9 C
İstanbul
Cumartesi, Aralık 4, 2021
Ana Sayfa Kitap EDEBİYATIMIZDA RUŞEN HAKKI

EDEBİYATIMIZDA RUŞEN HAKKI

EDEBİYATIMIZDA RUŞEN HAKKI

“Ruşen Hakkı deyince, yaşadığı şehirde sokaklara adı verilen Kocaelili bir şair gelir akla. Gazeteciydi o, şairdi, yazardı… Onun kaleminde insanların bin bir hali vardı. Çünkü o sadece bir şair değil, aynı zamanda edebiyatın birçok türünde ürün verendi. Daha 1970’li yıllardan başlayarak işçi kenti kimliği oluşan Kocaeli’nin kent kültürünü, emekçi kesimlerin dirençlerini, umutlarını, sevdalarını irdeleyen şiir, günce, öykü ve romanlarında; insanı arayan, insanı araştıran bir yazardı. Edebiyatın asıl amacı da bu değil mi, zaten. Ruşen Hakkı şairdi ama o ne şiire sığdı, ne öyküye ne romana. Tarihe not düşer gibi kaleme alınan günceleri vardı. O, neredeyse edebiyatın her alanında at koşturandı. Aynı zamanda gazeteciydi ama köşesini çoğunlukla ya edebi bir tür olan güncelerine ya da değişik yazarların yayınlanan yeni edebi ürünlerine ayırırdı.”

 

Osman Bozkurt’un “EDEBİYATIMIZDA RUŞEN HAKKI” kitabında, daha çok şair ve öykücü kimliği ile bilinen gazeteci yazar Ruşen Hakkı’nın biyografisi eşliğinde onun tüm eserleri inceleniyor.

BAHANE

Ülkemiz, öldürülmek istendiğini sezen ama canını kurtaramayan Sabahattin Ali gibi katledilen, Nazım Hikmet, Abidin Dino, ve yakın geçmişte de Yılmaz Güney, Ahmet Kaya gibi daha nice sanatçılarının sürgünde ölümüne yol açan bir tarihe sahip. Yurt içindeki tuzaklamalardan sıyrılanlar ise mahkemelerde, zindanlarda yaşama tutunan, direnen semboller oldu. Tıpkı sürgündekiler gibi kimi ressamdı, kimi müzisyendi, kimi edebiyatçıydı. Genel tarih, özünde sınıf mücadelesi tarihiydi ve sanat-edebiyat tarihi de onun bir parçasıydı. Yaşamı tüm karmaşıklığıyla olduğu gibi yansıtan doğalcı yaklaşımlarla veya kişiyi kendi kendisinin amacı gören bireyci anlayışla davransalardı, kuşkusuz hiçbir sorunları olmayacaktı. Aynı şekilde yönetenlerin pek sevdiği ve özellikle 12 Eylül askeri rejiminin ardından popüler edebiyat diye göklere çıkardıkları postmodern akıma kapılsalardı, sorun yine yoktu. Oysa onlar, düşündükleri gibi yazmış, yazdıkları gibi yaşamışlardır. Etkili ve yetkililerimiz ise, kelimenin olumsuz anlamıyla bahane uydurmaktan geri durmamışlardır.   

BAHANE, felsefi bakımdan bardağı taşıran son damla yada suyun kaynaması için son ısı miktarıdır. Kısaca nicel birikimin nitel değişimi sağlayan son halkası. Sosyal devrimler de bu tür bir nicel birikimin sonucudur. Bahanenin gündelik anlamı, olumlu yönden eski deyimle vesile, olumsuz yönden de gerçekliği olmayan uydurulmuş bir nedendir. BAHANE, ele aldığı konular ve içerikleri bakımında insanın özgürleşme istencine teğet durmayan yazarlar, şairler ve olaylardan yola çıkarak hem eserler hem de konuları hakkında kendi görüşlerini dile getirmektedir. Osman Bozkurt BAHANE kitabında, ülkemizdeki aydın kimdir den  Spinoza’nın özgürlük anlayışına, şiirden öyküye ve romana kadar uzayan birçok edebi konuyu tartışmaktadır.  

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

ÇOK OKUNANLAR

6. Orontes Uluslararası Çağdaş Sanat Festivali Gerçekleşti

Orontes Uluslararası Çağdaş Sanat Festivalin Ardından  Antakya’da 6.Orontes Uluslararası Çağdaş Sanat Festivali düzenlendi. Türkiye’nin yanı sıra toplam 9 ülkeden 34 sanatçının katıldığı çağdaş...

ERDEMLİ OLMAK VE ERDEM*

Erdem nedir? Erdem ahlaklılığın özel adıdır. Erdem terimi bize özellikle ahlak açısından bireysel yetkinliği duyurur. İyiye yönelmek ve kötüden kaçmak erdemli kişinin başlıca niteliğidir. Bu...

ÖZGÜRLÜK KAVRAMI ÜZERİNE*

  Cemal YILDIRIM   Giriş "Özgürlük" tanımı kolay bir terim değildir. Soyut kavramlar arasında özgürlük ölçüsünde kaypak, değişik anlam boyutları olan pek az kavram gösterilebilir. Üstelik özgürlük göreceli...

KESTİM KARA SAÇLARIMI

“Umudumu hiç ama hiç yitirmedim. Acılarıma ezdirmedim. Şiirlerimin bir kıyıcığında da saklı tuttum. Acı varsa onu duymak başka, acıya yenik düşmek başka. Acıya yenik...

SON YORUMLAR

Mehmet Konyali on GICIR GICIR
Bilgehan Oğuz on “ÖDÜL SİSTEMİ”
Rasim Aşın on “ÖDÜL SİSTEMİ”
Ikbal kaynar on 46’LI
Yuksel on HIDIR DAYI
Gülbahar Yılmaz on ABU
Mustafa Düzgün on İZLER
B.Nur Erkoç on İZLER
Nur Erkoç on ASKIDA EKMEK
Özgür BAŞKAYA on #YargıtayTahliyeEt
Prof. Dr. İbrahim Bozkuş on HAŞHAŞ GAZETESİ VE KAYMAKAM ABDÜLKADİR AKSU
Ikbal kaynar on ŞİİRİM ISITIR SENİ
gulhan genc on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on BOŞ EV
Rafet Canpolat on BOŞ EV
Atilla IŞIK on BOŞ EV
Deniz on BOŞ EV
Arif Sürücü on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on ASKIDA EKMEK
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultam on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gökhan GURBETOĞLU on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gürel SÜRÜCÜ on HAYIR BABA TÜRBESİ
İlter koçak on HAYIR BABA TÜRBESİ
Fikret Ökmen on GUNDİ
Perihan sever dirican on GUNDİ
Hatem on GUNDİ
Selim DURMUŞ on GUNDİ
Hüseyin Ceylan on BERBER  
Tacettin Mert on İŞÇİ
Tacettin Mert on AGORA MEYHANESİ
Gökhan GURBETOĞLU on ANNE ÖP DENİZİ
Songül on ŞİDDET
İsmet Çallıbay on ANNE ÖP DENİZİ
Erdem KAYA on İKİ ARADA BİR DEREDE
Gürel Sürücü on ŞİİRE DAİR ÖNERİLER (2)
Hulusi keleş on AYRIK OTU
Gürel on AYRIK OTU
Mehmet İşbitiren on AYRIK OTU
Bir amatör futbolcu on AMATÖR TİYATROCULARIN DRAMI
Hasan GÜL on KUTSAL EKMEK