9 C
İstanbul
Perşembe, Mayıs 13, 2021
Ana Sayfa Eleştiri Anlatacak Sözü Olmak Ve Öyküye “Cankurtaran” İpi Atmak

Anlatacak Sözü Olmak Ve Öyküye “Cankurtaran” İpi Atmak

Günümüzden 5 bin yıl sonra 2010’lu, 2020’li yıllarda Türkiye’de gündelik yaşama ilişkin izler bulmaya çalışan dünyalı kardeşlerimiz bir kazı yapsalar; buluntular arasında çıkacak izler, yaşam alanları, eşyalar, kitap vb. arasında Gürel Sürücü‘nün “Cankurtaran” adlı kitabı çıksa birçok yönden merakını giderirdi.

Cankurtaran‘ı okuduğumda ilk usuma bunlar geldi.

Bir de Zonguldak‘ta maden işçilerinin gittiği kahvelerde usta Tonyalı, Maçkalı fıkra anlatıcılarının sıradan bir olayı bile olağanüstü anlatım gücüyle birleştirince nasıl değerli hazineye dönüştürdüklerini anımsadım.

Sanat bitti, “Herkes 15 dakikalığına ünlü olacak“, Tarihin sonu zırvalıklarını bir kıyıya koyup aha işte öykü diyesi geliyor insanın.

Kendimce bir sanat yapıtında gündelik yaşamdan izler taşımasını önemserim. Yazılan çizilenin yaşamda karşılığı olup olmadığına bakarım.

Kuşkusuz öykünün ne anlattığı da önemlidir. Cankurtaran‘daki öyküler yaşama dokunan, insan sıcaklığının dumanı üzerinde olan öyküler.

Değişen insan ilişkileri içinde debelenen Cankurtaran, günümüzün evrensel yalnızlığını yaşıyor. O benim, o sensin, o bizdir artık. O parasız ise biz de cepleri tamtakır olan emekçi sınıfının yalnızlarıyız.

O sahil, kumları temizleyen araç bizim sahili de temizlemedi mi?

Kahramanların tevazusu, dejavu yaşatıyor bize.

Fiziksel gücü bizden zayıf olanları ezmek alışılmış davranış biçimi oldu.

O yüzden kuşkuluyuz, koruma ve esirgeyici bakışlarla çiçeğe, böceğe, toprağa yaklaşıyoruz.

Öykülerdeki kahramanların bazısı  Gürel Sürücü mü? Yazar gözlemlerini baklava arasına dökülen şerbet kıvamında okura sunuyor.

Bilmeyenler için şu öyküyü yineleyerek noktalayalım…

2 iş arkadaşı her gün otobüsle işe gidiyorlarmış. Yol da 1 saatten uzun sürdüğü için zamanı değerlendirmek adına birbirlerine fıkra anlatmaya karar vermişler. Sonra aynı fıkraları anlata anlata ezberlemişler.

Sonra bir gün fıkraları numaralamışlar.  Arkadaşlardan biri 28 deyince diğeri basıyor kahkahayı. Diğeri karşılık veriyor: 112… Bu kez diğeri basıyor kahkahayı. Hangi sayı hangi fıkrayı anlatıyor, o denli ezberden içselleştirmişler fıkraları..

Günün birinde aynı otobüse sürekli binen birisi günlerce iki arkadaşı gözlemledikten sonra yancı olarak koyu söyleşiye limon sıkmak için mi bilinmez, iki arkadaşa yaklaşıp “14” diye bağırmış.

Doğallıkla iki arkadaş tepkisiz kalınca: Neden gülmediniz? Siz sayı söyleyip arkasından kahkahalarla gülüyorsunuz. Oysa ben de söyledim işte sayıyı somurttunuz.

Arkadaşlardan biri şu yanıtı vermiş: Anlatmayı bilmiyorsunuz.

Sanat bitti. Tarihin sonu. Ve bir sürü ipe sapa gelmez gerekçe ile itilip kalkılan sanat ve öykü, bitmemiş. Yeter ki siz sanat yapmayı, yazmayı, yaşama dokunmayı unutmayın.

