9 C
İstanbul
Çarşamba, Eylül 30, 2020
Ana Sayfa Tiyatro 1960 SONRASI TOPLUMCU TÜRK TİYATROSU VE 4 YAZARI “İSMET KÜNTAY, SERMET ÇAĞAN,...

1960 SONRASI TOPLUMCU TÜRK TİYATROSU VE 4 YAZARI “İSMET KÜNTAY, SERMET ÇAĞAN, OKTAY ARAYICI, VASIF ÖNGÖREN, ” ÜZERİNE YAZILAN 5 SERİLİK YAZININ SONUNA EK..

 

Başlangıç için hamiş.. Bu 6 serilik yazı sevgili hocam rahmetli “Nurhan Karadağ” denetiminde yazılmıştır. Onu saygı, sevgi, ve özlemle anıyorum..

1960 sonrasında tiyatronun ülkemizdeki genel gidişatına bakılarak; rejisörlük, oyunculuk, dramaturgluk da yapmış dört değerli tiyatro yazarı incelenmeye çalışılmıştır.

Tiyatro toplumla iç içe değişen ve gelişen bir sanat dalıdır. Metinlerin biçimsel özellikleri ve öz özellikleri toplumun aynası olarak karşımıza çıkar. Bu bazen önde giderken bazen aynılaşır ve hiç beklenmedik zamanlarda toplumun gerisinde de kalabilir. Anlatılan hikâye genellikle toplumun içinden çıkmış sorunları ele alırken, olası sorunlara da göndermeler yapabilir ya da çok öznel konulara da yer verebilir.

Bireyciliği bilinçli olarak öne çıkaran ideolojilerde, yoğunluklu olarak kişilerin öznel sorunlarına vurgu yapılır ki bu sanatçının ya da alıcının ağaca bakarken ormanı görememesine yol açan bir etmendir. Bu çalışmada incelenen yazarlar toplumcu bakış açısını belirlemiş, gittikleri kulvarlar farklı biçimler taşısa da insana ve insanlığın geleceğine bakışlarındaki politikaları ortak kişilerdir.

Yaşamları ve duruşlarıyla toplumumuzu etkileyen, değiştirip dönüştürmeye çalışan bu tiyatro emekçileri, insan ve insana bağlı değerleri ön planda tutmuşlardır. Özgürlük düşüncesi sanat insanımızın varlık nedenleriyle örtüşmektedir.

Sanatın ve sanatçının işlevini ve gücünü çok iyi bilen sermaye, sanatın üstünde (Demokles’in Kılıcı gibi) bir baskı aracı olarak durmakta ve sanatla politikanın ayrılması temelinde, özgürlük karşıtı kapsamlı ve bilinçli bir çalışma yapmaktadır. Hâlbuki sanatın politikadan bağımsız olamayacağı bir gerçektir… İşte bu temel düşünceyi dikkate alarak hareket etmiştir bu önemli dört tiyatro insanı.

Özgürlüğe karşı olan tutucu sistemler özelde edebiyat ve tiyatro, genelde sanatla uğraşırken; istediği oyunları ideolojik ya da maddi manipülasyonlarla oynatır, egemenliğinin sürekliliği için tüm dalavereleri yaparken; işine gelmediği tiyatroları, metinleri sansür ettirip, kitapları yaktırıp, sanatçıları, yazarları, bilim adamlarını içeri attırırken; insanın sorgulaması, yaratıcı olması, eşit ve özgür olması gibi temel değerleri ortaya döktükleri için bu sanat insanları da acılı süreçler yaşamışlardır. Bu onları yollarından döndürmemiş, yaşamın anlamını sorgulama ve sorgulatmada bedel ödeme konusunda tereddütlü davranmamışlardır.

