9 C
İstanbul
Pazar, Eylül 20, 2020
Ana Sayfa Edebiyat Gazete Manifesto'dan Ahmet ÜMİT'e Ağır Eleştiri

Gazete Manifesto’dan Ahmet ÜMİT’e Ağır Eleştiri

Yazar Rıza İshak yazısına, Bitmez tarihsel TKP’nin ekmeği ye Ahmet Ümit ye başlığıyla başlıyor.

Nâzım Hikmet ve Ahmet Ümit Beyaz Perdede Bir Araya Geliyor”, “Nâzım ve Ahmet Ümit aynı filmde buluştu” gibi beylik, basmakalıp, sıradan spotlar da aynı “Ceset çiçeği” kadar iğrenç mi iğrenç kokuyor.

Sanat alanı, piyasa standartlarına göre her gün yeni baştan düzenlenen değişik menfaat fraksiyonlarının faaliyet gösterdiği bir rekabet ve mücadele arenası sanki… Edebiyat dalı da bunlardan ayrı değil. Ve yazık ki, güncel kültür-sanat haberlerine bile ihtiyatlı bir iyimserlikle yaklaşmak mümkün görünmüyor artık.

Ekonomi dergisi Forbes’in (2018) araştırmasına göre Türkiye’nin en çok kazanan yazarlar listesinde Polisiye edebiyatın önde gelen ismi Ahmet Ümit, 670 bin TL ile sekizinci sırada yer alıyordu. Kendini dev aynasında görüyor: ”’Elveda Güzel Vatanım’ın 1. baskısı 250 bindi. Eski kitaplarımla birlikte yeni çıkanlar da dâhil olmak üzere yılda 500-600 bin kitabım okunuyor. Ben ‘bestseller’ değilim, ‘longseller’ım. Bütün kitaplarım okunuyor. Açıkçası ben kendi çıtamı çok yükselttiğimi düşünüyorum. Şu an yabancı polisiyecilerden çok daha fazla okunuyorum. Benden başka, Dan Brown’da dahil 1. baskısı 250 bin olan başka bir polisiye yazar yok, ben daha çok okunuyorum.“ Bir narsist ile karşı karşıya olduğumuzu gösteren bu psikolojik istifralar bir yana; bu rakamların ve listenin neyi gösterdiği de bir yana, kitapları çok satan yazarın kendini bilmesi, sınırlarını bilmesi önemlidir.

Anlaşılan A. Ümit, kendini çok fazla ciddiye alıyor olmalı ki, bu duygu insanı kimi zaman hayli komik duruma düşürme tehlikesini de beraberinde getirir. A. Ümit’in dünya şairi komünist Nâzım Hikmet ve aynı Partide (tarihsel TKP) ayrı zamanlarda Moskova’da bulunmaları tam anlamıyla talihsiz bir tesadüfler silsilesi olmasından başka ve öte bir anlamı yok.

AHMET ÜMİT KENDİNİ NAZIM HİKMET’LE EŞ DEĞER GÖRÜYOR

Dahası en şaşılası olan mesele ise A. Ümit’in kendisini edebi siyasi anlamda Nâzım ile bir ve aynı seviyede tutup, Nâzım’la yaşamlarının kesiştiği vehmine ve zannına kapılması. A. Ümit’in zihni kendisine oyunlar oynuyor, artırılmış gerçeklik ile sanal gerçeklik sınırları arasında bir o tarafa bir bu tarafa atlayıp duruyor.

A. Ümit, tarihsel TKP’nin ideolojik, siyasi, örgütsel, kalıtını düşüncesizce harcayan, savurgan ve müsrif birinin portresini çiziyor. A. Ümit, sınırlarda yaşayan bir yazar. Sınırın bir yanında (neredeyse tüm söyleşilerinde) tarihsel TKP’de öğrenci gençlik sorumlusu (ona bağlı 250’ye yakın üye varmış) olduğunu, 15 yıl profesyonel devrimcilik yaptığını, örgüte yazdığı raporun Prag’da kırk (40) ayrı dilde yayınlanan “Barış ve Sosyalizm Sorunları” dergisinde basıldığını, 1985-86 yılları arasında Moskova’da Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde parti tarafından gönderildiğini anlatıyor,

Sınırın diğer yanında ise kendini hala bir komünist olarak görmediğini, 25 yaşında genç bir devrimci olarak parti tarafından gönderildiği ideallerinin ülkesi Sovyetler Birliği için “Nâzım Hikmet gibi gittim ama bir süre sonra gördüğüm şey benim için yıkım oldu” diyebiliyor.

