9 C
İstanbul
Perşembe, Ekim 1, 2020
Ana Sayfa Edebiyat Şiir AYŞEGÜL SAKSILARI

AYŞEGÜL SAKSILARI

ayşegül saksıları

bir)

bir tek bu şehirde olman
avutuyor beni
bir de şefkât kokan gülüşün…

oysa
şefkâte ve avutulmaya
bir şehir hatları vapurunun
azgın bacası gibi beynime
kahırlı bir direnç üfleyen
mor fistanı solmuş
ve ağyeri paramparça olmuş
zulmün şehvetine esir
bu şehir muhtaç, bu şehir…

hep bu şehirde ovalayıp durdum
ağulu yanını yaşamın ve sevdanın gitme!

gitme!
kondularımızın
pencere kenarlarında
yoksulluğumuza inat
sıra sıra külrengi
ayşegül saksıları(*)
fesleğenler
menekşeler
kaynanadilleri
ve sevda sevda
doludizgin bir hayat var
sen varsan…

sen varsan
hiçliğimdeysen yani
sonsuzluğa açar çiçekler gitme!

sabrın okyanusunda yıkayıp
bu şehrin sokaklarına astım
düşlerimi
paylaşılsın diye mutluluk.
çünkü
acılardan artakalan
mutluluktur zaman
şimdi mutluluktur zaman!..

iki)

gitme!
gidişinle evde kalmış
banbal kızların ellerinde
küflü bir şehir gibi kokar fesleğenler
menekşeler solar
döker ‘’seviyor’’lu yapraklarını papatyalar
bana ‘’sevmiyor’’lar kalır
gitme!.

gidersen yitirir rengini gök
kanar yapraktaki yeşil
yıkılır Bolu Dağı
dabaz döker Giresun Yaylası
yırtılırken güneşteki sarı
yağmur sonrası
toprak kokusu sancır
mevsimler birbirine karışır
yaz gider
bahar gider
kış kalır
gitme!

 
gidersen
revgân saçlarına tak
yüreğinde sıcak tut İstanbul’u
gözlerinle vur beni
gidişinle öldür
yoksa
anlamsız akar zaman
şimdi anlamsız akar zaman!..

üç)

hep bu şehirde ovalayıp durdum
ağulu yanını yaşamın ve sevdanın
oysa
bildik bir şarkı gibi
bu şehir geçiyor usumdan şimdi
gözlerin geçiyor geceden
gece geçiyor
ay geçiyor
çürüyen kaldırımlar yürüyor
üstüme üstüme
yürüyor ayazda bıraktığın yüreğim.
gidişinle kilitleyerek
bütün kapılarımı
ruhumu vurduğum gün geliyor
üstüme üstüme…

anılar, artık adları çiçeklerle okunmayan numaralı sokaklar
ve alfa-betik yitik evler gibidir
bağsız bahçesiz.
yangınımla sarmaş dolaş
bu şehir geçiyor kendinden
ekmeksiz, sensiz.

yüzlerce yıl ağladığım bu şehrin
en köhne gecesinden
uçları yangın parçası parmaklarım
yarınsızlığa tetik düşürecekken
gülüşün geçiyor usumdan zamansız…

kızıl kıvrımlı ırmakların
yaşlı yaslı sesiyle
mimozaların kararan yapraklarına
fısıldayarak
asmaların yemişine bırakıyorum
usulca yaşamı!..
karanfillerin kokusuna göm beni!..
sinsin düşlerim
babası madenci olanın
umutsuz gözlerine!
göm beni kokusuna karanfillerin
sevincim çiçeğe konan arının ayak uçlarında kalsın
anlam karıncanın telâşında!.
gürül gürül yaşamak olsun zaman
şimdi yaşamak olsun zaman!..

dört)

varlığımızla yokuz sevgili yokluğumuzla yoksul…
varlığımıza soyunur
yokluğumuza buhran olur
ruhlarımız…
bundandır soluğuma kahroluşum
her insan kendi acısına alimmiş
ne dersin bundan mıdır birbirimizin acılarına cahilliğimiz?!
yalnız bundan mı
gülağızlı bir çocuğun
öksüzlüğüne
denk düşer ömrümüz?!
söylesene
hangi neden içtiğim zehrin dumanlı zembereğinde
pervasızca durduruverir zamanı?!
oysa
bana ırak gözlerinde durur zaman
şimdi durur zaman!..

