9 C
İstanbul
Salı, Eylül 29, 2020
Ana Sayfa Edebiyat HASAN HÜSEYİN'İN ŞİİRLERİ DÜNDEN BUGÜNE ÇAĞILDAYAN BİR IRMAK

HASAN HÜSEYİN’İN ŞİİRLERİ DÜNDEN BUGÜNE ÇAĞILDAYAN BİR IRMAK

HASAN HÜSEYİN’İN ŞİİRLERİ DÜNDEN BUGÜNE ÇAĞILDAYAN BİR IRMAK

Ölümünden otuz altı yıl sonra dahi, çağımızın dayattığı, pompaladığı bütün ezilmişlik, bütün tükenmişlik, bütün siniklik, bütün döneklik bombardımanlarına karşın; şiirleriyle dağlardan okyanuslara, kırlardan kentlere bir çağlayan gibi gürleyen, yankılanan Hasan Hüseyin; 1940 kuşağı sonrası sosyalist gerçekçi şiirimizin en önemli, en gür sesi oldu.

1927 de Sivas’ın Gürün ilçesinde doğan Hasan Hüseyin, çocukluk yıllarından sonra zorlu, yok edici bir yaşam mücadelesi içinde buldu kendini. Adana Erkek Lisesi’ni 1948 de, Ankara Gazi Eğitim Enstitüsünü 1950;de bitirdi. Öğretmenliğe Göksun’da başladı. Siyasi eylemleri gerekçesiyle öğretmenlikten atıldı, tutuklandı, hüküm giydi. 1955-1960 yılları arasında Gürün ve Sivas’ta arzuhalcilik, tabela ve portre ressamlığı, inşaat işçiliği yaptı.

Hasan Hüseyin, bu zorlu hayat mücadelesinden zaferle çıkmasını bildi. Elbette onun bu zaferinde geçmiş yenilgi ve acıların derin izleri de başat rol oynadı. Daha çocuk yaşlarda yaşadıkları, büyük bir şairin altyapısını oluşturmasında etken oldu. Hasan Hüseyin, Asım Bezirci’ye yazdığı bir mektupta çocukluk yıllarını, “Zengin bir doğanın kucağında, yoksul bir sosyal çevrede, renkli bir çocukluk geçirdim. Bütün oyuncaklarımı kendim yaptım. Çok masal, çok türkü dinledim…” sözleriyle anlatan şairin edebî kimliğinin oluşmasında, çocukluk yaşantılarının ve bu dönemdeki izlenimlerinin etkili olduğunu görüyoruz. Şairin ilk çocukluk dönemi, halk kültürü unsurlarının yoğun olarak yaratılıp aktarıldığı Sivas’ın Gürün ilçesinde geçmiştir. Uzun kış gecelerinde, evlerine konuk olan misafirlere Kerem ile Aslı , Tahir ile Zühre gibi halk hikâyelerini okuyarak geçirdiği bu ilk çocukluk döneminden sonra da sırasıyla Niğde, Adana gibi şehirlerde bulunan şair, yaşamı boyunca edinmiş olduğu tüm birikimini toplumsal bir duyarlılık ve estetikle şiirlerine
aktarmıştır. O’nun bu gelişim çizgisini Zühtü Bayar, şöyle aktarır: ”Hasan Hüseyin’in bir şair olarak yetişmesi ve gelişmesi gözlerimizin önünde olmadı… Yetişkin ve yetkin bir şair olarak birdenbire karşımıza çıktı o…”

Hasan Hüseyin şiirinin alt yapısında, bu yoğunlaştırılmış halk kültürünün izlerini görüyoruz. Hasan Hüseyin, çok iyi bildiği halk dilini bütün kıvraklığı ve zenginliğiyle şiirlerinde kullandı. Halk kültürü alanında yoğunlaşmış olmasının yanında, bu kültürün yaratıcısı ve yaşatıcısı olan halkın arasından çıkmış, emekçilerin yaşantısını derinden yaşayıp hissetmiş ve yaşamı boyunca da devrimci mücadeleden kopmamış bir şair olarak dikkat çekmektedir.

