9 C
İstanbul
Salı, Eylül 29, 2020
Ana Sayfa Edebiyat Şiir KİRLİ SAVAŞA KARŞI YAŞASIN BARIŞ

KİRLİ SAVAŞA KARŞI YAŞASIN BARIŞ

 Çocuklarınız İçin, Rıfat Ilgaz

Zorumuz ne insan kardeşlerim,
Amacınız kökümüzü kurutmaksa,
Yetmiyor mu tayfunlar, taşkınlar,
Bunca aç, bunca sayrı, kırım, kıyım,
Sayısız işkence kurbanları…
En kötüsü,
Güngünden başımıza inen bu gökyüzü!

Bu toplanıp dağılmalar ne oluyor
Yüksek düzeylerde?
Neden alçakgönüllü değilsiniz,
Sözünüz mü geçmiyor birbirinize,
Hangi dilden konuşuyorsunuz?
Barışsa eğer istediğiniz
Uçaklardan başlayın işe
Önce çirkinleşen savaş uçaklarından…
Ya insanları bir yana bırakıp
Sivrisineklerin kökünü kurutun
Ya da bataklıkları!

 

 Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek 3, Adnan Yücel

Barış dedik bunca yıl
Kardeşlik dedik-sevgi dedik
Yepyeni umutlar doğurduk umut tacirlerinden
Düştük peşlerine korkusuz
Aç-susuz
Ve en dikenli yollarda yalınayak
Gelecekleri kapkara
Dilleri yumuşak
Yalanları güzel ve ak
Girdiler dünyamıza alkışlanarak

 

DÜNYAYI VERELİM ÇOCUKLARA

       Nazım HİKMET

Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne
allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar
oynasınlar türküler söyleyerek yıldızların arasında
dünyayı çocuklara verelim
kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi
hiç değilse bir günlüğüne doysunlar
dünyayı çocuklara verelim
bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı
çocuklar dünyayı alacak elimizden
ölümsüz ağaçlar dikecekler

 

SABAH OLURSA

    Tevfik FİKRET

Bu topraklarda bir gün ışıyacaksa,oğlum,
eğer bu topraklarında sislenen şu alın yazısı
sağlam ve güçlü bir elle silinir de,
bir parça gülerse donuk ve paslı yüzü halkın
– o gün ben ölememiş bile olsam
bir ölü gibi yaşayacağım –
sen kes o gün benden umudu,
kötürüm, boş çevremde unut beni acılarımla,
hasta bakışlarım seni çekmek ister sonra geriye doğru.
Oysa sen ” yarın ” sın tepeden tırnağa,
kulaklarımda sesin durmadan şakıyor.
Işıyacak bir gün ortalık, ışıyacak,
sürmez bu karanlık, sürmez kıyamete dek,
bu mavi gökyüzü bir gün acır size.
Öyle boynunu bükme, oğlum,
hayatın güneşidir sevinçli olmak,
boynu bükük insan çürür bizim gibi.
Siz ey, gelecek günlerin küçük güneşleri,
birer birer uyanmanın vakti geldi işte,
ufuklar aydınlığa öyle susadı, öyle susadı ki!
Aydınlık tek özlediğimiz şey çağımızda,
haydi silin bulutları, uğursuz gölgeleri atın,
ışıklar içinde koşun mutlu özgürlüğe doğru.
Biz gözümüz açık gitmeyeceğiz bu dünyadan:
Vatan sizinle yaşayacak, biliyorum, sizinle yaşayacak,
Şu zından karanlığından uzak, sizinle!

DUVARA TEBEŞİRLE YAZILAN

Bertoll BRECHT

“Savaş istiyoruz!”
En önce vuruldu
bunu yazan

 

KAÇAK

Boris VİEN

doğduğumdan beri
gördüm babamın öldüğünü
kardeşlerimin savaşa gittiğini
ve çocuklarımın ağladığını…

annem çok acı çekti
şimdi mezarında
vız geliyor artık bombalar ona
vız geliyor dizeler de.

ben hapisteyken
çaldılar karımı
çaldılar ruhumu
ve tüm geçmişimi.

reddedin boyun eğmeyi
reddedin savaşı
savaşa gitmeyin
reddedin savaşa gitmeyi.
 
