9 C
İstanbul
Salı, Eylül 29, 2020
Ana Sayfa Edebiyat Deneme Nasıl Yazsak

Nasıl Yazsak

Eskiler söylerdi, masayı sokağa kuracaksın derlerdi. İşçi kahvelerinin müdavimi çok yazar var. Saik Faik bunlardan biriydi ama Orhan Kemal, tavla partilerine de katılırdı. Orhan Pamuk ise odasından çıkmaz hiç…sokağa çıkarken kıçına çift pantolon geçirenlerden kıçı üşümesin diye. Neyse ikisi de doğru değil…Çoğu yazar nasıl yazılır nasıl yazılmaz sorununa bireysellik kültürüyle bakar. Okuya okuya baka baka bireysellik kültürü gelişir der. Bu söylem pek karşılamaz on yedi on sekiz yaşında muhteşem şiirler yazan yazarı. Gençliğinde muhteşem öyküler yazan yaşlanınca berbat öyküler yazan dolu insan var. Bunun yanında Refik Halid’in öyküleri muhteşemdir, Memleket hikayeleri, örneğin yirmili yaşlar da yazmıştır. Bu bireysellik tartışması olgunun neliğini, nasıllığını ne demek istediğini tam göstermiyor. Gözlemek için gözlem yapılmaz yazmak için yazmak yapılır yapılır da sahici olmaz. Kendini bunlara bağladığın an sahiciliğin bozulur. Sanat eseri içinden yazılır yaşanmışlıkların içinden ona sahicilik katan budur. Eğer derdin varsa dışarıda da net görürsün masada da. Eğer derdin yaşanmışlıklarınla içiçeyse, işte o zaman sahicilik kazanır eser.

Bu arada masa başı okuma ve yazma eylemini karşılar. İnsanın okuyan ve yazan yanlarıyla el alır. Oysa insan okuyan yazan olduğu kadar düş kuran düşte tartışandır. Masa başı bu yanı atar, o yanın yazar da içkin olduğu görüşüyle hareket eder. Ama o yanın eserdeki en önemli yan olduğu unutulur. Çünkü canlandırma eylemi düşsel evrende yapılır. Sadece canlandırma değil, sorgulama eylemi de düşsel evrende yapılır. Eskiden gelen çilehane içinde olma ne kadar karşılar bilmem. Ama çilehane kültürü tanrıyla özdeşleşme kültürü olsa da, aynı zaman da yoğun kendini sorgulama kültürüdür yani vicdan oluşturma. Ben masa başı demiyorum yazarın vicdanı olayını ve sorgulamasını karşılayan arka odası kavramını kullanıyorum. Arka oda canlandırmaya daha uygun yani tiyatro dokusuyla tartışmaya daha yakın. Masa, dikkati dağıtır daha çok, Eser hızlı hızlı yürürken kendi kendine konuşurken yani düşsel evrende yazılır. Yazarın doğa içinde yürüme isteği veya inziva diye doğaya yönelme isteği bu düşsel evrende sorgulamayla ilgili. Yazar bu sorgulama sürecinde sürekli masaya çarpıp yere düşer ve masaya küfreder. Kim koydu lan bunu buraya.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

ÇOK OKUNANLAR

YANNİS RİTSOS’UN ŞİİRİNDE DÜŞSEL VE MELANKOLİK ÖĞELER

Günümüz şiiri diyebilirim ki, Yannis Ritsos’un şiirinin zirveye çıkmasıyla, birlikte bir gerilemenin içine girmiştir. 18. Yüzyılın ve 19. Yüzyılın önemli sanat eylemliliği...

KÜLTÜR ENDÜSTRİSİ VE İŞÇİ FİLMLERİ FESTİVALLERİ

A. Halûk Ünal 15. İşçi Filmleri Festivali (İFF) bitti ve geldiği nokta itibariyle, arkasındaki yaratıcılar...

DÜNYA COVİD19’A TESLİM OLDU

Cahit BÜÇKÜN DÜNYA, COVID-19’A TESLİM OLDU, “SÜRÜ BAĞIŞIKLIĞI” ANLAŞMASI YAPTI!Başta eşitlikçi ve insanı yaklaşımla Covid-19’ı sıfırlayan ve akıllı...

TAMLASANA

TAMLASANA   Uyandım yine eksik yanımla tamlasana elimi yüzümü yıkasana sevginle ayı alıp güneşini koy gökyüzüme hadi durma gülüşünü giyindir işe giderken ellerini koy çantama aman ha unutma yanağımda kalsın dudakların merak etme yüreğin...

SON YORUMLAR

Özgür BAŞKAYA on #YargıtayTahliyeEt
Prof. Dr. İbrahim Bozkuş on HAŞHAŞ GAZETESİ VE KAYMAKAM ABDÜLKADİR AKSU
Ikbal kaynar on ŞİİRİM ISITIR SENİ
gulhan genc on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on Evin Anahtarı
Rafet Canpolat on Evin Anahtarı
Atilla IŞIK on Evin Anahtarı
Deniz on Evin Anahtarı
Arif Sürücü on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on ASKIDA EKMEK
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultam on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gökhan GURBETOĞLU on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gürel SÜRÜCÜ on HAYIR BABA TÜRBESİ
İlter koçak on HAYIR BABA TÜRBESİ
Fikret Ökmen on GUNDİ
Perihan sever dirican on GUNDİ
Hatem on GUNDİ
Selim DURMUŞ on GUNDİ
Hüseyin Ceylan on BERBER  
Tacettin Mert on İŞÇİ
Tacettin Mert on AGORA MEYHANESİ
Gökhan GURBETOĞLU on ANNE ÖP DENİZİ
Songül on ŞİDDET
İsmet Çallıbay on ANNE ÖP DENİZİ
Erdem KAYA on İKİ ARADA BİR DEREDE
Gürel Sürücü on ŞİİRE DAİR ÖNERİLER (2)
Hulusi keleş on AYRIK OTU
Gürel on AYRIK OTU
Mehmet İşbitiren on AYRIK OTU
Bir amatör futbolcu on AMATÖR TİYATROCULARIN DRAMI
Hasan GÜL on KUTSAL EKMEK