beş)

ah sevgilim
böğrümdeki en güzel
‘’çıbanım benim’’
birikip mutluluğa
umudu aktım senden
ertelenen yarına
günü kanayıp damarlarımdan
acıya vardım…
unutmaya gidiyorum şimdi “beni”
gömerken beni karanfil kokularına
sil tarihten içimin yüzlerini…
aşk tarihsiz bir talihti zaten…
evrenin rahmine tarih değil
özün düştü çünkü
özüne özüm
özüme közü kavganın
aşk oldu zaman!..
şimdi aşk oldu zaman!…
       

(*) 12 Eylül 1980 faşizminin zindanlarında akıl sağlığı bozulan bir kadın devrimcidir Ayşegül…Tahliye olduktan sonra Bağcılar’da ailesine ait evinin bahçesinde kendi el yapımı kül rengi saksıları satarak ve gelinlik kızlara çeyiz yaparak hayatını idame ettirmeye çalışan bu onurlu kadının anısına saygıyla…
 
 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

ÇOK OKUNANLAR

YANNİS RİTSOS’UN ŞİİRİNDE DÜŞSEL VE MELANKOLİK ÖĞELER

Günümüz şiiri diyebilirim ki, Yannis Ritsos’un şiirinin zirveye çıkmasıyla, birlikte bir gerilemenin içine girmiştir. 18. Yüzyılın ve 19. Yüzyılın önemli sanat eylemliliği...

KÜLTÜR ENDÜSTRİSİ VE İŞÇİ FİLMLERİ FESTİVALLERİ

A. Halûk Ünal 15. İşçi Filmleri Festivali (İFF) bitti ve geldiği nokta itibariyle, arkasındaki yaratıcılar...

DÜNYA COVİD19’A TESLİM OLDU

Cahit BÜÇKÜN DÜNYA, COVID-19’A TESLİM OLDU, “SÜRÜ BAĞIŞIKLIĞI” ANLAŞMASI YAPTI!Başta eşitlikçi ve insanı yaklaşımla Covid-19’ı sıfırlayan ve akıllı...

TAMLASANA

TAMLASANA   Uyandım yine eksik yanımla tamlasana elimi yüzümü yıkasana sevginle ayı alıp güneşini koy gökyüzüme hadi durma gülüşünü giyindir işe giderken ellerini koy çantama aman ha unutma yanağımda kalsın dudakların merak etme yüreğin...

SON YORUMLAR

Özgür BAŞKAYA on #YargıtayTahliyeEt
Prof. Dr. İbrahim Bozkuş on HAŞHAŞ GAZETESİ VE KAYMAKAM ABDÜLKADİR AKSU
Ikbal kaynar on ŞİİRİM ISITIR SENİ
gulhan genc on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on Evin Anahtarı
Rafet Canpolat on Evin Anahtarı
Atilla IŞIK on Evin Anahtarı
Deniz on Evin Anahtarı
Arif Sürücü on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on ASKIDA EKMEK
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultam on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gökhan GURBETOĞLU on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gürel SÜRÜCÜ on HAYIR BABA TÜRBESİ
İlter koçak on HAYIR BABA TÜRBESİ
Fikret Ökmen on GUNDİ
Perihan sever dirican on GUNDİ
Hatem on GUNDİ
Selim DURMUŞ on GUNDİ
Hüseyin Ceylan on BERBER  
Tacettin Mert on İŞÇİ
Tacettin Mert on AGORA MEYHANESİ
Gökhan GURBETOĞLU on ANNE ÖP DENİZİ
Songül on ŞİDDET
İsmet Çallıbay on ANNE ÖP DENİZİ
Erdem KAYA on İKİ ARADA BİR DEREDE
Gürel Sürücü on ŞİİRE DAİR ÖNERİLER (2)
Hulusi keleş on AYRIK OTU
Gürel on AYRIK OTU
Mehmet İşbitiren on AYRIK OTU
Bir amatör futbolcu on AMATÖR TİYATROCULARIN DRAMI
Hasan GÜL on KUTSAL EKMEK