Ernst Fischer bir yazısında “Sanat için, sanatın gelişmesi için elverişli bir ortam yaratmaz kapitalizm.. Ortalama bir kapitalist sanata karşı bir gereksinme duyarsa, bu ya özel hayatını süslemek içindir ya da iyi bir yatırım yapmak için.” diyor. Bunun gerçekten de böyle olduğu yaşananlar değerlendirildiğinde gözler önündedir…

Yaşanılan süreci irdelediğimizde görürüz ki; Sanatın ve sanatçının tam yabancılaşmasına, insan ilişkilerinin maddileşmesine, kişisel yalnızlıklara ve toplumsal bağların gölgelenmesine neden olmuştur kapitalizm…

Bu duruma karşı çıkmış dört yazarımız da insan ilişkilerinin önemi üzerinde durmuşlar ve eşitliği sanatlarının – yaşamlarının şiarları haline getirmişlerdir.

Halkla yoğun bağlar kurmak gerektiğine inanan yazarlarımız sanatın bir süs değil kendini ifade etme biçimi olduğunu ve bunu da estetik kaygılar ve etik değerler olmadan yapamayacaklarını göstermişlerdir.

İnsanın devredilemez sandıklarının alışverişe konu olduğu bir dönem içerisinde,  ifade edilen – aktarılan ama asla satılmayan; edinilen ama asla satın alınamayan- erdem, sevgi, inanç, bilgi, vicdan, sanat gibi önemli değerlerimizin; kısaca her şeyin ticarete girdiği dönemde, çürümüşlüğün genelleştiği, her şeyin para ile elde edilmesinin evrenselleştiği bir dönemde, insanı ve değerlerini savunma gayreti ve çabası içinde görmekteyiz yazarlarımızı. İnsan onurunu koruma çabası içinde görmekteyiz. Pazarın ve ideolojisinin bir praksis haline getirilmesine karşı; emeğin pratiğinin teorileştirilmesinin önemi üzerinde durmuşlardır eserlerinde ve yaşamlarında.

Yeniyi arayan kişiler olmuştur bu dört yazar.Geleneksel kaynakların kullanımı konusunda önemli çabalarda bulunmuşlardır..Gelenekten geleceğe Anadolu kültürünün yaşatılması ve geliştirilmesi sürecine dikkatle eğilen yazarlarımız , çağcıl sanat eserlerine ulaşmadaki yolun kendi toplumunun değerlerini iyi bilip onlardan yola çıkarak yeni bakış açıları geliştirmenin önemini kavramışlardır. Çağdaş olduğunu söyleyip “Avrupa Merkezli” bakış açısıyla değerlerinin farkına varamayan birçok yazarla karşılaştırılamayacak ölçüde derinlikli bakış açıları geliştirmişlerdir. Bir başkasının bakış açısıyla bakmanın ideolojik kölelik olduğunu, bu anlamda sağlıklı bir yeninin oluşamayacağını ve kültürel mozaiklere darbe vurulacağını anlamış yazarlarımız “insanı” öne çıkaran tüm çağdaş ve çağcıl değerleri korurken, ihanete varacak mesnetsiz “batılılaşma” çığlıklarını da reddetmişlerdir. Kendi değerlerinin önemini bilen bu kıymetli yazarlar elbette batının olumlu, estetik ve entelektüel yaratımlarına da gözlerini kapatmamışlardır.

Geleneksel kaynaklardaki sihri görme yetisine sahip olmuş yazarlarımız, geleceğin Türk Tiyatrosunun kurulmasında bu değerleri, dünyanın çağdaş biçimleriyle bezeyerek yeni denemelerde bulunmuşlardır. Örneğin Brecht estetiğinin ülkede nasıl yer alabileceğini düşünürken bunu Anadolu oyunlarının gözetiminde yapmaya önem göstermişlerdir. Geleneksel Türk Tiyatrosunun çağdaş motiflerle sunulmasındaki tavırları yıllar içinde tezin yöneticisi Prof. Dr. Nurhan Karadağ’ın oyunlarında da ısrarla görülecektir.