Kitaplarındaki mani, türkü formundaki şiirler, halk şiiri tarzında taşlamalar, destan tarzı şiirleri onun bu kaynağı çok iyi kullandığını gösteriyor. Asım Bezirci’ye göre: “Hasan Hüseyin gerektikçe değişik kültür verilerinden -masallardan, türkülerden, ağıtlardan, deyişlerden… – ve edebiyat ürünlerinden -halk şiiri’nden, divan şiiri’nden, Nâzım Hikmet şiirinden, hatta ikinci yeni şiirden…- yararlanır. Bunlar da yetmezse, kendi mizahçı zekâsını kullanır. Özellikle toplumsal karşıtlıklar deşilirken mizah ve yergi yararlı olur… Şairin derin duyarlığı, gür sesi, geniş soluğu, renkli hayali, işlek Türkçesi ile diyalektik bir görüş ve insancıl bir bakışa yaslanan hayat ve edebiyat sevgisi, barış ve özgürlük tutkusu, devrim ve bağımsızlık özlemi birbiriyle kaynaşarak etkili bir bileşim meydana getirirler.”

Hasan Hüseyin şiiri; şiiri sesten ve anlamdan uzaklaştırıp imge çekirdeğine sığdırmaya çalışanların, şiirin gereklerini düşünceye feda edenlerin yanlışlarını düzeltmiş, böylece şiirin gereklerini öne alan; teknik sonuçları, o tekniğin taşıdığı yüke göre değerlendiren ve bunun sonucu olarak da, beğeniyi kısırlıktan kurtaran bir şiir anlayışını ortaya çıkarmıştır. Hasan Hüseyin, şiirini; derin duyarlılığı, gür sesi, geniş soluğu, renkli hayali, işlek Türkçesiyle
diyalektik bir görüş ve insancıl bir bakışa yaslanan hayat ve doğa sevgisi, barış ve özgürlük tutkusu, devrim ve sosyalizm özlemiyle kaynaşan bir şiir düzeyine yükseltmeyi başardı. Eşi Azime Korkmazgil’in şu sözleri onu daha iyi anlatıyor: “Bu seslenişte, asla bezginlik yoktur, bunalmışlık yoktur; herhangi bir inancın yitirilişi ve davaya boşvermişlik yoktur. Umut, bir noktada öfkeye yenilirse, öte yandan çıkar günışığına. Ozan kendini, yaşamın orta yerinde bir görev yüklenmiş olarak bulmuştur; bundan caymak, buna sırt çevirmek, ölümle yenilgiyle yokoluşla eşanlamlıdır. O buna, ürettiği hiçbir yapıtta geçit vermez. Gözünün değdiği her alanda eleştirmen, düzeltmen ve eğiticidir. Şu yandan bakınca karanlık gördüğünü evirir çevirir, ışıklara yöneltir ve okuruna öyle sunar.“

Hasan Hüseyin’in şiirleri, başlangıçta kendisini herkese açıyor gibi görünen, ancak gittikçe derinleşen bir yapısal özelliğe sahiptir. Yine; yalınlık ve anlaşılırlık gibi temel nitelikleriyle ön plana çıkan bu şiir anlayışında, özün içine gizlenmiş olan genişlik ve çok anlamlılık da göze
çarpmaktadır. İkinci yeni ile öne çıkan söz sanatlarını sosyalist bir öz içerisinde anlamsal cevheri kurutmadan sınıfsal bakış açısından kopmadan şiirini donatmayı başarmıştır. Bunlardan birkaçını örneklerle verelim:

Sapmalar: (Şiirde gerek sözcüklerin ses ve biçim özelliklerini degerek dilin sözdizimi açısından niteliklerinde bilinçli olarak değişikliklere gitmek, dilde bulunmayan yeni sözcük ve anlatım biçimlerini kullanmak.): “toprakları denizleri insanları ingilizlemek”, “sakalları incili hümanizma satıcıları”, “darven darven gözlemim”, “bilirim mor gecelerini rasputin şamdanların”…