BAZI ŞEYLERİ AÇIKLIYORUM
Pablo NERUDA
 
Bir sabah tutuştu bunların hepsi,
bütün canlıları yutmak için bir sabah
fışkırdı topraktan
şenlik ateşleri,
silah vardı artık,
barut vardı artık,
artık kan vardı.
haydutlar geldi uçaklarıyla,
yüzükleriyle, düşesleriyle haydutlar,
takdisler dağıtan kara keşişleriyle
haydutlar geldi gökyüzünden
çocukları öldürmek için,
çocuk kanı aktı sokaklarda
düpedüz çocukların kanı aktı.
 
NEDİR SAVAŞ
Fakir BAYKURT
 
Bir düşün serin kanla, yada sor bir uzmana
yanıtla şu küçük soruyu rica ederim
aptallık değilde nedir
nedir savaş?
 
 
 
SAVAŞA HAYIR

İsmet ALICI

biraz ışık biraz
ölenlerin kaydını tutmak için
başka ne yapılır çıldırmamak için.

gök tuz tuttu
yarın yağacak kavurarak bahçeleri.
yayılacak her yere annelerin yolunmuş saçları.

savaşa gidenlere söyleyin
ölen biziz, öldüren de biz, açlar.

 

 
İÇERDEKİ DÜŞMAN
 

Nevzat OĞUZ

bayrak

sınırdır

işgâldir

sömürüdür

kandır

esarettir

süte suyu ayıplayıp

bal tutanın parmağını yaladığıdır

dünyanın kâlbine çakılmış

en büyük yağlı kazıktır

***

vatan bütün bir dünya

bütün bir kâinat

vatan vicdandır

***

riyâyla barışık huzurun masasında

merhametle bilenmiş kaybın

baltasından damlayan

karanlığın kör şefkâtiyle okşanan

öldürülmüş çocukluğumuza

eşitlenen ölü çocukların

kara, sarı, kızıl başıdır

***

âh kardeşler!

biz ekşiydik

dünya pestilimizi çıkardı

sere serpe

lüksün şatafatlı patavatsız

zâlim sofrasına serildik

şimdi öncesinde olduğu gibi

yine göndere çekiyorlar kanımızı

pırıl pırıl gülüşlerimizden hain

beklentisiz ölüşlerimizden

kahraman yapıyorlar

neyleyim

vakitsiz ölüm biçiyorlar

hayatın şafağına

***

on beşimden beri bayraksızım

vatansızım/haymatlosum

düşmanınızım

n a s ı l h a i n i o l u r u m
b a y r a ğ ı n ı z ı n
v a t a n ı n ı z ı n
n a s ı l ? !..

Nevzat Oğuz

 

 

BARIŞ

Yannis RİTSOS

Çocuğun gördüğü düştür barış.

Ananın gördüğü düştür barış.

Ağaçlar altında sevdalıların sevda sözleridir

barış.

 

Gözlerinin içinde uçsuz bucaksız bir gülümseme

elinde yemiş dolu bir zembil

ve alnında ter tomurcukları

-pencerede suyu soğutan testideki damlalar gibi—

akşamüstü eve dönen babadır

barış.

  

Dünyanın yüzünde yara izleri kapanırken

ağaçlar diktiğimizde havan mermilerinin kazdığı çukurlara

yangının kavurduğu yüreklerde ilk tomurcuklarını açarken umut

ve ölüler kanlarının boşa gitmediğini bilerek

yana dönüp içerlemeksizin uyuyabildiklerindedir

barış.

 

Barış yemek kokusudur tüten akşamleyin

arabanın yolda durmasının korkutmadığı

kapı çalınmasının dost demek olduğu

ve pencereyi saat başı açmanın,

renklerinin uzaktaki çanlarıyla

gözlerimizin bayram etmesini sağlayan

gökyüzü demek olduğu zamandır

barış.

 

Barış bir bardak sıcak süt ve bir kitaptır uyanan çocuk önünde.

Başaklar birbirlerine eğilip “İşte, ışık, ışık, ışık!” dedikleri

ve ufuk çemberi ışıkla dolup taştığı zamandır

barış.

 

Hapisaneler onarılıp kitaplıklar yapıldığı zaman

eşikten eşiğe bir türkü yükseldiği zaman geceleyin,

cumartesi akşamlan mahalle berberinden çıkan yeni tıraş olmuş

bir işçi gibi baharda ay buluttan çıktığı zamandır

barış.

 

Geçmiş gün

yitirilmiş bir gün olmadığı

sevinç yapraklarını akşamın içine salan bir kök

ve kazanılmış bir gün, hak edilen bir uyku olduğu zaman

acıyı kovmak için zamanın dört bir bucağından

güneşin hemen ayakkabılarını bağladığını duyduğun zamandır

barış.

