9 C
İstanbul
Pazartesi, Ekim 18, 2021
Ana Sayfa Haber HARABATİ BABA TEKKESİNDE NE OLUYOR?

HARABATİ BABA TEKKESİNDE NE OLUYOR?

Bir İşgal, Bir Asimilasyon Hareketi ve Alevi Bektaşi Toplumunun Bir Büyük Sınavı
HARABATİ BABA TEKKESİ
 
Kuruluşu 480 yıl önceye kadar giden Makedonya’nın Tetova kentindeki Sersem Ali Dedebaba, yaygın ismiyle Harabat Baba Tekkesi, tüm Balkan coğrafyasında en iyi korunup ayakta kalabilmiş, aynı zamanda Bektaşilerin dünyadaki en önemi inanç merkezlerinden birisidir.
26 bin metre kare alanı, ayakta kalabilmiş 9 hizmet binasıyla Harabati Baba Tekkesi, tüm Makedonya’da, Osmanlı döneminden kalma en önemli tarihi yapılardan birisidir.
2002’den beri, Bekraşileri yok sayan bir zihniyet tarafından bir işgali yaşayan Harabati Baba Tekkesi’nin tümden Bektaşilerin elinden çıkması gündemde.
Tüm dünya Alevi – Bektaşi toplumu ve kuruluşları ortak bir eylemlilikle bu gidişi değiştirmek zorundadır.
 
Tarihsel Süreç
 
Tarihsel olarak 1800’lü yıllarda kendisi de bir Bektaşi olan Recep Paşa’nın ciddi yardım ve katkılarıyla mevcut halini koruyabilmiş Harabati Baba Tekkesi, Yugoslav Halk Cumhururiyeti devrinde, Tito döneminde, müzeye dönüştürülmüştür. 1945’de, Farsça’dan kitap çevirmiş, dört dil bilen buradaki son önemli Bektaşi babası Mücerret Kazım Bakali’nin doğum yeri olan Kosova Jakova’ya zorla gönderilmesiyle tekkede bir boşluk doğmuş, Bektaşiler kendi evlerine ibadetlerini yapmaya başlamışlardır.
Baba Tayyar Gaşi, sonradan baba olan Derviş Tahir Emini, şu anda Tekkenin inanç önderi- dervişi, o zaman muhip Abdülmmütalip Bekiri ve bir takım önder isimler, 1994’de öncü olup tekkede tekrar hizmetlere başlamışlardır.
2000 yılında, Baba Tahir Emini, Makedonya Devleti’ne resmen başvurarak Bektaşiliğin yasal olarak tanınmasıyla ilgili dilekçesini vererek, Harabati Baba Tekkesi’nin, Makedonya Bektaşiler Birliği Merkezi olarak tastik edilmesi için yasal süreci başlatmıştır. Bu kayıtlama yerine getirilmiştir. Fakat bölgedeki savaş bir belirsiz ortam yaratmıştır.
15 Ağustos 2002 tarihinde, şu anda tanıkları hayatta olduğu gibi, katil ruhlu 50 kadar insan, silahlarla Harabati Baba Tekkesi’nde Bektaşilerin ibadet mekanı olan meydanevini (cemevi) basmışlar, buradaki canları ölümle tehdit ederek oradan kovmuşlar, tahd-ı Muhammidiye, post, çerağ gibi Bektaşiliğin kutsal simge unsurlarını da dışarı atıp ezan okuyup, namaz kılmaya başlamışlardır.
Bektaşilere yapılan baskı, zulüm, hakaret o tarihten bu yana devam etmektedir.
Tekkedeki meydanevi’nin bacasına hopörler takılıp beş vakit ezan okunmuş, yöredeki insanlara baskı, ikna ve türlü vaadlerle sahte bir camii cemaati yaratılmış, daha önce buranın yolunu bilmeyen insanlara, “kafir Bektaşilerden” burayı kurtarıyoruz, burasını en iyi şekilde yeniden inşa edeceğiz, deyip propoganda yoluyla her geçen gün işgal hareketi genişletilmiş, burada direnen bir avuç Bektaşi türbelerin bulunduğu alana hapsedilmiştir.
Bu arada işgal ve baskılarla ilgili Makedon Devleti nezdinde Bektaşilerin yaptıkları tüm girişimler sonuçsuz kalmıştır.
2010 yılında Bektaşilerin yaşadıkları Türbelerin bulunduğu avluda kundaklama sonucunda çok büyük bir yangın çıkmış, hizmet binası tümüyle, türbe yapıları önemli oranda yakılmıştır. Türkiye’den Bakırköy, Maltepe, Avcılar belediyelerinin katkılarıyla hizmet binası 2015’de tamamlanmıştır.
 