 Sanatın karşılıksız olduğunu yaşadıkları zamanlardan göstermişlerdir 1960 sonrası bu dört yazarımız. “Çiçek sularken ya da âşık olurken herhangi bir karşılık beklemeyiz. Öyleyse kendini güzel ifade etmek olan sanattan niye karşılık bekleyelim ki”, ana düşüncesini yolumuzu aydınlatarak ifade etmişlerdir. Amatörlüğün bu anlamda yeri ve önemi üzerinde durmuşlar ve acemilikle karıştırmadan gönül bağıyla bağlanarak tiyatroya sarılmak gerekliliğini belirlemişlerdir. Yaşanan ekonomik ve politik ortamda amatörlük sanatın yeni çıkışlarından biri olarak görülmelidir. Bizlere değişimi, ilerlemeyi, sorgulamayı göstermeyen, hatta bizleri bunların aksine sürükleyen bir tiyatro dayatılmaktadır. Tiyatro, verili ortamın sürmesine, devrimci dönüşümlere engel teşkil edecek bir konuma bilerek sürüklenmiştir. Yeniyi aramayan, öz-biçim ilişkisinin emekçi kesimlerdeki etkisini koparan, sorgulatmayan, ezilen kitlelerin uzağında, onların dili olmayan bir tiyatroyla karşı karşıyayız. Süslü, içi boşaltılmış, koflaştırılmış… İşte tüm bu tahlillerin gerçeğinde-ışığında; tüm bu olumsuzluklardan hareketle amatörlüğü önemsemek gerekmektedir. Bahsedilen olumsuz örneklere karşı yaşamları ve yapıtlarıyla örnek olacak sanat ve düşün adamlarımızın tiyatrodaki en önemli temsilcilerindendir bu dört yazar.

1960’lı yıllardan 1980’e değin geçen süreçte, tiyatronun tüm alanlarında önemli gelişimler yaşanmıştır:

 Tiyatronun asalı kabul edeceğimiz seyircinin nicel artışının yanında nitel olarak da gelişim gösterdiği gözlenmiştir.Yaşadığımız dönemde yaşanan seyirci azlığı sorununun çözümlerini değerlendirirken dönemin yazarlarının niteliğini de göz önünde bulundurmamız gerekmektedir.

Oyunculuk sanatına ilgi artmış, mesleki olarak tiyatroyu seçen insanların sayısında artış belirgin olarak oluşmuştur.Yine yaşadığımız süreçte tiyatrocu olmanın yoksullukla değerlendirilmesini göz ardı etmemek ve bu yola baş koyanların azlığının nedenlerini burada aramamız gerekmektedir.

Yeni tiyatro topluluklarının kurulması, demokratik kitle örgütlerinin tiyatroya değer vermeye çalışması, tiyatroların örgütlenme girişimleri, dönemin toplumsal dinamikleri ile tiyatronun bağının gelişmesi bu döneme damgasını vurmuştur.

İşte bu canlı ortamda yetişmiştir konu edindiğimiz değerli tiyatro yazarlarımız.

Değerlendirilen dört yazar dışında da çok kıymetli tiyatro-sanat insanlarının yetişmiş olduğunu da görmekteyiz. Yurt dışından edinilen bilgiler, bilgi ve görgüsünü arttırmak için yabancı ülkelere giden kıymetli tiyatro insanları da bu renkli ortamın oluşmasına önayak olmuşlardır.

Basının öneminin büyük olduğu , anlatılan dönemde , sanata-tiyatroya duyarlı gazete ve dergilerin önemi üzerinde de durmak gerekmektedir..Halkın da ilgisi doğrultusunda yapılan yayınlar hem toplumun bilinçlenmesinin yolunu açmak hem de duyurunun olanaklarını büyütmek anlamlarında önemli olmuştur.

 Dönemin TİYATRO 70’ler ve OYUN dergileri toplumsal sorumluluk konusunda duyarlı ve titiz davranmışlar, tiyatronun izleyicisine ulaşmasında ve izleyicinin bilinçli tavır takınmasında önemli rol oynamışlardır.