Alışılmamış Bağdaştırmalar: (Anlam belirleyicileri arasında uyum olmayan, kimi zaman bir somut kavramla bir soyut kavramı bir araya getiren, ancak yarattıkları yepyeni tasarımlar ve duygu değerleriyle dinleyen/okuyanda, ilk anda yarattığı irkilmeden sonra etkili olan sözcük birleşimleri ve dilde yerleşik olmayan kalıplar şeklinde tanımlanan alışılmamış bağdaştırmalar): ”gazete tükürdüm suratına”, “bu ne güzel şimşek menekşeleri”, “ağıtsal bir kuzu otlar”, “soykırımsal bir çoğalma”, “ve çetelerin sipsivri uykusuzluğu”, “akdeniz‟de mor bir deniz burjuva gitarlarında”, “demokratik imbikleme, kamyonlu kervanbaşı”…

Deyim Kullanımı: (Tekrarlar ve ses yinelemelerinden sonra önemli bir başka konu olan günlük konuşma dilinin olanaklarından yararlanma): “etekleriz de kodaman soyguncuları ekmek kapılarında / gözümüz gibi koruyup kolladığımız devletin silâhını”, “ “kore bir kan lekesidir / akşamlarımızda sızlayan / bir kopuk koldur hiroşima”, “işçinin ekmeğiyle bütün gün / oynuyor patron”, “diş sıkmaktan çok mu güzel ağlamak”…

Karşıtlamalar: (Karşıt anlamlı sözcükleri aynı dizede kullanma): “en hırçın yıldızları en uysal
kavaklara işlemek yaprak yaprak”, “yoksuldu / zengindi / kıraldı soytarıydı”, “gülerek
kahırlıydık”, “kara tanıklar emzirirdi ak analar”, “ölülerin gölgesinde diriler güneşleniyor”…

Anlam olayları ve şiire ait özelliklerin şiirde yadırganmayacak bir biçimde işlenmesi kuşkusuz şairin üzerine yüklenen zor bir ödevdir. Hasan Hüseyin’in şiirinde de okuyucunun karşısına çıkan bu usta işi kullanımlar, onun bu görevin üstesinden ustalıkla geldiğinin bir göstergesidir. Yukarıdan beri üzerinde durulan bu dil kullanımları, şairin dili ne denli işlediğinin de bir göstergesidir. Hem halk kültürü hem aldığı eğitim hem de beslendiği kültür ortamı bu dil kullanımlarını zenginleştirmiştir.

Hasan Hüseyin, şiirlerinde yergi ve mizah öğelerini başarıyla kullanarak etkili bir şiir dili oluşturdu. Sömürü isyan, emperyalizm, emekçi halkın yaşantısı, tabiat, aşk, kapitalizm, işbirlikçilik, grev, barış, özgürlük gibi temaları coşkulu, bilinçli ve keskin bir dille şiirine taşıdı. “İşlediği konu” ve “ele aldığı konuyu işleyiş şekli”yle şiirinde dil kullanımını farklı bir bakış açısı sunarken; halk kültürü unsurlarının kullanımı ve şairin bu alandaki yetkinliği çok
önemlidir. Hasan Hüseyin, toplumsal sorunları en somut ve yetkin bir sese ulaştırmasının yanı sıra en koygun, en yoğun aşk şiirlerini de yazmayı başarmıştı… Hasan Hüseyin’in şiiri, köklü bir siyasal düşünceyi yansıtır. Evet sosyalisttir Hasan Hüseyin, çünkü onun şiirinin
çekirdeği insandır.

 Hasan Hüseyin’in şiirleri, çok sesli bir koronun haykırışı gibidir. Şiirlerindeki bu nitelikler, onu çağdaş ve daha eskilerin içinde öne çıkardı. Bir dönem, Nâzım’dan sonra en fazla satılan şiir kitapları onun kitapları oldu. Kitapları toplatıldı. Şair, zindanlarda kelepçelerinin karasında ak güvercinler gibi şiirler yazmaya devam etti. Edebiyatımızı bugün de çelik mengeneye alan fildişi kule baronları önce onu görmezden geldiler… Ama baktılar ki, bir sel gibi önüne burjuva eleştirmenlerin bentlerini yara yara geliyor… O zaman yarı buçuk, Hasan Hüseyin’i kaale alma zorunluluğu duydular. Bugün de Hasan Hüseyin’in şiirlerine dudak bükenler, onun ölümü üzerinde geçen otuz üç yıla karşın şiirlerinin gençliğinden hiçbir şey yitirmeyişi karşısında şaşalamaktan başka bir şey yapamıyorlar. Onun şiirleri dünyanın bütün nehirlerinde “kızılırmak kızılırmak” çağıldamayı sürdürüyor.