 
 
Günümüzdeki Durum
 
İslam Dini Birliği isimli kurum Makedonya’da Müslüman toplumunu temsil eden kurum olarak tüm İslam toplulukları adına faaliyette bulunmaktadır. Bu bir iddiadır, gerçeği yansıtmamaktadır. Çünkü Makedonya’daki Bektaşiler farklı bir İslam topluluğu olarak bağımsız bir şekilde Makedon Devleti tarafından tanınmak istenmektedirler.
Haraba Baba Tekkesi’ni işgal edenlerin, sözde bu yasal kuruluşun parayla tuttukları tetikçiler olduğu anlaşılmıştır.
Makedonya İslam Dini Birliği, Makedon Devleti’ne başvurarak, Harabati Baba Tekkesi’nin (işgalci oldukları halde, onca şikayet olmasına rağmen) kendilerinin bir birimi olduğunu kabul ettirmiştir. Zaman içinde görülmüştür ki, Makedonya Devleti, İslam Dini Birliği’nin her dediğini yerine getirip, Bektaşileri yok sayan tavrıyla evrensel hukuk ilkelerini ve inanç özgürlüğü değerlerini yok saymıştır.
Bektaşiler geç de olsa konuyu mahkemeye taşımışlar, hukuki süreç Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yansımıştır. Şimdilik süreç Bektaşilerin lehine işler gibi görünse de bu bence gerçek durumu yansıtmamaktadır.
Burada asıl sorulması gereken soru şudur: Acaba; Makedonya Devleti’ni, Bektaşiler başta olmak üzere dini konularda yanlış yönlendiren, Türkiye Cumhuriyeti; İslam Dini Birliği’yle işbirliği yapan Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı, buradaki çözümsüzlüğün asıl adresi midir?
 
Cumali Seydiu Kimin Adamıdır?
 
İşgalden sonra yerleştiği Tekkede herkesin korkarak kaçtığı, insanlara tehditler, küfürler savuran Cumali Seydiu gerçekte kimin adamıdır?
Kendisini güvenlik görevlisi olarak tanıtmasına rağmen basına yansıdığı gibi bir Türk kadın gazeteciye saldırıp fotoğraf makinesini parçalayan, Türkiye’den gelen akademisyenlere saldırabilen, turistlere hakaret edip olay çıkarması nedeniyle Türkiye Seyahat Acentaları’nın girişimde bulunup Harabati Baba Tekkesi’nin ziyaret edilecek yerler dışında bıraktıran, her gelene birçok yerde savaşmış bir komondo olduğunu söyleyen, tekkede bir derebeyi gibi fütursuzca hareket edip tekenin asırlık çınar ağaçlarını kesen Cumali Seydui’yu gerçekte kime hizmet etmektedir?
Onlarca kez bu tip olaylar sonucu zabıt tutulmasına, tutanak yazılmasına rağmen Makedon polisi neden bu saldırgan insana müdahale etmemektedir- edememektedir?
Harabati Baba Tekkesi’ne işgal ettiği gibi, Tekkenin arazilerini parselleyip para karşılığı mezarlık yeri olarak satan yağmacı İslam Dini Birliği aslında neyin, kimin, hangi zihniyetin hizmetindedir?
Makedonya İslam Dini Birliği’nin kimlik kartını taşıyan, bu kurumun elemanı olan Cumali Seydui bu kurumun IŞID’ci zihniyetini mi yansıtmaktadır?
Asıl işgalcilerin Bektaşiler olduğu, Bektaşilerin dinsiz olduğu yönünde gelen turistlere ve ziyaretçilere sözler söyleyen Cumali Seydui isimli şahıs onlarca kez buradaki inanç önderi olan Derviş Abdülmüttalip Bekiri’yi ölümle tehdit etmiş, “şeytan oruç tutar ama Derviş Abdülmüttalip oruç tutmaz” (muharrem orucu) demiş, buraya gelen Bektaşilere büyük zorluklar çıkarmış, Bektaşilerin buradan çıkması için her yola başvurmuştur.
 
