9 C
İstanbul
Pazar, Eylül 27, 2020
Ana Sayfa Edebiyat ANNE ÖP DENİZİ

ANNE ÖP DENİZİ

“Dün gece bir düş gördüm…”  dedi birden bire annesine Mirvan.

Kayalar yuvarlanıyordu dağın eteklerinden… şehir sessizliğini yitirdi. Gök karanlığını kaybetti gecede. Evler karanlığa hapsoldu bir anda. Sesler o kadar çok ki hangisini anlatsa eksik kalır çoğu.

“Ne  gördün anlatsana oğlum.” dedi annesi Zara.

Pencereden gökyüzü görünüyordu. Yıldızları birisi öldürüyordu. Bildik sesleri öldürüyordu birileri. Birileri arkadaşlarımı alıyordu. Birileri yuvamı alıyordu. Birileri okulumu alıyordu. Birileri parkımı alıyordu. Kuka… kuka çok korkmuştur şimdi. Annesi yok ki onun. Sarıl anne… anne sarıl bana.

“Unuttum” dedi uzun bir sessizliğin içinden Mirvan.

Dalgalar ne kadar da büyük böyle… hiç deniz görmedim ben… neden karanlık bu deniz… neden karanlık ilerisi… Kuka… neden düşüyor hep aklıma. Bir duvarın altında öylece kaskatı bana bakan gözleriyle. Neden yardım edemedim Kuka’ya. Keşke annesi olsaydı yanında. O zaman… evet o zaman… gülerdik belki ikimizde mavi bir göğün altında oynarken…

“Gözlerin neden doldu Mirvan’ım… neden?” diye sordu Zaza.

Ay olurdu geceleri… ılık bir rüzgar girerdi avlumuza. Kuka ayaklarımın dibinde oynaşırdı, yıldızların başımın üzerinde oynaşması gibi. Yıldızlar ve ay bu ülkenin göğünde yok mu? Nasıl bir karanlık bu böyle. Nasıl büyük dalgalar… Akdeniz demişlerdi… bu deniz hep kara… hep kara… hep kara…

 

“Yok annem bir şey… denizin tuzu kaştı galiba.” dedi, Mirvan annesine.

Ne kadar da tuzlu böyle. Yeni evimize giderken, denizden tuz mu toplasam. Ama karanlık. Korkuyorum. Anne… anne… babam yeni evimize gelecek mi? Anne… söylesene… bu deniz ne zaman mavi olacak?

“Gel öpeyim o gözlerini de tuz kalmasın gözlerinde. Bilirsin bir öpücüğüm bin doktora bedel.” dedi Zaza ve sarıldı oğluna.

Sımsıcak… annemin kolları. Babamda kesin bu yüzden sevmiştir annemi. Hem de öpünce de iyileştiriyor acıları. Annem babam gelince onu çok öp… o şimdi savaşta çok acıyordur… çok öp onu. Kuka’nı annesi olsaydı o da onu öperdi. Belki o zaman Kuka kalkardı o yerden… kalkardı… kalk!

“Öptüm ama şimdi niye ağlıyorsun bakayım ufaklık.”

Ya babam… babam da Kuka gibi kalkamazsa düştüğü yerden. Kalkamazsa. Annem yanında olsaydı belki de öper kaldırırdı onu. Neden annem Kukayı öpmedi. Sevmiyor muydu Kukayı.  Ah bu deniz… bu karanlık… bitsin… bit!

“Ağlama kuzum, ağlama, bak sabah olacak ve göreceksin maviyi. Hadi sil gözyaşlarını. Baban ne dedi sana, unutma.”

Güçlü olmak istemiyorum. Çünkü biliyorum güçlü olan onlar. Onlar ki evimizi aldı… onlar ki Kukayı aldı… onlar ki babamı aldı. Bitmez bu karanlık. Bitmez… bit!

“Dalgalar ne büyük anne. Gittikçe de büyüyorlar. Anne dikkat et, tut eli…”

Gece çok karanlık… deniz çok karanlık. Tuz…  tuz, boğazımı yakıyor. Gözlerim hiç yanmıyor ve ağlayamıyorum artık.  Kuka da ağlayamamıştı, anne… babama sarılmayı unutma. Unutma anne, güçlü olmalıyız, umutlu. Babam haklı anne, onlar güçlü değil, biz güçlüyüz.

Anne öp denizi, beni almasın.

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

ÇOK OKUNANLAR

YANNİS RİTSOS’UN ŞİİRİNDE DÜŞSEL VE MELANKOLİK ÖĞELER

Günümüz şiiri diyebilirim ki, Yannis Ritsos’un şiirinin zirveye çıkmasıyla, birlikte bir gerilemenin içine girmiştir. 18. Yüzyılın ve 19. Yüzyılın önemli sanat eylemliliği...

KÜLTÜR ENDÜSTRİSİ VE İŞÇİ FİLMLERİ FESTİVALLERİ

A. Halûk Ünal 15. İşçi Filmleri Festivali (İFF) bitti ve geldiği nokta itibariyle, arkasındaki yaratıcılar...

DÜNYA COVİD19’A TESLİM OLDU

Cahit BÜÇKÜN DÜNYA, COVID-19’A TESLİM OLDU, “SÜRÜ BAĞIŞIKLIĞI” ANLAŞMASI YAPTI!Başta eşitlikçi ve insanı yaklaşımla Covid-19’ı sıfırlayan ve akıllı...

TAMLASANA

TAMLASANA   Uyandım yine eksik yanımla tamlasana elimi yüzümü yıkasana sevginle ayı alıp güneşini koy gökyüzüme hadi durma gülüşünü giyindir işe giderken ellerini koy çantama aman ha unutma yanağımda kalsın dudakların merak etme yüreğin...

SON YORUMLAR

Özgür BAŞKAYA on #YargıtayTahliyeEt
Prof. Dr. İbrahim Bozkuş on HAŞHAŞ GAZETESİ VE KAYMAKAM ABDÜLKADİR AKSU
Ikbal kaynar on ŞİİRİM ISITIR SENİ
gulhan genc on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on Evin Anahtarı
Rafet Canpolat on Evin Anahtarı
Atilla IŞIK on Evin Anahtarı
Deniz on Evin Anahtarı
Arif Sürücü on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on ASKIDA EKMEK
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultam on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gökhan GURBETOĞLU on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gürel SÜRÜCÜ on HAYIR BABA TÜRBESİ
İlter koçak on HAYIR BABA TÜRBESİ
Fikret Ökmen on GUNDİ
Perihan sever dirican on GUNDİ
Hatem on GUNDİ
Selim DURMUŞ on GUNDİ
Hüseyin Ceylan on BERBER  
Tacettin Mert on İŞÇİ
Tacettin Mert on AGORA MEYHANESİ
Gökhan GURBETOĞLU on ANNE ÖP DENİZİ
Songül on ŞİDDET
İsmet Çallıbay on ANNE ÖP DENİZİ
Erdem KAYA on İKİ ARADA BİR DEREDE
Gürel Sürücü on ŞİİRE DAİR ÖNERİLER (2)
Hulusi keleş on AYRIK OTU
Gürel on AYRIK OTU
Mehmet İşbitiren on AYRIK OTU
Bir amatör futbolcu on AMATÖR TİYATROCULARIN DRAMI
Hasan GÜL on KUTSAL EKMEK