9 C
İstanbul
Cuma, Eylül 25, 2020
Ana Sayfa Kritik ŞİİR evet ŞİİR

ŞİİR evet ŞİİR

DEĞİNİLER  

ŞİİR: DOĞRU MU BİLMİYORUM (Yazmak zorunda olduğumu biliyorum).

Şiir sadece anlam ya da anlamsızlık kaygısı, arayışı değildir. Bunların aşılmasıyla oluşup, gelişen sanatsal güzellikler, incelikler algılayışıdır. Bu, sanatsal beğenide önemli bir düzeydir. Birikimli şairler bunu bilir; bu nedenle de şiirleri estetik (güzellik) bilimine ışık tutacak yenilikler barındırır. İyi şairler, en azından şiirde yarattıklarıyla devrim yapmış, yol açmış öncülerdir. Bu çizgi üstünde yapılacak ideolojik seçenekler (hangi ideolojiden oluşu) her durumda şairin – şiirin estetik değerleri içinde tartışılmayabilir. İdeolojik olarak gerici gördüğümüz bir şairin, yetkin, güzel bir şiiri olabilir. Bireylerin, ideolojik seçeneklerin bozamadığı, değiştiremediği ortak yanları ve değerleri vardır. Bu olgu, değişik ideolojik seçenekten kişileri ortak algı ve duyguda birleştirirken, ideolojik doku, sanatsal güzelliğin önüne geçmeksizin, bu değerleri ayrı ayrı yorumlar. Dünya görgüsü dünya görüşünü birçok ayrıntıda; seçenek dışı etkileyebilir. Bunu, çeşitli yaşam biçimlerinde gördüğümüz gibi yazınsal biçim ve içerikte de görebiliriz. Tüm bu geçişken, küçük ayrıntılara rağmen şiiri yaşam biçimi haline getirmiş her şair özne, kendi özgün şiir algısı, birikimi ve biçemiyle yüklüdür. Bu, söz konusu ayrıntılar dışında başka bir var oluş durumudur. Bu ise değişik
yargılar, değerler dizgesini oluşturur. Tüm bu saptamalara bakarak söylersek, genel olarak sanatta, özel olarak da şiirde tüm kamplaşmalar, belirlenimler, oluşumlar doğal akışın uygun dönemsel izlerdir. Şiirde kuşakların, ekollerin bir dönemin estetik duyarlılığının belirlenimi dışında önemi yoktur. Aynı çağda benzer koşullarda yaşayan yazan birilerinin benzeş duyarlıklarda buluşması, hatta bazen ortak yazıma kadar varan birlikteliğinin adlandırılmasıdır. Bu gruplaşmaları, kendi dışında kalan, seçenekleri aynı olmayan, ama aynı dönemin özgün, farklı duyarlılıklarla yazan şairlerini önemsizleştirme korosu olarak görmek olası. Daha çok da ideolojik seçenektekileri ya da kanonu parlatma çabası öne çıkmıştır. Sanatsal beğeni anlamında gerçek niyetini öne çıkarmaktan çekinen bir koronun poetik belirleyiciliği. Kendileri gibi olmayan özgünlükleri de içlerine alarak kendi güçlerine güç katmak isteseler de topluluk olarak – kendi içlerinden kimi şairler de olabilir – tek tek yükselen şairler tarafından sürekli aşılmışlardır. Literatürde tutunmak isteyen vasat şairler yükselenlerin yanında anılmayı bile üstünlük bilirler. Şiirin tarihinde evreler, kuşaklar, ekoller soruşturulurken bunları anmamak olmaz. Kuşak, ekol, evre vs. şiir tarihi belirlenirken bu işe de yarar. Oysa şair ortak duyarlılıklara rağmen tektir, ayrıcalıklıdır, özgündür, bir başkasıdır. İyi şiir, tarihin hangi evresinde yazılırsa yazılsın, şair kaç yaşında olursa olsun, hangi görüşte olursa olsun, hangi ekole – okula bağlı olursa olsun önemini kendi sanatsal estetik değerinden alır. Bu özün – özetin kapsamı dışındaki tüm çalışmalar, şiire ait, ama şiiri etkilemeyen, varsayılan, hatta belirlenebilen olumsuzluklara rağmen işleyişte böyledir.