 
Cumali Seydiu en son; ziyaret için bulunduğum Harabati Baba Tekkesi’nde, 14 Eylül 2019 cumartesi günü, Türkiye’den gelen ziyaretçilere tekkeyle ilgili bilgiler verirken, onların yanında bana da saldırmıştır. Senin kelleni keseceğim, adi herif, şerefsiz, her gelene yalan şeyler anlatıp bize işgalci diyorsun, fitne çıkarıyorsun, seni Türk Konsolosluğuna şikayet edeceğim deyip, ağza alınmayacak nice küfürler söyledikten sonra, şimdi sana gününü göstereceğim, adamlarımı çağıracağım, demiştir. Bu durum üzerine Derviş Abdülmüttalip Bekiri polisi çağırmıştır. Tanıklar eşliğinde tutanak tutulurken, türbe kapısının önünde 4-5 “adamıyla” görünen Cumali Seydui’nin kılı kıpırdamıyordu. Bu saldırgan kişinin polisi hiçe sayması, polisin tutanak tutmak dışında hiçbir şey yapmamaları dikkat çeken bir husustur.
 
En Son Gelişme
 
En son Kültür ve Turizm Bakanlığı’na (yakın zamana kadar Dışişleri Bakanlığı’na dahil) bağlı bir kurum olan TİKA devreye girmiş, Harabati Baba Tekkesi’nin restorasyonuyla ilgili Makedon Devleti’yle anlaşmıştır. Anlaşmanın bir rarafı da Makedonya İslam Dini Birliği’dir. Tekke’de Makedon Devlet yetkilileri TİKA ile anlaşmış olan yüklenici mimarlık şirketi çalışmalara başlamıştır.
TİKA’nın girişimi Bektaşileri buradan tümüyle atmanın bir başlangıcı mıdır?
Prof. Dr. Ahmet Taşgın Balkanlar’da Neler Yapıyor?
30 yıl boyunca Alevilerin el üstünde tuttukları, yıllar yılı bu yapıyı çok iyi gözlemleyen Prof. Dr. Ahmet Taşgın, TİKA’nın bir görevlisi olarak Balkanlar’da Alevi- Bektaşi toplumu üzerinde çeşitli çalışmalar ve faaliyetler içine girmiştir. Bulgaristan’daki çalışmalarından sonra, Yunanistan’da Seyyid Ali Tekkesi’nde, buradaki Alevi Bektaşi toplumunu parçalayanlarla, asimilasyoncularla işbirliği yapan Ahmet Taşkın, aynı şekilde Harabati Baba Tekkesi’nde de görevlendirilmiş, bu konuda bir gayret içine girmiştir.
Sayın Prof. Dr. Ahmet Taşgın; bunca birikimini Balkanlar’da Alevi Bektaşi toplumunu asimile edip, Türkiye’deki bugünkü iktidarın mezhepçi politikalarına mı hizmet etmektedir?
 
Alevi – Bektaşî Kamuoyu’na;
 
Bugüne kadar Harabati Baba Tekkesi’yle ilgili çeşitli kişi ve kurumlarımızın ciddi çaba ve gayretlerine rağmen maalesef sonuçta gerekli kamuoyu oluşturulamamış, süreç iyi idare edilememiştir.
Şimdi ise, Alevi Bektaşi toplumu olarak; hiç bir kişi, kurum, kuruluş, görüş farkı gözetmeksizin tüm dünya çapında bir büyük hareket başlatılmalı, Harabati Baba Tekkesi’nin elden çıkmaması, Alevi- Bektaşi toplumuna iade edilmesi için uluslararası çapta bir gayret gösterilmelidir.
Türk parlementosunda, Avrupa parlemontolarında konu gündeme getirilmeli, Makedonya Devleti’nin ve Türkiye’nin hatalı, yanlış hak ve hukuk tanımaz, tek taraflı tutumundan vaz geçmesi, Makedonya Devleti’ni burada yaşayan Bektaşi varlığını, amasız, şartsız, şekilsiz, olduğu gibi kabul etmesi için baskı oluşturulmalıdır.
Bir tek Alevi Bektaşi ocağının, tekkesinin, değerinin, varlığının yok olması; Aleviliğin- Bektaşiliğin yok olması anlamına gelir.
Tüm dünyadaki Alevi Bektaşi varlığı bir bütündür; bu yok sayma, bu işgal, bu oyun son bulsun!
Erenler durağı; Sersem Ali Dedebaba- Harabati Baba Tekkesi, 500 yıllık varlığı gibi gelecek yüzyıllara da aynı şekilde teslim edilsin, Bektaşilere bırakılsın!
Harabati Baba Tekkesi tüm dünya Alevi – Bektaşî toplumunun ortak değeridir; onu korumak, yaratmak, var etmek hepinizin görevidir, onurudur…
Haydi harekete geç, konuyla ilgili herkesi bilgilendir, bilinci artır.
Harabati Baba Tekkesi hepimizin ortak ocağıdır; bu ocağın çırağını tüm dünyada görülecek kadar, hep birlikte daha gür yakalım…
Bu büyük insanlık yolunu çocuklarımıza, gençlerimize atalarımızdan aldığımız güzellikte teslim edelim..
İkrar verdik Hakk Muhammed Ali aşkına
Darına durduk İmam Hüseyin aşkına
Derisi yüzülen Hallacı Mansur
Seyyid Nesimi aşkına
Cümle erenler, evliyalar aşkına…
Harabati Baba Sultan Tekkesi gönüller durağı,
Buraya can baş koyup darı didar görenler aşkına…
Bin muhabbetlerimle…
Alevi – Bektaşî Yolu’nun Bir Kalender Yolcusu
Araştırmacı- Yazar
Ayhan Aydın
15 Eylül 2019, Pazar
Harabati Baba Tekkesi
 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