Sanatçı diyeceği olandır… Estetik kaygısı olandır ve asıl önemlisi, bunu insanlık yararına yapmak durumunda olandır… Misyonu, yaşadığı çağla derdi olmak, onu dönüştürüp değiştirmeye çalışmak olmalıdır.

Dünyanın ve insanlığın yarınını düşünmeden nasıl estetik kaygılar duyulabilir ki?

 Ekolojik, toplumsal, eşitlikçi, özgürlükçü kaygılar taşımadan nasıl sanat alanında yaşanır ve hangi mesajlar verilebilir?

 Yoksulluk, baskı ve zulüm karşısında tavır almayan, gereğini yapmayan birinin hâlâ söyleyecek sözü var mıdır?  İşte bu sorulara yanıt vermeye çalışmıştır değerlendirilen yazarlar.

İsmet Küntay’ın oyunlarındaki halkın içinden kopup gelme, Sermet Çağan’ın oyunlarında yerelden evrensele yaşanan dertlerin anlatılması, Oktay Arayıcı’nın ekonomik çözümlemelerle dolu bölge insanını anlatan oyunları ve Vasıf Öngören’in öz ile biçim ağını kurmadaki başarısıyla anlattığı, sömürülen insanlara çığlık olmada sanatçı sorumluluğunun dönemdeki en önemli göstergelerini oluşturmuşlardır.

Tiyatro sanatçısı; yaşadığı coğrafyayı, kültürel konumu, sosyal-ekonomik dengeleri tahlil etmek, kavramak ve insani boyutlara çekip olumsuz gidişatları değiştirmeye çalışmak zorundadır.

Temel dert daha yaşanılası bir dünya özlemi değil midir?

Temel dert gerçeğe ulaşmadır. Gerçeğe ulaşmadaki katmanları, gözbağcıları, dolambaçlı yollara sürükleyenleri, tersinden göstermeye çalışanları deşifre etmek ve gerçeği gün ışığına çıkarıp onunla yaşamaktır.

Bu çalışmada irdelenmeye çalışılan yazarlar gerçeğin yolunda yürümeyi kendilerine yol seçmişlerdir. Bu çalışmanın hazırlayıcısı da bu yolda, onların açtıkları yolda yürümeyi kendine şiar edinmiştir.

Bu çalışmadan elde edilecek estetik, etik, bilimsel ve politik düşünler ve mesajlar ayrıntılı değerlendirilirse ve “aslolan insandır” düşüncesi ile bakılabilirse, verilen emek bir nebze işe yaramış demektir.

Yeni Vasıflara, Oktaylara, İsmetlere, Sermetlere Türkiye’nin ve tiyatrosunun acil ihtiyacı vardır…

 

KAYNAKÇA

A- KİTAPLAR

Akı, Niyazi. Çağdaş Türk Tiyatrosuna Toplu Bakış, (1923-1967) Ankara, Ankara Ünivertisi Yayınları, 1968.

And, Metin. Cumhuriyet dönemi Türk Tiyatrosu (1923-1980) Ankara, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 1983.

_________ . 50 Yılın Türk Tiyatrosu, İstanbul, İş Bankası Kültür Yayınları, 1973.

_________ . Türk Tiyatro Tarihi, İstanbul, İletişim Yayınları, 1992.

Arayıcı, Oktay. Bütün Oyunları, İstanbul, Mitos Boyut Yayınları, 1996.

Ankara Üniversitesi Basımevi, Oktay Aracıyı İçin 2001.

Berkes, Niyazi. Türkiye’de Çağdaşlaşma, Ankara, Bilgi Yayınevi, 1973.

Çağan, Sermet. Bütün Oyunları, İstanbul, Mitos Boyut Yayınları, 1993.

Çalışlar, Aziz. Gerçekçi Tiyatro Sözlüğü, İstanbul, May Yayınları, 1980.

_________ . Tiyatro Ansiklopedisi, Ankara, Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı Yayınları, 1995.

_________ . Tiyatro Oyunları Sözlüğü II, İstanbul, Mitos Boyut Yayınları, 1994.

Çelenk, Semih. Kalemden Sahneye III, İstanbul, YGS Yayınları, 2003.

