9 C
İstanbul
Çarşamba, Eylül 30, 2020
Ana Sayfa Sergi İstanbul Bienal Eleştirisi

İstanbul Bienal Eleştirisi

Ressam ve Sanatatak sitesinin yazarı olan Fatih Balcı Bienal’i eleştirmek için naylon parçalarını üstüne yapıştırarak Bienal alanında dolandı. An an yaşadıklarını da not aldı. Bakalım neler yaşadı ve açıklamaları neler. 

.16. İstanbul Bienali’ne dikey tasarladığım “Ben mi Yoksa Dünya Mı Deli” adlı güncel sanat performansımı bienalin birinci günü 14 Eylül 2019’da gerçekleştirdim. Hemen ardından hızlı bir değerlendirme yapma gereğini duyuyorum. Daha sonra bunu uzunca ele almamız mümkün.

Performans çocukluğumda sıkça karşılaştığım bir delinin taklidinden ibaretti. Bu deli her tarafına bağladığı iplere poşetler sıkıştırarak sokaklarda gezinirdi. 16. İstanbul Bienali‘nin temasını duyunca bu anı aklıma geldi ve bu delinin durumunu çok anlamlı buldum. Dünya aslında delirmişti ve bunun farkında değildi. Çünkü bu delilik kitleseldi ve herkes delirince kimse deliliğin farkına varamıyordu. Bu durumun değişmesi ancak deliliğin görünür hale gelmesiyle mümkündü. Öyleyse fark yaratacak bu deliliğin dünyanın ya da diğerlerinin kendi durumlarının farkına varması için kullanılabilirdi.

Bienal içine girildiğinde varlığım büyük bir rahatsızlığa dönüştü. Çalışanlar ve sorumlular büyük bir telaş, tedirginlik içine girdiler. Benim nasıl dışarı çıkarılacağım konusunda yoğun bir mesaiye başladılar. Fotoğraf çekemeyeceğimiz, bu şekilde gezemeyeceğimiz, kapının önünde duramayacağımız şekilde başlayan ikazların tonu ve sıklığı gittikçe arttı. Yönetici pozisyonunda bir iki görevli dışarı çıkmamız gerektiği ve bir şey yapmamız gerektiğini söyleyerek sürekli bizi takip etti

1- KENDİ KURGUSU DIŞINA ÇIKILDIĞINDA BİENAL TEDİRGİN OLUYOR

Her alanda olduğu gibi o alanda üretilmiş olanın değil, o alana ilişkin oluşmuş statükonun kendi içinden ürettiği otorite, yapı, kontrol çok daha önemli. Yaşanılan şaşkınlık, telaş, kafa karışıklığının sebebi doğrudan ve dolaysız kurgulanmış bir sanatsal eylemin, bienal benzeri yapıların sistemsel bağları ve yapıları nedeniyle kendi varlığına karşın bir tehdit olarak görüldüğü söylenebilir. Kendi kurgusu ve izni dışında birinin varlığının her şeyin parçalanmasına neden olabileceğine ait bir korkuydu bu. Bienalin çok uzun süredir gene belli bir çevrenin kontrolünde olduğunu ve sürekli olarak aynı çevreye bağlı sanatçıların sürekli dâhil edildiğini düşünürsek oldukça tedirgin edici olduğu anlaşılabilir.

2- GERÇEK SANAT SANSÜR ALTINDA

Gerçek sanatsal enerji ve yaratıcılığın sürekli yukarıdaki nedenlerle hem otosansür (korku) ile hem de sanatsal yapı ile baskılandığı tekrar anlaşıldı.

3- ÖTEKİYİ KONTROL ETMEK İSTİYORLAR

Bizzat performansın üzerine kurgulandığı “Delilik” kavramı gibi kavramlar ve benzeri kavramlarla dışarıda bırakılmak istenenin, yok sayılanın, görünmez kılınmak istenenin, kontrol edilmek istendiğini ve bunun nasıl yapılabildiğini gördük.

4- KENDİLİĞİNDEN OLAN KARŞISINDA SİSTEM KİLİTLENİYOR

Her şeye rağmen dolaysız, içten, düşünülmedik, beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan sanatsal yaşamsal bir aksiyon karşısında tüm sistemin afalladığı, kilitlendiği, kafasının karıştığı, zayıflıklarının ortaya çıktığını şimdilik söyleyebilirim.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Sonraki İçerikManifesto

ÇOK OKUNANLAR

YANNİS RİTSOS’UN ŞİİRİNDE DÜŞSEL VE MELANKOLİK ÖĞELER

Günümüz şiiri diyebilirim ki, Yannis Ritsos’un şiirinin zirveye çıkmasıyla, birlikte bir gerilemenin içine girmiştir. 18. Yüzyılın ve 19. Yüzyılın önemli sanat eylemliliği...

KÜLTÜR ENDÜSTRİSİ VE İŞÇİ FİLMLERİ FESTİVALLERİ

A. Halûk Ünal 15. İşçi Filmleri Festivali (İFF) bitti ve geldiği nokta itibariyle, arkasındaki yaratıcılar...

DÜNYA COVİD19’A TESLİM OLDU

Cahit BÜÇKÜN DÜNYA, COVID-19’A TESLİM OLDU, “SÜRÜ BAĞIŞIKLIĞI” ANLAŞMASI YAPTI!Başta eşitlikçi ve insanı yaklaşımla Covid-19’ı sıfırlayan ve akıllı...

TAMLASANA

TAMLASANA   Uyandım yine eksik yanımla tamlasana elimi yüzümü yıkasana sevginle ayı alıp güneşini koy gökyüzüme hadi durma gülüşünü giyindir işe giderken ellerini koy çantama aman ha unutma yanağımda kalsın dudakların merak etme yüreğin...

SON YORUMLAR

Özgür BAŞKAYA on #YargıtayTahliyeEt
Prof. Dr. İbrahim Bozkuş on HAŞHAŞ GAZETESİ VE KAYMAKAM ABDÜLKADİR AKSU
Ikbal kaynar on ŞİİRİM ISITIR SENİ
gulhan genc on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on Evin Anahtarı
Rafet Canpolat on Evin Anahtarı
Atilla IŞIK on Evin Anahtarı
Deniz on Evin Anahtarı
Arif Sürücü on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on ASKIDA EKMEK
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultam on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gökhan GURBETOĞLU on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gürel SÜRÜCÜ on HAYIR BABA TÜRBESİ
İlter koçak on HAYIR BABA TÜRBESİ
Fikret Ökmen on GUNDİ
Perihan sever dirican on GUNDİ
Hatem on GUNDİ
Selim DURMUŞ on GUNDİ
Hüseyin Ceylan on BERBER  
Tacettin Mert on İŞÇİ
Tacettin Mert on AGORA MEYHANESİ
Gökhan GURBETOĞLU on ANNE ÖP DENİZİ
Songül on ŞİDDET
İsmet Çallıbay on ANNE ÖP DENİZİ
Erdem KAYA on İKİ ARADA BİR DEREDE
Gürel Sürücü on ŞİİRE DAİR ÖNERİLER (2)
Hulusi keleş on AYRIK OTU
Gürel on AYRIK OTU
Mehmet İşbitiren on AYRIK OTU
Bir amatör futbolcu on AMATÖR TİYATROCULARIN DRAMI
Hasan GÜL on KUTSAL EKMEK