ÇOK OKUNANLAR

EDEBİYATIMIZDA RUŞEN HAKKI

EDEBİYATIMIZDA RUŞEN HAKKI “Ruşen Hakkı deyince, yaşadığı şehirde sokaklara adı verilen Kocaelili bir şair gelir akla. Gazeteciydi o, şairdi, yazardı... Onun kaleminde insanların bin bir...

BİR TÜRLÜ TUTUNAMAYANLAR VEYA ORTAÇAĞ TİPİ CEMAAT NOSTALJİSİ*

  Her zaman adil olmanın kolay olmadığını biliyorum. İdeolojik savaşım çoğu zaman karışık olmasını, kampların içiçe geçmesini ve argümanların mücadele verenlerin başı üzerinde keşismesini çok...

LEİBNİZ İÇİN NOTLAR*

Paris o zamanlar dünyanın kültür merkezidir. O zamanlar şimdi olduğu gibi yüzlerce kültür merkezi yoktur. Bir kültür merkezi daha vardır: Londra. Onda da daha çok Shakespeare'in ağırlığı...

BEN KENAR MAHALLE YAZARIYIM*

  - Önce şunu öğrenmek istiyoruz. Öykü nasıl oluşuyor sizde. - Öyküler, her şeyden önce yaşadıklarımdan kaynaklanıyor. Yaşadıklarımı, düşlerimi hayallerim, düşüncelerim biçimlendiriyor. Bana bu birikimin içinden bir çelişkiyi, yaşamanın, toplumun,...

SON YORUMLAR

Mehmet Konyali on GICIR GICIR
Bilgehan Oğuz on “ÖDÜL SİSTEMİ”
Rasim Aşın on “ÖDÜL SİSTEMİ”
Ikbal kaynar on 46’LI
Yuksel on HIDIR DAYI
Gülbahar Yılmaz on ABU
Mustafa Düzgün on İZLER
B.Nur Erkoç on İZLER
Nur Erkoç on ASKIDA EKMEK
Özgür BAŞKAYA on #YargıtayTahliyeEt
Prof. Dr. İbrahim Bozkuş on HAŞHAŞ GAZETESİ VE KAYMAKAM ABDÜLKADİR AKSU
Ikbal kaynar on ŞİİRİM ISITIR SENİ
gulhan genc on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on BOŞ EV
Rafet Canpolat on BOŞ EV
Atilla IŞIK on BOŞ EV
Deniz on BOŞ EV
Arif Sürücü on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on ASKIDA EKMEK
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultam on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gökhan GURBETOĞLU on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gürel SÜRÜCÜ on HAYIR BABA TÜRBESİ
İlter koçak on HAYIR BABA TÜRBESİ
Fikret Ökmen on GUNDİ
Perihan sever dirican on GUNDİ
Hatem on GUNDİ
Selim DURMUŞ on GUNDİ
Hüseyin Ceylan on BERBER  
Tacettin Mert on İŞÇİ
Tacettin Mert on AGORA MEYHANESİ
Gökhan GURBETOĞLU on ANNE ÖP DENİZİ
Songül on ŞİDDET
İsmet Çallıbay on ANNE ÖP DENİZİ
Erdem KAYA on İKİ ARADA BİR DEREDE
Gürel Sürücü on ŞİİRE DAİR ÖNERİLER (2)
Hulusi keleş on AYRIK OTU
Gürel on AYRIK OTU
Mehmet İşbitiren on AYRIK OTU
Bir amatör futbolcu on AMATÖR TİYATROCULARIN DRAMI
Hasan GÜL on KUTSAL EKMEK