Artık sosyalizmin “çok idealist bir toplum biçimi ama insan doğasını yeterince değerlendiremediğini”, “Marx’ın ‘Komünist Manifesto’yu yazarken henüz Freud’u, insan psikolojisini bilmediğini” ve “bunda bir problem” olduğunu düşünüyor.

Yeter mi? Yetmez elbette… A. Ümit, SSCB Devlet Başkanı ve Kızıl Ordu Başkomutanı Josef Stalin’i ise faşist A. Hitler ile eşleştirip aynı kefeye koymakta bir sakınca görmüyor: “Stalin döneminde eşcinseller öldürülüyordu, böyle bir şey olabilir mi? diye soruyor; aynısını Hitler de yaptı. Onların buluştukları yerler var” deyiveriyor.

Kendi deyimiyle felsefe, ekonomi, politika, Komünist Partisi tarihi üzerine dersler veren, 25 yaşına kadar sokaklarda bildiri dağıtan, korsan eylemlerde taksilerin üzerine çıkıp konuşan, insanlara seminerler veren ve “seslendiğim kitle 5 bin, 10 bin kişiydi” diye iddia eden A. Ümit’in inkârcılığı da diğer liberal/dönekler ezberiyle aynı ve “Artık şaşırtmıyor dostun kahpeliği/elimi sıkarken sapladığı bıçak.”

Yazar Rıza İshak böyle ağır eleştiriyor Ahmet Ümit’i

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

ÇOK OKUNANLAR

YANNİS RİTSOS’UN ŞİİRİNDE DÜŞSEL VE MELANKOLİK ÖĞELER

Günümüz şiiri diyebilirim ki, Yannis Ritsos’un şiirinin zirveye çıkmasıyla, birlikte bir gerilemenin içine girmiştir. 18. Yüzyılın ve 19. Yüzyılın önemli sanat eylemliliği...

KÜLTÜR ENDÜSTRİSİ VE İŞÇİ FİLMLERİ FESTİVALLERİ

A. Halûk Ünal 15. İşçi Filmleri Festivali (İFF) bitti ve geldiği nokta itibariyle, arkasındaki yaratıcılar...

DÜNYA COVİD19’A TESLİM OLDU

Cahit BÜÇKÜN DÜNYA, COVID-19’A TESLİM OLDU, “SÜRÜ BAĞIŞIKLIĞI” ANLAŞMASI YAPTI!Başta eşitlikçi ve insanı yaklaşımla Covid-19’ı sıfırlayan ve akıllı...

TAMLASANA

TAMLASANA   Uyandım yine eksik yanımla tamlasana elimi yüzümü yıkasana sevginle ayı alıp güneşini koy gökyüzüme hadi durma gülüşünü giyindir işe giderken ellerini koy çantama aman ha unutma yanağımda kalsın dudakların merak etme yüreğin...

SON YORUMLAR

Özgür BAŞKAYA on #YargıtayTahliyeEt
Prof. Dr. İbrahim Bozkuş on HAŞHAŞ GAZETESİ VE KAYMAKAM ABDÜLKADİR AKSU
Ikbal kaynar on ŞİİRİM ISITIR SENİ
gulhan genc on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on Evin Anahtarı
Rafet Canpolat on Evin Anahtarı
Atilla IŞIK on Evin Anahtarı
Deniz on Evin Anahtarı
Arif Sürücü on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on ASKIDA EKMEK
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultam on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gökhan GURBETOĞLU on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gürel SÜRÜCÜ on HAYIR BABA TÜRBESİ
İlter koçak on HAYIR BABA TÜRBESİ
Fikret Ökmen on GUNDİ
Perihan sever dirican on GUNDİ
Hatem on GUNDİ
Selim DURMUŞ on GUNDİ
Hüseyin Ceylan on BERBER  
Tacettin Mert on İŞÇİ
Tacettin Mert on AGORA MEYHANESİ
Gökhan GURBETOĞLU on ANNE ÖP DENİZİ
Songül on ŞİDDET
İsmet Çallıbay on ANNE ÖP DENİZİ
Erdem KAYA on İKİ ARADA BİR DEREDE
Gürel Sürücü on ŞİİRE DAİR ÖNERİLER (2)
Hulusi keleş on AYRIK OTU
Gürel on AYRIK OTU
Mehmet İşbitiren on AYRIK OTU
Bir amatör futbolcu on AMATÖR TİYATROCULARIN DRAMI
Hasan GÜL on KUTSAL EKMEK