Erkek, Hasan. Oyun İçinde Anlatı, Ankara, T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları, 2001.

Ertuğrul, Muhsin. Benden Sonra Tufan Olmasın, İstanbul, Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Yayınları, 1989.

Gorky, Maksim, Küçük Burjuva İdeolojisinin Eleştirisi, İstanbul, Ortam Yayınları, (tarihsiz)

Göktaş, Erbil, Vasıf Öngören’in Tiyatro Dünyası, İstanbul, Mitos Boyut Yayınları, 2004.

Kongar, Emre, Kültür Üzerine, İstanbul, Çağdaş Yayınları, 1982.

_________ . Toplumsal Değişme Kuramları ve Türkiye Gerçeği, İstanbul, Remzi Kitabevi, 1985.

Küntay, İsmet. Bütün Oyunları, İstanbul, Mitos Boyut Yayınları, 1993.

Nutku, Özdemir. Darülbedayi’nin Elli Yılı, Ankara, A.Ü.D.T.C.F. Yayınları, 1969.

_________ . Uzatmalı Gerçekler, İstanbul, Remzi Kitabevi, 1983.

_________ . Yaşayan Tiyatro, İstanbul, 1976.

_________ . Dünya Tiyatro Tarihi II, İstanbul, Remzi Kitabevi, 1985.

Öngören, Vasıf. Bütün Oyunları, İstanbul, Mitos Boyut Yayınları, 1999.

Özön, M.Nihat ve Baha Dürder. Türk Tiyatro Ansiklopedisi, İstanbul, Remzi Kitabevi, 1967.

Sun, Muammer, Türkiyenin Kültür-Müzik-Tiyatro Sorunları, Ankara Kültür Yayınları, 1969.

Şener, Sevda. Çağdaş Türk Tiyatrosunda Ahlak, Ekonomi, Kültür Sorunları (1923-1970), Ankara, A.Ü.D.T.C.F. Yayınları, 1971.

_________ . Çağdaş Türk Tiyatrosunda İnsan (1923-1972), Ankara, A.Ü.D.T.C.F. Yayınları, 1972.

_________ . Cumhuriyetin 75. Yılında Türk Tiyatrosu, İstanbul, İş Bankası Yayınları, 1998.

Tanilli, Server. Uygarlık Tarihi, İstanbul, Say Kitap Pazarlama, 1981.

Taşkan, Deniz. “1949-1983 Oyunları ve 1939-1949 Tatbikat Sahnesi Çalışmaları, Ankara, Devlet Tiyatroları Araştırma Yayını I, 1999.

Tekmen, Sıtkı. 41 Yılın Tarihi (ADS), Ankara, ADS Yayınları 1998.

Tekerek, Nurhan. Popüler Halk Tiyatrosu Geleneğimizden Çağdaş Oyunlarımıza Yansımalar, Ankara, T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları, 2001.

Tanju, İsmail. 27 Mayıs 1960-12 Mart 1971 Ekonomi-Politiğe Bağlı Teatral Düşün Hareketleri, İstanbul, Gökçem Tiyatro-Sinema Yayınları, 1991.

_________ . 12 Mart 1971-12 Eylül 1980 Ekonomi-Politiğe Bağlı Teatral Düşün Hareketleri, İstanbul, Gökçem Tiyatro-Sinema Yayınları, 1992.

Yüksel, Ayşegül. Çağdaş Türk Tiyatrosundan 10 Yazar, İstanbul, Mitos Boyut Yayınları (tarihsiz).

 

B- TEZ

Erkoç, Gülayşe. Türk Tiyatrosunda 1960-1970 Dönemi, Yayımlanmamış Doktora Tezi, A.Ü.S.B.E. Tiyatro Anabilim Dalı, 1994.