*

Salt anlama yönelik şiir, sığ şiir ne kadar güzel yazılırsa yazılsın güzelliği sadece anlaşılır olmasındadır. Hemen algılanır, tüketilir, sıradana karışır. Kapalı şiir, söylemin tüm olanaklarına açık; sizi kendine tekrar tekrar çağırır, döne döne okutur. Onda hemen algılayıp tüketebileceğiniz kolay anlamlar yoktur. Derinlik kapalı şiirde de, açık şiirde de vardır; tüketilebilme farkı başka bir durum.
*
Dev kitap evleri, arşivler, müzeler, tiyatrolar, tüm sanat platformlarındaki alıcılar, sanat sevicileri anlam peşindedirler. Herkes kendi dünya görüşünün, çağırdığı, alıştırdığı, dayattığı anlama isteği ile doludur. Şair dünya görüşüne de ışık tutabilecek dünya görgüsünü, özgün beğenisini ertelemeden, risk ve yanlış bile olsa işlemeli.
Sanatsal beğeni zorunlular trajedisinin, verili olanın keyfe keder algılamasıyla yapılamaz. Yoksa yazın hayatı marifetiyle gerçek hayat, anlam yüklenmekten, anlamlı olmaktan ya da anlamsızlığa saplanmadan doğal ve zengin kimyasını yitirmiş olur. Bu anlaşılmaz olmaktan, anlamsız olmaktan daha yorucu ve tehlikeli bir durum. Şairin şiirde anlaşılma ve anlatma ya da anlatmama – kapanma derdi olmamalı. Bu algıdan yola çıkarak dayatmalarla alay etmeli. Çok güzel öyküler, romanlar, düşünce yazıları, bir anlama gelen metinler, hatta şiirler yazıldı. Şiire yaklaşıp yaklaşmadıklarını hala anlamış değilim.
*
Şair yakalandığı esini gömü bulduğunu sanır. Çoğu kez de bulduğu aramadığıdır. Şiir yazmak bu düş kırıklıklarını onarmaktır. İçinden bir özne şöyle mırıldanır: Aradığını bulamadıkça ve bunun için çalıştıkça şairsin. Daha iyisini yapmaya çalış; yetinme, unut, geri dön; kız kendine, yeniden yaz-yazma, acze düş. Sözcükleri boz. Bozukluğu onar, ov, kır, dağıt, topla. Önce aklınla oyna, oynat aklını. İyiyi, yeniyi bil; fakat, kendini zorlamadan yaz – yap –yarat – üret; her neyse… Yine de iyi şiir çıkmayabilir. Olsun. Deneyi ve yanılması çok olandır şair. Şiir için büyük tehlikedir “en’ler”. Hele ‘yeni’ düşüncesine kakılıp kalmak başka bir kapris. Yaşadığın her an senin bakışınla, birikimlerinle yenidir.
*
Ne yazmaman gerektiği bilince dönüşmüşse, nasıl yazacağını sorgulamadan şiir yolculuğuna çıkabilirsin. Kelimeleri tarlaya tohum atan çiftçi rahatlığı ile atsan bile, toprağına eksik düşmeyen ekin tanesi şiire dönüşecektir. En ufak bir zorlama estetik orantısızlık olarak dizeye yansıtır burada.

*
Ferit Edgü’nün “Övgü ve alkışlardan korkun, eleştiriden korkmayın” uyarısından güç bularak harika öyküselleri şiir diye sunan dostlara bakıyorum. O yeteneklerin şiir diye öyküsellerle oyalanması, türler arsında kalması, yeni bir yazınsal durum olmadığına göre, bizleri de yazabilme olasılıkları mümkün üst düzey şiirlerinden – öykülerinden mahrum bırakmazlar dilerim. Bu açıdan bakarak herkes için başarılar diliyorum.
Kolay gele.

Nevruz Uğur

18 Ekim Cuma 2019 İstanbul

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

ÇOK OKUNANLAR

YANNİS RİTSOS’UN ŞİİRİNDE DÜŞSEL VE MELANKOLİK ÖĞELER

Günümüz şiiri diyebilirim ki, Yannis Ritsos’un şiirinin zirveye çıkmasıyla, birlikte bir gerilemenin içine girmiştir. 18. Yüzyılın ve 19. Yüzyılın önemli sanat eylemliliği...

KÜLTÜR ENDÜSTRİSİ VE İŞÇİ FİLMLERİ FESTİVALLERİ

A. Halûk Ünal 15. İşçi Filmleri Festivali (İFF) bitti ve geldiği nokta itibariyle, arkasındaki yaratıcılar...

DÜNYA COVİD19’A TESLİM OLDU

Cahit BÜÇKÜN DÜNYA, COVID-19’A TESLİM OLDU, “SÜRÜ BAĞIŞIKLIĞI” ANLAŞMASI YAPTI!Başta eşitlikçi ve insanı yaklaşımla Covid-19’ı sıfırlayan ve akıllı...

TAMLASANA

TAMLASANA   Uyandım yine eksik yanımla tamlasana elimi yüzümü yıkasana sevginle ayı alıp güneşini koy gökyüzüme hadi durma gülüşünü giyindir işe giderken ellerini koy çantama aman ha unutma yanağımda kalsın dudakların merak etme yüreğin...

SON YORUMLAR

Özgür BAŞKAYA on #YargıtayTahliyeEt
Prof. Dr. İbrahim Bozkuş on HAŞHAŞ GAZETESİ VE KAYMAKAM ABDÜLKADİR AKSU
Ikbal kaynar on ŞİİRİM ISITIR SENİ
gulhan genc on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on Evin Anahtarı
Rafet Canpolat on Evin Anahtarı
Atilla IŞIK on Evin Anahtarı
Deniz on Evin Anahtarı
Arif Sürücü on ASKIDA EKMEK
Perihan sever dirican on ASKIDA EKMEK
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultan on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Neslihan Sultam on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gökhan GURBETOĞLU on ÖZLEDİĞİM ÇINAR ALTI
Gürel SÜRÜCÜ on HAYIR BABA TÜRBESİ
İlter koçak on HAYIR BABA TÜRBESİ
Fikret Ökmen on GUNDİ
Perihan sever dirican on GUNDİ
Hatem on GUNDİ
Selim DURMUŞ on GUNDİ
Hüseyin Ceylan on BERBER  
Tacettin Mert on İŞÇİ
Tacettin Mert on AGORA MEYHANESİ
Gökhan GURBETOĞLU on ANNE ÖP DENİZİ
Songül on ŞİDDET
İsmet Çallıbay on ANNE ÖP DENİZİ
Erdem KAYA on İKİ ARADA BİR DEREDE
Gürel Sürücü on ŞİİRE DAİR ÖNERİLER (2)
Hulusi keleş on AYRIK OTU
Gürel on AYRIK OTU
Mehmet İşbitiren on AYRIK OTU
Bir amatör futbolcu on AMATÖR TİYATROCULARIN DRAMI
Hasan GÜL on KUTSAL EKMEK