Gürel Sürücü, fıkradan hareketle öyküyü biliyor diyelim. Bu usta işi öykü kitabını okuyun derim. Dargeçitlerden geçtiğimiz günlerde unuttuğumuz değerleri anımsatır ve bizlere belki “Cankurtaran” olur.

Nevzat YILMAZ 

 

Cankurtaran
Yazan : Gürel SÜRÜCÜ
Sayfa: 128
Eylül Yayıncılık

2 YORUMLAR

  1. Gürel hocam her yazısını toplumun, emeğin içinden çıkarır gözlerimizin önüne serer. “Cankurtaran” in da kaybolan değerlerimizi, yaşanmışlıkları gözler önüne seçeceğine eminiz. Teşekkürler nevzat bey

  2. Gürel bey her çıkan yeni kitabınızı merakla ve severek okuyorum, her kitabınızda topluma ve içinde yaşadığımız hayatlara gerçeğiyle dokunuyor, öyle hayal mayal mesela değil,her biri hayatın gerçeği içinde.Yüreğinize ve yürekten aktardığınız elinize kalemimize sağlık.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

ÇOK OKUNANLAR

Çulluklar Dökülmüş

Evinde ziyaret ettim arkadaşım Osman’ı. Avurtları çökmüştü, damarları görünen incecik elleriyle sıktı elimi. Dudakları çölde unutulmuş kaktüs gibi. Beni görünce birden canlanıverdi, gözleri yalımla parladı: -Hasan,...

Prometheus’un Çığlığı, Esaretin İlmeği

“Umut, cesaretin yarısıdır” diyor BaIzac. Fransız Devrimi’nin debdebeli ortamında umudunu yitirmeden cesareti kuşanmanın aslında ayakta kalmanın, güzel günlere olan inancın bir göstergesi olduğuna işaret...

2021 VE SANAT ALANININ BAŞINA GELENLER

2021 VE SANAT ALANININ BAŞINA GELENLER SANAT MECLİSİ Bir sanat sezonunun daha sonuna yaklaşıyoruz. Sezonun başından bu yana işsizlik ve salgın hastalık sanat alanını vurdu geçti....

“ÖDÜL SİSTEMİ”

“ÖDÜL” SİSTEMİ İnsanlar neden ödül almak ister? Bazı insanlar neden ödül verir-ödül vermek ister?            Tüm bu soruların dışında ödül niye...

SON YORUMLAR

Ikbal kaynar on 46’LI
Yuksel on HIDIR DAYI
Gülbahar Yılmaz on ABU
Mustafa Düzgün on İZLER
B.Nur Erkoç on İZLER
Nur Erkoç on ASKIDA EKMEK
Özgür BAŞKAYA on #YargıtayTahliyeEt
Prof. Dr. İbrahim Bozkuş on HAŞHAŞ GAZETESİ VE KAYMAKAM ABDÜLKADİR AKSU
Ikbal kaynar on ŞİİRİM ISITIR SENİ
gulhan genc on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on BOŞ EV
Rafet Canpolat on BOŞ EV
Atilla IŞIK on BOŞ EV
Deniz on BOŞ EV
Arif Sürücü on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on ASKIDA EKMEK
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultam on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gökhan GURBETOĞLU on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gürel SÜRÜCÜ on HAYIR BABA TÜRBESİ
İlter koçak on HAYIR BABA TÜRBESİ
Fikret Ökmen on GUNDİ
Perihan sever dirican on GUNDİ
Hatem on GUNDİ
Selim DURMUŞ on GUNDİ
Hüseyin Ceylan on BERBER  
Tacettin Mert on İŞÇİ
Tacettin Mert on AGORA MEYHANESİ
Gökhan GURBETOĞLU on ANNE ÖP DENİZİ
Songül on ŞİDDET
İsmet Çallıbay on ANNE ÖP DENİZİ
Erdem KAYA on İKİ ARADA BİR DEREDE
Gürel Sürücü on ŞİİRE DAİR ÖNERİLER (2)
Hulusi keleş on AYRIK OTU
Gürel on AYRIK OTU
Mehmet İşbitiren on AYRIK OTU
Bir amatör futbolcu on AMATÖR TİYATROCULARIN DRAMI
Hasan GÜL on KUTSAL EKMEK