 

Barış ışınlar demetidir yaz ovalarında

iyilik alfabesidir tanın dizlerinde.

“Kardeşim” dediğin – “Yarın kuracağız” dediğin zaman

kuracağız dediğimizi kurunca türkü çağırdığımız zamandır

barış.

 

Ölüm yüreklerde az yer kapladığı

ve güvenli parmaklarla mutluluğu gösterdiği zaman bacalar,

ikindi vaktinin büyük karanfilini

ozan ve proleter aynı şekilde kokladığı zamandır

barış.

 

İnsanların sıkışan elleridir barış

dünyanın masasındaki ekmektir

gülümsemesidir annenin.

Budur yalnızca.

Başka bir şey değildir barış.

 

Ve toprakta derin karıklar açan sabahlar

tek bir sözcük yazarlar:

Barış. Başka bir şey değil. Barış.

 

Dizelerimin rayları üzerinde

buğday ve güller yüklenmiş

geleceğe doğru yol alan trendir barış.

 

Kardeşlerim,

barış içinde derin derin soluk alıyor

tüm dünya bütün düşleriyle.

Verin elinizi kardeşlerim,

işte budur barış.

 

Yunanca aslından çevirenler:

 İoanna Kuçuradi – Özdemir İnce

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Önceki İçerikKüfür, Şiir ve İşçi Sınıfı
Sonraki İçerikALIN YAZIM

ÇOK OKUNANLAR

YANNİS RİTSOS’UN ŞİİRİNDE DÜŞSEL VE MELANKOLİK ÖĞELER

Günümüz şiiri diyebilirim ki, Yannis Ritsos’un şiirinin zirveye çıkmasıyla, birlikte bir gerilemenin içine girmiştir. 18. Yüzyılın ve 19. Yüzyılın önemli sanat eylemliliği...

KÜLTÜR ENDÜSTRİSİ VE İŞÇİ FİLMLERİ FESTİVALLERİ

A. Halûk Ünal 15. İşçi Filmleri Festivali (İFF) bitti ve geldiği nokta itibariyle, arkasındaki yaratıcılar...

DÜNYA COVİD19’A TESLİM OLDU

Cahit BÜÇKÜN DÜNYA, COVID-19’A TESLİM OLDU, “SÜRÜ BAĞIŞIKLIĞI” ANLAŞMASI YAPTI!Başta eşitlikçi ve insanı yaklaşımla Covid-19’ı sıfırlayan ve akıllı...

TAMLASANA

TAMLASANA   Uyandım yine eksik yanımla tamlasana elimi yüzümü yıkasana sevginle ayı alıp güneşini koy gökyüzüme hadi durma gülüşünü giyindir işe giderken ellerini koy çantama aman ha unutma yanağımda kalsın dudakların merak etme yüreğin...

SON YORUMLAR

Özgür BAŞKAYA on #YargıtayTahliyeEt
Prof. Dr. İbrahim Bozkuş on HAŞHAŞ GAZETESİ VE KAYMAKAM ABDÜLKADİR AKSU
Ikbal kaynar on ŞİİRİM ISITIR SENİ
gulhan genc on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on Evin Anahtarı
Rafet Canpolat on Evin Anahtarı
Atilla IŞIK on Evin Anahtarı
Deniz on Evin Anahtarı
Arif Sürücü on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on ASKIDA EKMEK
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultam on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gökhan GURBETOĞLU on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gürel SÜRÜCÜ on HAYIR BABA TÜRBESİ
İlter koçak on HAYIR BABA TÜRBESİ
Fikret Ökmen on GUNDİ
Perihan sever dirican on GUNDİ
Hatem on GUNDİ
Selim DURMUŞ on GUNDİ
Hüseyin Ceylan on BERBER  
Tacettin Mert on İŞÇİ
Tacettin Mert on AGORA MEYHANESİ
Gökhan GURBETOĞLU on ANNE ÖP DENİZİ
Songül on ŞİDDET
İsmet Çallıbay on ANNE ÖP DENİZİ
Erdem KAYA on İKİ ARADA BİR DEREDE
Gürel Sürücü on ŞİİRE DAİR ÖNERİLER (2)
Hulusi keleş on AYRIK OTU
Gürel on AYRIK OTU
Mehmet İşbitiren on AYRIK OTU
Bir amatör futbolcu on AMATÖR TİYATROCULARIN DRAMI
Hasan GÜL on KUTSAL EKMEK