9 C
İstanbul
Perşembe, Eylül 24, 2020
Ana Sayfa Eleştiri ÖDÜLLÜ ÖYKÜ KİTAPLARININ ELEŞTİRİSİ ÇIKTI...

ÖDÜLLÜ ÖYKÜ KİTAPLARININ ELEŞTİRİSİ ÇIKTI…

Mehmet Aslan’ın ödüllü öykü kitaplarını eleştiren yazıları kitaplaştı. Klaros Yayınları’ndan çıkan kitap, kapitalist yazın örgütlenmesi içinde ödül kurumunun içyüzünü, ödüllendirilen kitapların/yazarların niteliksizliğini gözler önüne seriyor.
Kitabın içeriğiyle ilgili bilgi vermesi adına kitabın önsözünü sunuyoruz.

***

-Dil sorunları
-Türkçenin yapısını bozan biçimsel dil oyunları
-Kötü anlatım
-Nedensel ilişkilerin kurulamaması
-Örgenin doğru kurulamaması
-Nesnelerin birliğinin kurulamaması
-Konu dışı taşmalar
-Karakter çizimindeki başarısızlık
-Toplumdan kopuk “karakterler”
-Uzamın, zamanın belirsiz, dağınık, “keyfi” kullanımı
-Göstermeyip salt söylemekle yetinme
-Değer yönlendirmenin yaşamdan değil, ölümden yana oluşu
-Psikolojik sorunlu karakterlerin, bunalımın, hiçliğin, cana kıymanın (intiharın) öne çıkartılması
-İnsana kötü, kaba bakış
-Gerçekçilik sorunu
-İzlek yoksunluğu
-Yaşamsal etki yoksunluğu vb…

Bunlar, ödüllendirilen yazarların öykülerinde saptadığım ortak sorunlar.

Bu noktada, şu soruyu sormak gerekiyor. Bunca sorunu olan öyküler neden ödüllendirilir?

Bu soruna pek çok temel neden gösterilebilir. İlk neden, kapitalist düzende ödülün ekonomi politiğinde gizli. Ödülün ekonomi politiğini Cengiz Gündoğdu’dan okuyalım.

“Adam Smith, Ulusların Zenginliği adlı eserinde, emeği, üretken emek, üretken olmayan emek diye ikiye ayırır. Üretken olmayan emekçinin emeği ‘satılabilir metada maddeleşip kendini gerçekleştirmez.’ Emeğini belli bir metada gerçekleştiremeyen, üretken olmayan bu emekçiler kimlerdir. Smith bulları şöyle sıralar, ‘kilise görevlileri, hukukçular, doktorlar ve her çeşit yazar, oyuncular, soytarılar, müzikçiler, opera sanatçıları, opera dansçıları vs.’
Üretken olmayan emekçinin geçimi öbür emekçilerin gelirleriyle karşılanır. Meta üretmeyen din adamları, doktorlar, hukukçular sistem için gereklidir. Meta üretmeseler de onların geçimleri sağlanır.
Peki, ama meta üretmeyen yazarın geçimi niye sağlansın. Marks’ın buna yanıtı şöyledir. Yazar da üretken emekçi durumuna düşürülür.
Yazarın üretken emekçi olması, meta üretmesi, bir patrona para kazandırmasıdır.
Meta üreten yazar, patronun isteklerine göre yazar.
Ödül, bu noktada sanat eserini metaya dönüştüren işlemin adıdır. Bu işlem edebiyat pazarına ‘usta’lar yetiştirmek amacı güden, ama edebiyatı yozlaştıran bir işlemdir.
Ödül kurucularının, katılımcıların öznel isteği bu olmasa da, nesnel gerçek budur.
Yazarın, üretken olmayan emekçiden üretken emekçiye dönüştürülmesi, burjuva ekonomi politiğin amacıdır. Çünkü burjuva kar etmeyeceği hiçbir işe el atmaz. Edebiyatta da böyledir bu. Yazar, üretken emeğiyle, emeğini metaya çevirip, patrona para kazandırmalıdır.” (1)

K. Marks’a göre, “(…) üretken emekçi olmak talih değil talihsizlik eseridir. (…)” (2)

İkinci nedene geldikte…

Bir yapıtı gerçekçi kılan ilkeler vardır. Yaşam, insan gerçekliğini doğru yansıtan bir dil, yapıtın nedensel ilişkilerle örülmesi, yapıttaki nesnelerin işlevli olması, nesnelerin birliğinin sağlanması, karakterlerin tipik yönleriyle kanlı canlı çizimi, örgenin nedensel ilişkiler içinde sağlam bir biçimde örülmesi, karakterlerin örgeden çıkan itkiye göre eylemesi, zamanın, uzamın işlevli bir biçimde kullanılması, en önemlisi yaşamdan alınma bir konunun bir izlek çerçevesinde güzel bir biçimde işlenmesi… Tüm bu ilkeler yazın yapıtını gerçekçi/güzel kılan öğelerdir.

Eleştirdiğim kitapların ortak özelliği, gerçekçi olmayışlarıdır. Gerçekçi olmayan (karşı gerçekçi de diyebiliriz) kitapların ödüllendirilmesini, gerçekçi yazına karşı bir tutum olarak görüyorum. Bu durumun en başta kapitalist düzene katkısı vardır.