 

C- DERGİLER – BROŞÜRLER

  • AKİS
  • Ankara Deneme Sahnesi Broşürü
  • AST
  • Devlet Tiyatrosu Dergisi
  • Milliyet Sanat
  • Oyun (Bütün Ciltler)
  • Perde
  • Ses
  • Şehir Tiyatrosu
  • Şehir Tiyatrosu Dergisi
  • Tiyatro
  • Tiyatro Araştırmaları Dergisi
  • Türk Solu
  • Türk Tiyatrosu
  • Tiyatro 70
  • Tiyatro 71
  • Tiyatro 72
  • Tiyatro 73
  • Tiyatro 74
  • Tiyatro 75
  • Tiyatro 76
  • Tiyatro 77
  • Tiyatro 78
  • Yarın
  • Yön

 

D- GAZETELER

  • Akşam
  • Cumhuriyet
  • Dünya
  • Hürriyet
  • Milliyet
  • Politika
  • Sabah
  • Son Havadis
  • Ulus
  • Vatan
  • Yeni Asır

 

 

 

 

 

 

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

ÇOK OKUNANLAR

YANNİS RİTSOS’UN ŞİİRİNDE DÜŞSEL VE MELANKOLİK ÖĞELER

Günümüz şiiri diyebilirim ki, Yannis Ritsos’un şiirinin zirveye çıkmasıyla, birlikte bir gerilemenin içine girmiştir. 18. Yüzyılın ve 19. Yüzyılın önemli sanat eylemliliği...

KÜLTÜR ENDÜSTRİSİ VE İŞÇİ FİLMLERİ FESTİVALLERİ

A. Halûk Ünal 15. İşçi Filmleri Festivali (İFF) bitti ve geldiği nokta itibariyle, arkasındaki yaratıcılar...

DÜNYA COVİD19’A TESLİM OLDU

Cahit BÜÇKÜN DÜNYA, COVID-19’A TESLİM OLDU, “SÜRÜ BAĞIŞIKLIĞI” ANLAŞMASI YAPTI!Başta eşitlikçi ve insanı yaklaşımla Covid-19’ı sıfırlayan ve akıllı...

TAMLASANA

TAMLASANA   Uyandım yine eksik yanımla tamlasana elimi yüzümü yıkasana sevginle ayı alıp güneşini koy gökyüzüme hadi durma gülüşünü giyindir işe giderken ellerini koy çantama aman ha unutma yanağımda kalsın dudakların merak etme yüreğin...

SON YORUMLAR

Özgür BAŞKAYA on #YargıtayTahliyeEt
Prof. Dr. İbrahim Bozkuş on HAŞHAŞ GAZETESİ VE KAYMAKAM ABDÜLKADİR AKSU
Ikbal kaynar on ŞİİRİM ISITIR SENİ
gulhan genc on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on Evin Anahtarı
Rafet Canpolat on Evin Anahtarı
Atilla IŞIK on Evin Anahtarı
Deniz on Evin Anahtarı
Arif Sürücü on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on ASKIDA EKMEK
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultam on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gökhan GURBETOĞLU on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gürel SÜRÜCÜ on HAYIR BABA TÜRBESİ
İlter koçak on HAYIR BABA TÜRBESİ
Fikret Ökmen on GUNDİ
Perihan sever dirican on GUNDİ
Hatem on GUNDİ
Selim DURMUŞ on GUNDİ
Hüseyin Ceylan on BERBER  
Tacettin Mert on İŞÇİ
Tacettin Mert on AGORA MEYHANESİ
Gökhan GURBETOĞLU on ANNE ÖP DENİZİ
Songül on ŞİDDET
İsmet Çallıbay on ANNE ÖP DENİZİ
Erdem KAYA on İKİ ARADA BİR DEREDE
Gürel Sürücü on ŞİİRE DAİR ÖNERİLER (2)
Hulusi keleş on AYRIK OTU
Gürel on AYRIK OTU
Mehmet İşbitiren on AYRIK OTU
Bir amatör futbolcu on AMATÖR TİYATROCULARIN DRAMI
Hasan GÜL on KUTSAL EKMEK