KAYNAKLAR:
1.Ahmet Özer, http://kiyiedebiyat.blogcu.com (Dil Ve Yazın Emekçisi Azime Korkmazgille Söyleşi)
2.Bedrettin Cömert, Sanat ve Toplum, Eylül-Ekim 1978 (Temmuz Bildirisi)
3.Temel Demirer, Yeniden Sanat ve Hayat Dergisi, No: 46/02 Kış 2016.( Aşkların, Kavgaların, Barut Kokan Dizelerin Şairi: Hasan Hüseyin)
4. Ahmet Keskin, (Türk Şiirinde Halk Kültürü Unsurlarının Kullanımına Yetkin Bir Örnek: H.H.K..) Karadeniz Sosyal Bilimler Dergisi.
5.Doğan Aksan, Şiir Dili ve Türk Şiir Dili, Engin Yay.
6. Metin Günaydın www.evrensel.net / 06.03.2000)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

ÇOK OKUNANLAR

YANNİS RİTSOS’UN ŞİİRİNDE DÜŞSEL VE MELANKOLİK ÖĞELER

Günümüz şiiri diyebilirim ki, Yannis Ritsos’un şiirinin zirveye çıkmasıyla, birlikte bir gerilemenin içine girmiştir. 18. Yüzyılın ve 19. Yüzyılın önemli sanat eylemliliği...

KÜLTÜR ENDÜSTRİSİ VE İŞÇİ FİLMLERİ FESTİVALLERİ

A. Halûk Ünal 15. İşçi Filmleri Festivali (İFF) bitti ve geldiği nokta itibariyle, arkasındaki yaratıcılar...

DÜNYA COVİD19’A TESLİM OLDU

Cahit BÜÇKÜN DÜNYA, COVID-19’A TESLİM OLDU, “SÜRÜ BAĞIŞIKLIĞI” ANLAŞMASI YAPTI!Başta eşitlikçi ve insanı yaklaşımla Covid-19’ı sıfırlayan ve akıllı...

TAMLASANA

TAMLASANA   Uyandım yine eksik yanımla tamlasana elimi yüzümü yıkasana sevginle ayı alıp güneşini koy gökyüzüme hadi durma gülüşünü giyindir işe giderken ellerini koy çantama aman ha unutma yanağımda kalsın dudakların merak etme yüreğin...

SON YORUMLAR

Özgür BAŞKAYA on #YargıtayTahliyeEt
Prof. Dr. İbrahim Bozkuş on HAŞHAŞ GAZETESİ VE KAYMAKAM ABDÜLKADİR AKSU
Ikbal kaynar on ŞİİRİM ISITIR SENİ
gulhan genc on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on Evin Anahtarı
Rafet Canpolat on Evin Anahtarı
Atilla IŞIK on Evin Anahtarı
Deniz on Evin Anahtarı
Arif Sürücü on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on ASKIDA EKMEK
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultam on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gökhan GURBETOĞLU on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gürel SÜRÜCÜ on HAYIR BABA TÜRBESİ
İlter koçak on HAYIR BABA TÜRBESİ
Fikret Ökmen on GUNDİ
Perihan sever dirican on GUNDİ
Hatem on GUNDİ
Selim DURMUŞ on GUNDİ
Hüseyin Ceylan on BERBER  
Tacettin Mert on İŞÇİ
Tacettin Mert on AGORA MEYHANESİ
Gökhan GURBETOĞLU on ANNE ÖP DENİZİ
Songül on ŞİDDET
İsmet Çallıbay on ANNE ÖP DENİZİ
Erdem KAYA on İKİ ARADA BİR DEREDE
Gürel Sürücü on ŞİİRE DAİR ÖNERİLER (2)
Hulusi keleş on AYRIK OTU
Gürel on AYRIK OTU
Mehmet İşbitiren on AYRIK OTU
Bir amatör futbolcu on AMATÖR TİYATROCULARIN DRAMI
Hasan GÜL on KUTSAL EKMEK