biri olarak çizilmiş, altına da şöyle yazılmıştır: “Söyle bakalım, kimmiş kuvvetli şair?”

Yahya Kemal’i kızdıran ve onu Ozansoy’un üstüne saldırtan neden, soruşturma cevabı nedeniyle “saltanatçı” ya da “Osmanlıcı” suçlamasıyla karşılaşmak ihtimali. O aslında kültürde sürekliliği savunan bir şair, dolayısıyla Osmanlı’ya karşı mutlak bir dışlayıcı konumda değil. Ancak, cumhuriyetle gelen “sistem”le de açık bir sürtüşmeye girmek niyetinde de değil. Çünkü böyle bir durum “sultan şair”liğine halel getirebilir. O günlerde çıkmış pek çok karikatürde Yahya Kemal taçlı olarak ve sultanlara özgü kılık içinde resmedilmiştir.

Tahir Abacı / Şairler Kahvehanesi / İkaros Y. 2018

(Yazıda anılan karikatürü Sedat Gülmez arkadaşımız kitabıma atıfta bulunarak facebookta paylaşmıştı, oradan aktardım. Kendisine teşekkür ederim. Karikatürde, Yahya Kemal’in elindekinin şemsiye ya da baston değil, uzunca kalem olduğu görülüyor.)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

ÇOK OKUNANLAR

YANNİS RİTSOS’UN ŞİİRİNDE DÜŞSEL VE MELANKOLİK ÖĞELER

Günümüz şiiri diyebilirim ki, Yannis Ritsos’un şiirinin zirveye çıkmasıyla, birlikte bir gerilemenin içine girmiştir. 18. Yüzyılın ve 19. Yüzyılın önemli sanat eylemliliği...

KÜLTÜR ENDÜSTRİSİ VE İŞÇİ FİLMLERİ FESTİVALLERİ

A. Halûk Ünal 15. İşçi Filmleri Festivali (İFF) bitti ve geldiği nokta itibariyle, arkasındaki yaratıcılar...

DÜNYA COVİD19’A TESLİM OLDU

Cahit BÜÇKÜN DÜNYA, COVID-19’A TESLİM OLDU, “SÜRÜ BAĞIŞIKLIĞI” ANLAŞMASI YAPTI!Başta eşitlikçi ve insanı yaklaşımla Covid-19’ı sıfırlayan ve akıllı...

TAMLASANA

TAMLASANA   Uyandım yine eksik yanımla tamlasana elimi yüzümü yıkasana sevginle ayı alıp güneşini koy gökyüzüme hadi durma gülüşünü giyindir işe giderken ellerini koy çantama aman ha unutma yanağımda kalsın dudakların merak etme yüreğin...

SON YORUMLAR

Özgür BAŞKAYA on #YargıtayTahliyeEt
Prof. Dr. İbrahim Bozkuş on HAŞHAŞ GAZETESİ VE KAYMAKAM ABDÜLKADİR AKSU
Ikbal kaynar on ŞİİRİM ISITIR SENİ
gulhan genc on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on Evin Anahtarı
Rafet Canpolat on Evin Anahtarı
Atilla IŞIK on Evin Anahtarı
Deniz on Evin Anahtarı
Arif Sürücü on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on ASKIDA EKMEK
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultam on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gökhan GURBETOĞLU on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gürel SÜRÜCÜ on HAYIR BABA TÜRBESİ
İlter koçak on HAYIR BABA TÜRBESİ
Fikret Ökmen on GUNDİ
Perihan sever dirican on GUNDİ
Hatem on GUNDİ
Selim DURMUŞ on GUNDİ
Hüseyin Ceylan on BERBER  
Tacettin Mert on İŞÇİ
Tacettin Mert on AGORA MEYHANESİ
Gökhan GURBETOĞLU on ANNE ÖP DENİZİ
Songül on ŞİDDET
İsmet Çallıbay on ANNE ÖP DENİZİ
Erdem KAYA on İKİ ARADA BİR DEREDE
Gürel Sürücü on ŞİİRE DAİR ÖNERİLER (2)
Hulusi keleş on AYRIK OTU
Gürel on AYRIK OTU
Mehmet İşbitiren on AYRIK OTU
Bir amatör futbolcu on AMATÖR TİYATROCULARIN DRAMI
Hasan GÜL on KUTSAL EKMEK