Gerçekçi yapıtlar gerçekliğin bilgisini gösterir okura. Bu ise, düzenin hiçte istemediği bir şeydir. Kapitalizm, sömürüye dayalı düzeninin gerçekliğinin görülmesini, kavranmasını istemez. Bu sömürü düzeninin sürgit devamı için, gerçekleri farklı göstermeye, çarpıtmaya, bulanıklaştırmaya çalışır. Bu uğurda, gerçekliği göstermeyen, çarpıtan, bulanıklaştıran veya kapitalizmi estetize eden karşı gerçekçi yazarları/kitapları destekler, ödüllerle öne çıkartır.

Gerçekçi olmayan bu yazarların/kitapların ödüllendirilmesinin bir nedeni de budur.

Kapitalist düzende üretken emekçi konumuna düşürülen yazar, yazdığı meta-kitaplarla patronuna para kazandırır. Bu yazarlar, Sanatta Star Sistemi içinde, ödüllerle, reklamlarla, söyleşilerle “star”laştırılıp öne çıkartılır. Meta-kitapların satışı büyük oranda arttırılır böylece.

Ele aldığım bu kitapları -yıkıcı bir biçimde- eleştirmemin temel nedeni budur.

Kitaplarını eleştirdiğim yazarların “dostları”, “hayranları” eleştirilerimi, bu yazarlara “hakaret” olarak algıladı. Oysa yazılarımda, yazarların kişiliğine, karakterine herhangi bir eleştiride bulunmadım. Bu öykü kitaplarının, nitelikli, güzel, ödüllendirilmeye değer olmadığını, estetik ölçütler ışığında, somut örneklerle göstermeye çalıştım.

Doğrusu, böylesi yazarlar/kitaplar herhangi bir ödül almasaydı, oturup eleştirmezdim. Belki de, böylesi kitaplardan haberdar bile olmazdım. Ödül kendi içinde bir değer yönlendirme taşır. Seçici kurul, böylesi yazarları/kitapları ödüllendirerek; bir yandan okura, böylesi öykülerin güzel olduğunu, öte yandan, genç yazar adaylarına bu yazarları/öyküleri örnek almalarını öğütlemiş oluyor. Ödüllendirilen yazarlar/öyküler, genç yazarlar için “rol model” olsun isteniyor. Benzer öyküler yazmak isteyen genç yazarlar yüreklendiriliyor.

Bu durum, yazınımız için bir başkalaşmadır.

Böylesi yazarların/öykülerin ödüllendirilmesi, insanı tinsel yönden geliştiren gerçekçi yazınımıza bir saldırıdır.

1. Cengiz Gündoğdu, Gerçekçiliğin Estetiği, İnsancıl Yayınları, Ekim 2016, İstanbul
2. Karl Marks, Kapital, Sol Yayınları, 1997, Ankara

Mehmet Aslan
Ağustos 2019, Antalya

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

ÇOK OKUNANLAR

YANNİS RİTSOS’UN ŞİİRİNDE DÜŞSEL VE MELANKOLİK ÖĞELER

Günümüz şiiri diyebilirim ki, Yannis Ritsos’un şiirinin zirveye çıkmasıyla, birlikte bir gerilemenin içine girmiştir. 18. Yüzyılın ve 19. Yüzyılın önemli sanat eylemliliği...

KÜLTÜR ENDÜSTRİSİ VE İŞÇİ FİLMLERİ FESTİVALLERİ

A. Halûk Ünal 15. İşçi Filmleri Festivali (İFF) bitti ve geldiği nokta itibariyle, arkasındaki yaratıcılar...

DÜNYA COVİD19’A TESLİM OLDU

Cahit BÜÇKÜN DÜNYA, COVID-19’A TESLİM OLDU, “SÜRÜ BAĞIŞIKLIĞI” ANLAŞMASI YAPTI!Başta eşitlikçi ve insanı yaklaşımla Covid-19’ı sıfırlayan ve akıllı...

TAMLASANA

TAMLASANA   Uyandım yine eksik yanımla tamlasana elimi yüzümü yıkasana sevginle ayı alıp güneşini koy gökyüzüme hadi durma gülüşünü giyindir işe giderken ellerini koy çantama aman ha unutma yanağımda kalsın dudakların merak etme yüreğin...

SON YORUMLAR

Özgür BAŞKAYA on #YargıtayTahliyeEt
Prof. Dr. İbrahim Bozkuş on HAŞHAŞ GAZETESİ VE KAYMAKAM ABDÜLKADİR AKSU
Ikbal kaynar on ŞİİRİM ISITIR SENİ
gulhan genc on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on Evin Anahtarı
Rafet Canpolat on Evin Anahtarı
Atilla IŞIK on Evin Anahtarı
Deniz on Evin Anahtarı
Arif Sürücü on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on ASKIDA EKMEK
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultam on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gökhan GURBETOĞLU on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gürel SÜRÜCÜ on HAYIR BABA TÜRBESİ
İlter koçak on HAYIR BABA TÜRBESİ
Fikret Ökmen on GUNDİ
Perihan sever dirican on GUNDİ
Hatem on GUNDİ
Selim DURMUŞ on GUNDİ
Hüseyin Ceylan on BERBER  
Tacettin Mert on İŞÇİ
Tacettin Mert on AGORA MEYHANESİ
Gökhan GURBETOĞLU on ANNE ÖP DENİZİ
Songül on ŞİDDET
İsmet Çallıbay on ANNE ÖP DENİZİ
Erdem KAYA on İKİ ARADA BİR DEREDE
Gürel Sürücü on ŞİİRE DAİR ÖNERİLER (2)
Hulusi keleş on AYRIK OTU
Gürel on AYRIK OTU
Mehmet İşbitiren on AYRIK OTU
Bir amatör futbolcu on AMATÖR TİYATROCULARIN DRAMI
Hasan GÜL on KUTSAL EKMEK